Mansur Yavaş, adalet sistemini "çifte standart" uygulamakla suçlayarak, kendine yönelik soruşturmaların hızla ilerlerken eski döneme ait dosyaların kapatıldığını belirtti.
Yavaş, eski AKP adayıyla ilgili ANFA soruşturmasının dört denemede açılabildiğini, bir diğerinin ise "zarar ödendi" denilerek kapatıldığını örnek gösterdi.
Yavaş, bu hukuki baskıların seçmen iradesini gasp etme girişimi olduğu uyarısında bulunarak, adil yargılanma ve şeffaflık talep etti.

Atlas AI
Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, belediye yönetimine dönük soruşturma izinlerinin hızla verildiğini, buna karşılık önceki döneme ilişkin suç duyurularının sonuçsuz kaldığını söyleyerek yargı süreçlerinde “çifte standart” uygulandığı iddiasını gündeme taşıdı. Yavaş, basın toplantısında kendi dönemine ait en küçük şikâyetlerin kısa sürede soruşturmaya dönüştüğünü, geçmiş döneme dair daha kapsamlı iddiaların ise takipsizlik veya zamanaşımıyla kapandığını savundu.
Yavaş’ın verdiği örneklerin merkezinde, seçim kampanyalarıyla belediye kaynakları arasındaki ilişki iddiaları yer aldı. Yavaş, 2019 yerel seçimlerinde AKP’nin Ankara adayı Mehmet Özhaseki’nin kampanya giderlerinin belediye şirketi ANFA kaynaklarından karşılandığını tespit ettiklerini ve bu konuda yaptıkları suç duyurusunun üç kez takipsizlikle sonuçlandığını belirtti.
Yavaş’a göre ancak dördüncü itirazdan sonra dava açılabildi; bu süreç, belediyenin geçmiş döneme dönük dosyalarında ilerlemenin zorlaştığı iddiasının temel dayanaklarından biri olarak sunuldu.
Yavaş, benzer bir tartışmanın 2024 yerel seçimleri döneminde de yaşandığını ileri sürdü. Bu kez AKP’nin Ankara adayı Turgut Altınok’un adaylığı sürecine ilişkin bir şikâyetin “kamu zararının ödenmesi” gerekçesiyle soruşturma açılmadan kapatıldığını söyledi. Yavaş, bu yaklaşımın seçim dönemindeki iddiaları ceza soruşturması eşiğinin altına çektiğini ve kamu zararının telafisinin tek başına yeterli görülüp görülmeyeceği sorusunu gündeme getirdi.
Belediyenin önceki başkanı Melih Gökçek dönemine ilişkin dosyalar da Yavaş’ın açıklamalarında yer aldı. Yavaş, Gökçek hakkında “onlarca” suç duyurusu bulunduğunu, buna rağmen soruşturma süreçlerinde tarafsızlık konusunda soru işaretleri doğduğunu savundu. Özellikle, kendisini soruşturan müfettişlerle bir araya gelindiği iddiasını eleştirerek, bu tür temasların şikâyetlerin sağlıklı incelenmesini zorlaştırabileceğini öne sürdü.
Yavaş, kendi yönetimine dönük soruşturma izinlerinin hangi başlıklarda verildiğine de değindi. Konser organizasyonları ve ranta dayalı olduğunu söylediği imar planlarına karşı kullandığı veto yetkisi gibi konuların soruşturma iznine konu edildiğini hatırlattı. Konserlerle ilgili bir müfettiş raporunda zarar tespiti bulunmadığını, buna rağmen soruşturma izni verilmesini dikkat çekici bulduğunu söyledi.
Hukuki süreçlerin işleyişine dair usul tartışmaları da toplantının bir diğer başlığı oldu. Yavaş, avukatlarının soruşturma evraklarına erişimde engellerle karşılaştığını ve bazı müfettiş raporlarının kendilerine tebliğ edilmediğini iddia etti. Bu tür uygulamaların savunma hakkı ve süreç şeffaflığı açısından risk üretebileceğini belirterek, “yargılanmaktan kaçınmadıklarını” ancak hukuka uygun ve adil bir süreç istediklerini vurguladı.
Yavaş’ın açıklamaları, yerel yönetimlerde denetim ve soruşturma mekanizmalarının siyasi rekabetle kesiştiği bir dönemde geldi. Türkiye’de belediyeler, kamu ihale süreçleri, belediye şirketleri, imar kararları ve kültür-sanat harcamaları gibi kalemler üzerinden hem idari denetime hem de adli soruşturmalara konu olabiliyor.
Bu çerçevede Yavaş, yıllar önceki dosyaların seçimlerden sonra yeniden gündeme gelmesi ve belediye yöneticilerinin tutuklanması ihtimalinin, seçilmiş yönetim üzerinde siyasi sonuçlar doğurabileceğini savunarak “milli irade” vurgusu yaptı.
Ülke Etkisi: Bu tartışma, idari izin mekanizmaları ve belediyelere dönük denetim süreçlerinin siyasi tarafsızlığına ilişkin kamuoyu algısını etkileyebilir. Süreçlere dair usul iddiaları, savunma hakkı ve şeffaflık başlıklarında düzenleyici ve yargısal uygulamalara dönük incelemeleri gündeme getirebilir.
Sektör Etkisi: Belediye şirketleri, etkinlik harcamaları ve imar kararları gibi alanlarda çalışan yükleniciler için uyum ve denetim maliyetleri artabilir. Soruşturma izinlerinin hızlanması veya farklı standartlarla uygulanması algısı, kamu ihalelerine katılım iştahını ve sözleşme risk primlerini etkileyebilir.
Piyasa Etkisi: Yerel yönetimlere ilişkin hukuki belirsizlik, belediye iştirakleriyle iş yapan firmalarda nakit akışı ve alacak tahsilat riskini artırabilir. Kamu harcama kalemlerine dönük incelemeler, ilgili sektörlerde (etkinlik, inşaat, hizmet alımı) gelir görünürlüğünü ve fiyatlamayı etkileyen bir kanal oluşturabilir.


