İBB davasında “sistem” iddiası: Aktaş’tan İmamoğlu’na yönelik suçlamalar

İBB davasında savunma yapan Aziz İhsan Aktaş, Ekrem İmamoğlu liderliğinde bir yapı kurulduğunu ve iş insanlarından kamu gücü kullanılarak para toplandığını…

Atlas Newsdesk ·

İBB davasında “sistem” iddiası: Aktaş’tan İmamoğlu’na yönelik suçlamalar

İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen davada savunma yapan Aziz İhsan Aktaş, kamuoyunda “Beşiktaş dosyası” olarak da bilinen operasyon kapsamında tutuklandığını hatırlattı. Aktaş, Nisan 2025'te kendi iradesiyle ve herhangi bir yönlendirme ya da baskı olmaksızın İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmak için başvurduğunu söyledi.

Aktaş: “Sistemin temel amacı İmamoğlu'nun siyasi hayatının finanse edilmesidir”

Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu karşısındaki salonda gerçekleştirilen duruşmada savunmasını yapan Aktaş, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun liderliğinde bir yapı kurulduğunu iddia ederek şu ifadeleri kullandı:

"Benim karşıma çıkan yapı, İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu liderliğinde kurulmuş bir yapıdır. İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun talimatları ve para talepleri, İBB iştiraklerinden sorumlu Başkan Danışmanı Ertan Yıldız, Başkan Danışmanı İbrahim Bülbüllü, İstanbul Milletvekili ve eski CHP Genel Başkan Yardımcısı Özgür Karabat ile diğer aracılar üzerinden iletilmekteydi. Belediyeden doğan mevcut alacakları ve hak ediş ödemelerini temel baskı aracı yapan, ayrıca belediyelerle mevcut iş ilişkisinin ceza ve fesih gibi yöntemlerle sona erdirilmesi tehdidini kullanan, imar ve ruhsat süreçlerinde kendilerine pay talep eden bir düzendir. Sistemin temel amaçlarından en önemlisi Ekrem İmamoğlu'nun siyasi hayatının finanse edilmesidir."

İş insanlarına baskı yapıldığı iddiası

Aktaş, İmamoğlu'nun siyasi hayatının finanse edilmesi amacıyla iş insanları üzerinde baskı kurulduğunu öne sürerek bunun kabul edilemez olduğunu belirtti.

"Ekrem İmamoğlu'nun siyasi hayatını finanse edebilmek amacıyla iş insanları üzerinde baskı kurulması, yalnızca hukuka aykırı bir eylem değil, aynı zamanda temel ahlaki ve vicdani değerler bakımından da kabul edilmez bir durumdur. Hiçbir iş insanı siyasi bir faaliyetin finansmanı için baskı ve tehdit ile karşı karşıya bırakılmamalıdır. Bu sistem aracılığıyla siyaset yapmak isteyen bu kişiler halka hizmet sunmaya odaklanmak yerine iş insanlarından baskı ve zorlama ile para toplamaya çalışıyorlarsa, bunun adı siyaset değil kamu gücünün kötüye kullanılmasıdır."

Bu yapıyla ilgili beyanda bulunan tek kişinin kendisi olmadığını savunan Aktaş, bazı sanıkların ifadelerine de değindi.

“Kamu gücü ile para toplanıyor”

Aktaş, farklı kişiler, tarihler ve şirketler söz konusu olsa da uygulanan yöntemin aynı olduğunu savunarak şöyle konuştu:

