İstanbul’da yaşamanın bedeli: Asgari ücreti yutan şehir
Merkez Bankası verilerine göre İstanbul'da 100 metrekarelik bir evin ortalama kira bedeli 40 bin 453 TL'ye yükselerek rekor seviyeye ulaştı.

Türkiye genelindeki 24 bin 179 TL'lik ortalamayı adeta ikiye katlayan bu rakam, megakentin artık sadece taşını toprağını değil, orada nefes almayı bile lüks haline getirdiğinin en somut kanıtı.
Şimdi bu veriyi alın ve İstanbul sokaklarındaki ekonomik gerçekliğin tam ortasına bırakın.
Çalışan nüfusun neredeyse yarısının asgari ücretle (28 bin TL) geçinmeye çalıştığı, yoksulluk sınırının 35 bin TL'yi çoktan aştığı bir ülkede, İstanbul’da "ortalama" bir evde oturabilmek için tek bir kişinin maaşı yetmiyor.
Bir asgari ücretli, yemeden, içmeden, hiçbir fatura ödemeden tüm maaşını verse dahi İstanbul’daki ortalama kiranın ancak üçte ikisini karşılayabiliyor. Geriye kalan açığı kapatmak, üstüne bir de hayatta kalabilmek için artık aynı evde birkaç kişinin durmaksızın çalışması ya da insanların şehirden tamamen sürülmesi gerekiyor.
Üstelik bu durum durağan da değil. Veriler, İstanbul'da kira bedellerinin sadece geçen yılın son çeyreğine kıyasla yaklaşık yüzde 10 arttığını gösteriyor. Uzmanlar ortalamayı yukarı çeken ana damarın Kadıköy ve Beşiktaş gibi merkezi ilçelerdeki fahiş fiyatlar olduğunu belirtiyor. Doğrudur; buralarda fiyatlar astronomik seviyelerde. Ancak tehlike tam da burada başlıyor: Merkezdeki bu patlama, dalga dalga çeperlere yayılıyor.
Bugün Kadıköy'de oturamayanların akın ettiği nispeten uzak ilçeler de artık kendi bütçe sınırlarını zorluyor, İstanbul'un hiçbir köşesinde sığınılacak ucuz bir liman bırakmıyor.
Barınmak, temel ve anayasal bir insan hakkıdır. Bir insanın başını sokabileceği güvenli bir yuvaya sahip olması, serbest piyasanın insafına ya da emlak balonlarına kurban edilemez. Eğer bir metropolde ortalama kira, asgari ücretin neredeyse 1,5 katına ulaşmışsa, orada sadece bir "piyasa hareketliliğinden" değil, çok ciddi bir toplumsal krizden bahsetmek gerekir.
İstanbul, üreten, çalışan, bu ülkenin kalbini attıran emekçilerini kendi sınırlarının dışına itiyor. Acilen İstanbul özelinde köklü, kiracıyı koruyan ve fahiş artışların önüne geçen makro adımlar atılmazsa; bu şehir sadece zenginlerin yaşayabildiği, geri kalanların ise sadece çalışmak için sabahları feryat figan giriş yaptığı devasa bir işletmeye dönüşecek. Ve ne yazık ki, bu gidişatın faturası adliye koridorlarındaki ev sahibi-kiracı kavgalarından çok daha ağır olacak.
More stories
- 12 yaşındaki çocuğu kolonyayla yaktılar
- Bahçeli'den Çağrı: Türkiye Suudi Arabistan'a askeri destek sağlasın
- Etimesgut Belediyesi'ne operasyon: 25 gözaltı
- Erdoğan'dan Kabine sonrası fon soruşturması açıklamaları
- Cemil Tugay’ın AKP’ye geçişine tepki: İzmir’de meclis toplanamadı
- AB düzenlemelerine acil durum freni mekanizması önerildi
- Haluk Levent’in kardeşi tutuklandı
- CHP’de görev iadesi: Gökhan Günaydın yeniden TBMM’de
- CHP'de Komisyon Üyelikleri Sona Erdi: Kılıçdaroğlu Kararı
- CHP'de Grup Başkanlığı Tartışması: Kılıçdaroğlu mu, Özel mi Konuşacak?
Son haberler
- Türkiye bağlantılı Loops AI tohum turunda $3.5 milyon aldı
- Taban Gıda'nın iflası buğday ithalatında belirsizlik üretti
- Cari işlemler dengesi Ağustos ayında 4,1 milyar dolar fazla verdi
- Kanser karar destek yazılım pazarı 2,3 milyar dolara ulaşabilir
- Çek devi CSG, MDA Space şirketinin en büyük hissedarı oldu.
- Çin altında düşüşü fırsata çevirdi
- Skandal görüntülere mahkemeden tepki çeken karar
- Norveç ordusunda Çin skandalı

