Hürmüz misyonu: Fransa-İngiltere ortak planı
Hürmüz misyonu planı, Fransa ve İngiltere’nin boğazda seyrüseferi savunma odaklı çok uluslu bir düzenlemeyle açma arayışını özetliyor.
Cuneyd Erdogan ·

Fransa ve İngiltere, Hürmüz Boğazı’nda deniz trafiğini yeniden işler hale getirmek için çok uluslu ve savunma odaklı bir deniz misyonu kurma seçeneğini masaya koydu. İki ülke, 13 Nisan 2026’da bu misyonun çerçevesini görüşeceklerini açıkladı. Paris ve Londra, girişimi “barışçıl” bir güvenlik düzenlemesi olarak konumlandırıyor ve seyrüsefer özgürlüğünü yeniden tesis etmeyi hedefliyor.
Gündemin arka planında iki eşzamanlı risk var. İran, 28 Şubat’ta boğazı fiilen kapattı ve bölgedeki ticari geçişler üzerinde doğrudan baskı oluştu. Buna paralel olarak ABD, İran limanlarına yönelik deniz ablukası başlatma planlarını duyurdu; bu da krizin askeri boyutunu büyütebilecek bir eşik olarak görülüyor.
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, planlanan misyonun tamamen savunma amaçlı olacağını ve hedefin boğazda seyrüsefer özgürlüğünü yeniden kurmak olduğunu söyledi. İngiltere Başbakanı Keir Starmer ile Macron, ABD’nin tek taraflı askeri hamlelerine katılmayacaklarını açıkça ifade etti. Bu tutum, Avrupa’nın krizi yönetirken askeri baskı yerine diplomasi ve uluslararası koordinasyonu önceleyen bir çizgi izlediğini gösteriyor.
Hürmüz Boğazı’nın kapalı kalması, enerji arzı ve navlun akışları üzerinden küresel fiyatlara hızlı yansıma riski taşıyor. Fransa ve İngiltere, boğazdaki kesintinin enerji fiyatlarını ve yaşam maliyetlerini artırdığını vurguluyor. Bu nedenle planlanan misyon, yalnızca güvenlik başlığı değil, enflasyon ve tedarik zinciri kanalları üzerinden ekonomik istikrar başlığıyla da ilişki kuruyor.
Önerilen yaklaşım, ABD’nin abluka planından yöntem olarak ayrışıyor. Paris ve Londra, askeri baskıyı artıran tek taraflı adımlar yerine, çok uluslu bir deniz varlığıyla ticari gemi geçişlerini güvence altına almayı ve gerilimi tırmandırmadan caydırıcılık üretmeyi hedefliyor. Bu çerçeve, Avrupa eksenli ve daha bağımsız bir kriz yönetimi kapasitesi oluşturma arayışının parçası olarak okunuyor.
Önümüzdeki görüşmelerde misyonun yetki alanı, angajman kuralları, katılımcı ülkeler, komuta-kontrol yapısı ve ticari gemilere sağlanacak refakat/koordinasyon mekanizmaları belirleyici olacak. Ayrıca İran’ın fiili kapanma kararının sürmesi, ABD’nin abluka planının uygulamaya geçip geçmemesi ve bölgedeki diğer aktörlerin tutumu, misyonun uygulanabilirliğini ve risk profilini doğrudan etkileyecek.
Olası Etkiler
Ülke Etkisi: Fransa ve İngiltere’nin ABD’den ayrışan tutumu, dış politika koordinasyonunu ve Avrupa güvenlik mimarisi tartışmalarını etkileyebilir. Enerji fiyatları ve yaşam maliyeti vurgusu, iç politikada enflasyon ve tedarik güvenliği gündemini öne çıkarabilir.
Sektör Etkisi: Deniz taşımacılığı ve enerji şirketleri, boğaz geçiş riskine göre sigorta, rota ve teslimat planlarını yeniden fiyatlayabilir. Çok uluslu bir misyon, refakat ve koordinasyon mekanizmalarıyla operasyonel belirsizliği azaltabilir, ancak angajman kuralları netleşene kadar risk primi sürebilir.
Piyasa Etkisi: Hürmüz kaynaklı arz kesintisi riski, petrol ve gaz fiyatlarını; navlun ve sigorta maliyetleri üzerinden de enflasyon beklentilerini etkileyebilir. ABD’nin abluka planı ile Avrupa’nın çok uluslu misyon yaklaşımı arasındaki fark, jeopolitik risk algısını ve riskten kaçınma davranışını kanallar üzerinden piyasaya taşıyabilir.