"Yöntem nettir. Önce hak ediş veya mevcut alacak bekletilir, sonra iş insanına sistemin istediği para verilmezse ödemesini alamayacağı söylenir. Para teslimleri yeni bir iş almak için değil, yasal hak edişlerimizi alabilmek için yapılmıştır. Para doğrudan asıl karar verenlerin talimatı ile bir danışmana, şoföre, otelde veya özel ofiste teslim edilir. Böylece sistem yöneticilerinin arka planda gizli kalması hedeflenir. Paralar belediye kasasına, resmi bir bağış hesabına veya banka hesabına yatırılmamıştır. Nakit çekilmiş, aracılara teslim edilmiş, ilgililerin sistem dediği havuza aktarılmıştır. Sistem diye adlandırılan bu yapı bir soyut anlatım değildir. Sistem adındaki yapıya alacağınızın belli bir oranını vermeden yasal alacaklarınızı alamazsınız ya da belediye yetki ve sorumluluk alanlarındaki yasal haklarınıza ulaşamazsınız. Sistemi kuran ve yöneten kişilerin ortak amacı kamu gücünü kullanarak para toplamaktır. Benim ve dosyada yer alan birbirini doğrulayan diğer beyanlar birlikte değerlendirildiğinde bu yapının Ekrem İmamoğlu'nun şahsından ve belediye başkanlığı makamından bağımsız alt kademede yer alan birkaç kişinin kişisel girişimi olarak açıklanması mümkün değildir."

“İmamoğlu makamını para toplamak için kullandı”

Aktaş, iddianamede yer alan eylem 22 kapsamında kendisine yöneltilen para talebinin "Ekrem İmamoğlu'nun talimatı" şeklinde iletildiğini öne sürdü. Eylem 141'de de hak edişlerinin ödenmeyeceğinin yine aynı gerekçeyle söylendiğini belirten Aktaş, eylem 142'de ise talebin İmamoğlu'nun danışmanı tarafından Florya'daki başkanlık konutunda yapılan toplantıda dile getirildiğini iddia etti.

"Eylem 141'de yine 'Ekrem İmamoğlu'nun talimatı' denilerek hak edişlerimizin ödenmeyeceği söylenmiştir ve en önemlisi eylem 142'de bu talepler Ekrem İmamoğlu'nun danışmanı tarafından Florya'daki başkanlık konutunda yapılan toplantıda açıklanmıştır. Bu somut tekrarlar nedeniyle varılabilecek sonuç nettir. Ekrem İmamoğlu belediye başkanlık makamını sisteme para toplamak için kullanmıştır."

Aktaş, 2024 yerel seçimleri öncesinde Özgür Karabat'ın kendisini aradığını, İstanbul'daki CHP'li belediyelerde ihale alan şirketlerin seçim için para vermesi gerektiğini ve para vermeyen şirketlerin sonraki dönemde iş alamayacağını, ödemelerinin de yapılmayacağını söylediğini öne sürdü. Aktaş, bu taleplerin Ekrem İmamoğlu'nun talimatı olduğunun kendisine aktarıldığını iddia etti.

Karabat'la Esenyurt'taki bir otelde görüştüğünü belirten Aktaş, görüşmede kendisinden 5 milyon lira istendiğini ve ödeme yapılmaması halinde kendisine ve yakınlarına ait şirketlerin hak edişlerinin ödenmeyeceğinin söylendiğini ileri sürdü.

"Özgür Karabat bu görüşmede Ekrem İmamoğlu'nun talimatı olduğunu, 5 milyon lira para vermem gerektiğini belirtti. Bu ödemeyi yapmadığım takdirde bana ve yakınlarıma ait şirketlerin hak edişlerinin ödenmeyeceğini söyledi. Karabat tarafından iletilen talebi karşılamamamız halinde şirketlerin nakit akışı bozulacak, banka kredilerinin ödemeleri aksayacak ve ticari olarak zor duruma düşecektik. Bu sebeple talepleri kabul etmek zorunda kaldım."

Aktaş, Karabat'ın söz konusu paranın davanın sanıklarından Sırrı Küçük'e verilmesini istediğini belirtti. Küçük'ün de görüşme sırasında otelde bulunduğunu söyleyen Aktaş, Karabat'ın kendisine Küçük'ün telefon numarasını verdiğini ve ödeme için iletişim kurmasını istediğini aktardı.

"Bunun üzerine paranın hazırlandığı gün Ömer Güngör'e (sanık) Küçük'ün telefon numarasını vererek kendisiyle irtibatlaşmasını, Karabat'ın İkitelli'deki muhasebe ofisine uğrayarak 5 milyon lirayı Küçük'e teslim etmesini rica ettim."

