İran uranyum zenginleştirme şartını masaya koydu
İran uranyum zenginleştirme şartını ateşkes görüşmeleri öncesi öne çıkardı; ABD yaptırım kaldırmayı nükleer taahhütlere bağladı.
Cuneyd Erdogan ·

İran, ABD ile gündeme gelen olası ateşkes görüşmeleri öncesinde uranyum zenginleştirme hakkının tanınmasını “temel koşul” olarak ilan etti. İran Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Muhammed Eslami, 9 Nisan 2026’da yaptığı açıklamada bu talebin, İran’ın kalıcı ateşkese dönük 10 maddelik planının kritik unsurlarından biri olduğunu söyledi.
Açıklama, hafta sonu Pakistan’ın başkenti İslamabad’da yapılması beklenen temaslar öncesinde geldi. İran tarafı, zenginleştirme faaliyetini egemenlik ve nükleer programın sürekliliğiyle ilişkilendirirken, ABD tarafı müzakerenin merkezine İran’ın yüksek düzeyde zenginleştirilmiş uranyum stokunu koyuyor. Bu çerçevede görüşmeler, ateşkes başlığının yanında nükleer dosyayı da aynı pakette ele alma eğilimi taşıyor.
ABD Başkanı Donald Trump, İran’ın yüksek düzeyde zenginleştirilmiş uranyum stokuna atıfla, bu konunun “kesinlikle halledileceğini” ve aksi halde anlaşmaya varmayacağını söyledi. Trump ayrıca İran’ın uranyum zenginleştirmesi yapmayacağını ve ABD’nin nükleer “tozları” ortadan kaldıracağını ifade etti. Bu söylem, Washington’un hedefini “zenginleştirme kapasitesinin sınırlandırılması”ndan “zenginleştirmenin tamamen durdurulması”na yaklaştıran bir çerçeve sunuyor.
ABD Başkan Yardımcısı JD Vance de Macaristan dönüşünde yaptığı açıklamada, İran’ın elindeki zenginleştirilmiş uranyum stokunun müzakerelerin ana başlıklarından biri olduğunu vurguladı. Vance, ABD’nin nükleer yakıtı istediğini ve İran nükleer silah geliştirmeme konusunda kesin taahhüt vermedikçe yaptırımların kaldırılmayacağını, ekonomik ortaklıkların da gerçekleşmeyeceğini söyledi.
Böylece ABD, yaptırım kaldırma ve ekonomik entegrasyon başlıklarını doğrudan nükleer taahhütlerin kapsamına bağlamış oldu.
İslamabad’daki görüşmelerin yeri ve zamanlaması, dosyanın bölgesel diplomasi kanalları üzerinden yürütüldüğünü gösteriyor. Pakistan’ın ev sahipliği, tarafların doğrudan temas yerine üçüncü ülke zeminlerinde ilerleme aradığını düşündürüyor. Sürecin kısa vadede ateşkes diliyle başlaması, ancak nükleer programın teknik unsurlarına hızla bağlanması, müzakere gündeminin geniş ve kırılgan bir çerçevede ilerlemesine yol açabilir.
Arka planda, İran’ın zenginleştirme faaliyetleri uzun süredir yaptırımların ana gerekçelerinden biri olarak öne çıkıyor. ABD ise stokların azaltılması, denetim rejimi ve nükleer yakıt döngüsünün kontrolü gibi başlıkları, yaptırımların gevşetilmesiyle eşleştiren bir yaklaşım izliyor. Bu tabloda tarafların “zenginleştirme hakkı” ile “zenginleştirmeme” hedefi arasındaki farkı nasıl yöneteceği, ateşkes görüşmelerinin siyasi sürdürülebilirliğini de belirleyecek ana unsur haline geliyor.
Olası Etkiler
Ülke Etkisi: İran’da nükleer programın müzakere koşulu haline gelmesi, yaptırımların geleceğini ve dış finansmana erişim beklentilerini müzakere takvimine daha sıkı bağlayabilir. ABD’de ise yönetimin “zenginleştirmeme” çizgisi, Kongre ve müttefik koordinasyonu üzerinden dış politika alanını etkileyebilir.
Sektör Etkisi: Enerji, sigorta ve taşımacılık sektörleri, yaptırım rejiminin yönüne bağlı olarak İran’la ticaret risklerini yeniden fiyatlayabilir. Nükleer yakıt ve denetim altyapısı alanlarında ise doğrulama ve tedarik tartışmaları, teknik hizmet sağlayıcılarına yönelik talebi etkileyebilir.
Piyasa Etkisi: Müzakerelerin nükleer stok ve yaptırım kaldırma şartlarına bağlanması, petrol arzı beklentileri ve risk primi kanalıyla emtia fiyatlarını etkileyebilir. Bölgesel jeopolitik risk algısı, döviz kurları ve savunma/enerji hisseleri üzerinden portföy akımlarında oynaklığı artırabilir.