İnsan beyni hakkında ezber bozan keşif: Tek değil, iki ayrı kökeni var

ABD'de yapılan yeni bir araştırma, insan beyninin embriyonun erken dönemlerinden itibaren ayrılan iki farklı sinir sistemi kökeninden oluştuğunu kanıtladı.

Atlas Newsdesk ·

İnsan beyni hakkında ezber bozan keşif: Tek değil, iki ayrı kökeni var

İnsan beyni araştırması, Stanford öncülüğündeki ekibin ön ve arka beyin için iki ayrı embriyonik köken saptadığını gösterdi.

Nature Neuroscience dergisinde yayımlanan çalışma, beynin tek bir sinirsel başlangıçtan geliştiği yönündeki yerleşik modeli sorguluyor. Araştırmanın bulguları, ALS ve SMA gibi ağır nörolojik hastalıkların laboratuvarda daha doğrudan incelenmesi için yeni bir zemin sağlayabilir.

Gastrulasyonda iki sinir hattı

Stanford Medicine liderliğindeki ekip, gelişmekte olan fare embriyolarında gastrulasyon evresine odaklandı. Bu dönem, embriyonun temel vücut planının oluşmaya başladığı en erken aşamalardan biri olarak kabul ediliyor.

Araştırmacılar bu evrede, beynin ön ve arka bölümlerine gidecek hücrelerin aynı havuzdan değil, iki ayrı sinirsel öncül gruptan çıktığını belirledi. Çalışmanın kıdemli yazarı Stanford Üniversitesi Gelişim Biyolojisi Bölümü’nden Doç. Dr. Kyle Loh; Carolyn Dundes ve Rayyan Jokhai ise ortak ilk yazarlar arasında yer aldı.

Yetişkin beyinde ön beyin, orta beyin ve arka beyin olmak üzere üç ana bölüm tanımlanıyor. Ön beyin dil, bilinç, soyut akıl yürütme ve matematiksel düşünme gibi karmaşık bilişsel işlevlerle ilişkilendiriliyor.

Kafatasının arka tarafındaki yapılar ise nefes alma, uyku, kalp ritmi ve açlık gibi otomatik yaşamsal süreçlerde görev alıyor. Aynı bölgedeki nöronlar yüz, dil ve boğaz kaslarının kontrolüne katıldığı için konuşma ve yutma mekanizmalarıyla da bağlantılı görülüyor.

ALS ve SMA modelleri

Bulguların tıbbi araştırma açısından ağırlığı, arka beyin nöronlarının laboratuvarda üretilebilmesi olasılığından geliyor. Canlı hastalardan araştırma amacıyla beyin sapı dokusu alınamaması, ALS ve SMA gibi hastalıklarda etkilenen hücrelerin doğrudan incelenmesini sınırlıyordu.

Eğer ekip insan arka beyin nöronlarını güvenilir biçimde üretebilirse, hastalık sırasında hücre işlevlerinin hangi aşamada bozulduğu daha ayrıntılı izlenebilir. Bu, tedavi adaylarının önce hücre düzeyinde test edilmesini ve hastalığın erken biyolojik izlerinin ayrıştırılmasını kolaylaştırabilir.

ALS ve SMA, motor sinir hücrelerini etkileyen ve kas kontrolünde ilerleyici kayba yol açabilen hastalıklar olarak biliniyor. Arka beyin devrelerinin konuşma, yutma ve solunumla bağlantısı, bu bölgedeki hücresel modelleri nörolojik araştırmalar için daha kritik hale getiriyor.

Çalışma ayrıca arka beyindeki bazı sinir devrelerinin açlığın düzenlenmesinde rol oynadığını hatırlatıyor. Bu devreler, semaglutid gibi kilo kaybı tedavilerinin etkilediği biyolojik sistemler arasında değerlendiriliyor.

Omurilik kökeni sırada

Araştırmacıların bir sonraki hedefi, omuriliğin embriyonik gelişimde hangi hücresel kökenden ortaya çıktığını belirlemek. Bu soru, beyin sapı ve omurilik nöronlarının aynı gelişim hattını paylaşıp paylaşmadığını anlamak açısından merkezi önem taşıyor.

Eğer omurilik de arka beyinle ilişkili ayrı bir kökenden gelişiyorsa, motor nöron hastalıklarının laboratuvar modelleri yeniden tasarlanabilir. Eğer farklı bir köken saptanırsa, ALS ve SMA çalışmalarında hücre türüne göre daha ayrışmış deney sistemleri gerekebilir.

Çalışmanın kısa vadeli sonucu, beynin erken gelişimine ilişkin tek kökenli anlatının daha karmaşık bir tabloyla karşı karşıya kalmasıdır. Daha uzun vadede ise bulgular, yenileyici tedavi araştırmaları ve hastalık modelleme çalışmalarında arka beyin nöronlarına özel yöntemlerin geliştirilmesini destekleyebilir.

More stories

Son haberler