Aktaş, İBB iştiraklerinde kardeşlerine ait şirketlerin iş yaptığını ve hak ediş ödemelerinin kasıtlı olarak geciktirildiğini de iddia etti. Bu süreçte Ertan Yıldız ve Burak Korzay üzerinden kendilerinden 970 bin dolar istendiğini öne süren Aktaş, ödeme yapılmaması halinde hak edişlerin ödenmeyeceğinin söylendiğini belirtti.

"Bu süreçte Ertan Yıldız, Burak Korzay üzerinden Ekrem İmamoğlu'nun talimatı olduğunu söyleyerek 970 bin dolar istediler. Bu ödeme yapılmadığı takdirde, 'Hakediş ödemelerini alamazsınız.' dediler. Burak Korzay tarafından iletilen talebi karşılamamamız halinde şirketlerin nakit akışı bozulacak, banka kredilerinin ödemeleri aksayacak ve ticari olarak zor duruma düşecektik. Bu sebeple taleplerini kabul etmek zorunda kaldık. Kilyos'taki otele 19 Ocak 2024 günü 970 bin doları, Burak Korzay'ın güvenli yer olarak belirttiği otele bıraktım."

Aktaş, İETT bakım ve onarım işlerini yapan firmaların Küçükçekmece'de toplantıya çağrıldığını ve burada Florya'daki başkanlık konutunda toplantı yapılacağının bildirildiğini söyledi.

“Toplam 84 milyon 857 bin 500 TL ödeme yaptık”

Florya'daki başkanlık konutundaki toplantıda İbrahim Bülbüllü'nün, taleplerin kabul edilmemesi halinde sözleşmelerin uygulanmasında zorluk çıkarılacağını ve ödemelerin yapılmayacağını söylediğini iddia eden Aktaş, sistem kapsamında her hak ediş ödemesinde sözleşme bedelinin toplam yüzde 10'unun talep edildiğini öne sürdü.

"Toplantıda İbrahim Bülbüllü tarafından firmalara İBB yönetiminin, isteklerini kabul etmemeleri halinde sözleşmelerinin ifası sırasında zorluk çıkartılacağı ve ödemelerinin yapılmayacağını belirtti. Talepleri, sisteme sözleşme bedeli üzerinden toplam yüzde 10 olmak üzere her hak ediş ödemesi yapıldığında talep ettikleri tutarın kendilerine teslim edilmesiydi. Bülbüllü tarafından dile getirilen bu talepleri karşılamamamız halinde şirketlerimizin nakit akışı bozulacak, banka kredilerinin ödemeleri aksayacak ve ticari olarak zor duruma düşecektik. Bu sebeple talepleri kabul etmek zorunda kaldım. 2020 ve 2024 yılları arasında toplam 84 milyon 857 bin 500 lira karşılığında ödeme yaptık kendisine."

Aktaş, savunmasının devamında İBB'de "sistem" olarak adlandırdığı yapının Ekrem İmamoğlu'nun liderliğinde kurulduğunu iddia etti.

"3 eylemi anlattım. Anlattığım bütün olayların temelinde İBB'de Ekrem İmamoğlu elebaşılığında kurulan, 'sistem' olarak adlandırılan bir yapı bulunmaktadır. Bu yapı belli bir amaç doğrultusunda ve planlı bir şekilde para toplaması üzerine kurulmuş, benim ve kardeşlerimin hak ettiği meşru ödemeler yapılmayarak, kamu gücü kullanılarak üzerimizde baskı kurulmuş ve bizden maddi taleplerde bulunulmuştur. Eylem 22 ve eylem 141'de talimatların doğrudan Ekrem İmamoğlu adına iletilmesi, eylem 142'de Florya'daki başkanlık konutunun toplantı yeri olarak kullanılması, taleplerin İmamoğlu'nun danışmanı üzerinden açıklanması ve aynı yöntemin yıllar boyunca birçok iş insanına uygulanmış olması, sistemin siyasi ve idari elebaşının Ekrem İmamoğlu olduğunu göstermektedir. Talepleri ileten ve parayı teslim alan kişiler değişmiş ancak talimatın dayandırıldığı makam, kullanılan baskı yöntemi ve amaç değişmemiştir."

Çapraz sorguda alacak tartışması

Aktaş'ın savunmasını tamamlamasının ardından duruşmada soru-cevap bölümüne geçildi.

İmamoğlu'nun avukatı, Aktaş'a İETT'den ne kadar alacağı olduğunu sordu. Aktaş ise soruya şu yanıtı verdi:

"Siz buradaki alacak konusundan ziyade bu paraların verilip verilmediği konusuyla ilgilenebilirseniz bence daha doğru bir sonuca gidebilirsiniz."

İmamoğlu'nun avukatı, İETT'den alacakları için yasal yollara başvurup başvurmadığını sordu. Aktaş da belediyelerden icra yoluyla tahsilatın zor olduğunu belirterek şöyle konuştu:

"Avukat da bilir belediyelerden tahsilatın icra yoluyla özellikle ne kadar zor alınacağını biliyorsunuz. İcra yöntemiyle, yıllarca belediyelerden alacak almaya çalışıyoruz, çok yüklü alacaklar olmasına rağmen icra yöntemiyle sonuca gidemiyoruz. Belediye benim hak edişimi düzenli ödese bu sorun olmasa daha güzel olmaz mıydı? Belediyeden alacakları soruyorsunuz, ilk toplantının yapıldığı tarih belli. O toplantı sonrası liste belli. İETT'nin 84 milyon para verilme listesi belli. Ve şu an zaten başkan bey size çok hızlı bir şekilde ulaştırır. Özellikle İbrahim Bülbüllü geldikten sonra hak edişlerin bilinçli şekilde bekletildiğini göreceksiniz. Ben yanlış bilgi veriyorsam bu da sizin avantajınızadır, kullanın lütfen."

İmamoğlu'nun avukatı, Aktaş'ın alacağının miktarına ilişkin net yanıt vermediğini belirterek sorusunu yineledi. Aktaş ise söz konusu bilgilerin muhasebesel nitelikte olduğunu ve şirketin kardeşine ait bulunduğunu söyledi. Alacağın kesin miktarını bilmediğini ancak tutarın yüksek olduğunu ifade etti.

Sanık Fatih Keleş'in avukatı, "Siz ödeme yaptıkça mı ödemelerinizi alıyordunuz?" diye sordu. Aktaş, bu soruya şu yanıtı verdi:

"Ödemeler biriktiriliyordu, özellikle İETT tarafından bahsediyorum. Bazen parayı biriken ödemelerinizi alabilmek için ödüyordunuz. Bazen de ödemelerinizi düzenli almak için ödüyordunuz. Biriken ödemeyi de aldığınız vakit bir ödeme yapmışsınızdır. Düzenli bir ödeme almışsanız, onun da ödemesini yaptığınız için düzenli almışsınızdır."

Keleş'in avukatı, Burak Korzay'ın kendisi için iş takipçiliği yapıp yapmadığını sordu. Aktaş ise şöyle yanıt verdi:

"Burak Korzay benim işimin takipçiliğini yapıyorsa benim müdürüm olurdu. Ekrem beyin işinin takipçiliğini yapıyordu."

970 bin doların taşınması soruldu

Hasan İmamoğlu'nun avukatı da Aktaş'a 970 bin doların yaklaşık 10 kilograma denk geldiğini belirterek bu miktarın nasıl taşındığını ve sağlık problemleri bulunduğu halde bunu rahatlıkla taşıyıp taşıyamadığını sordu.

Mahkeme başkanı da Aktaş'a "10 kilo taşıyabilir misiniz?" sorusunu yöneltti.

Aktaş, "50 kilo bile taşırım, sağlık problemim yok." yanıtını verdi.

Duruşmada tutuksuz sanıklar Burcu Ciner Şimşek, Davut Bildik, Kadir Öztürk, Mustafa Bostancı, Sabri Caner Kırca, Alican Ayvataş, Ruşen Çakır, Hasan Erkan Kabakcı, Hüseyin Soner Yalçın ve Kazım Eren Sönmez de savunma yaptı.

Yaklaşık 15 saat süren duruşmada 19 tutuksuz sanık ile avukatları dinlendi. Duruşma, savunmaların alınmasına devam edilmek üzere 25 Ağustos Salı gününe ertelendi.

Böylece duruşmada toplam 53 tutuksuz sanığın savunması alınmış oldu.

More stories