Fransa ve İspanya'dan İngiltere'nin AB'ye dönüşüne destek
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve İspanya Başbakanı Pedro Sanchez, İngiltere'nin Avrupa Birliği'ne yeniden katılma ihtimaline destek verdi.
Atlas Newsdesk ·

İngiltere AB üyeliği tartışması, Macron ve Sanchez’in destek mesajlarıyla Kasım zirvesi öncesi Avrupa siyasetinin merkezine taşındı.
Madrid’den Londra’ya açık mesaj
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve İspanya Başbakanı Pedro Sanchez, Madrid’deki ortak basın toplantısında İngiltere’nin Avrupa Birliği’ne dönüş ihtimaline olumlu yaklaştı. Macron, İngilizce "Welcome back" diyerek olası bir başvurunun Paris tarafından siyasi olarak karşılanabileceğini gösterdi.
Macron, İngiltere’nin üyeliğe doğru ilerlemesinin hem Londra hem de Avrupa için iyi sonuç vereceğini söyledi. Ancak Fransa Cumhurbaşkanı, AB dışında kalıp Birlik’in seçilmiş avantajlarından yararlanma yaklaşımına destek vermediğini de belirtti.
Sanchez de Brexit kararını İngiliz halkı ve Avrupa bütünleşmesi açısından "büyük bir kayıp" olarak niteledi. İspanya Başbakanı, Londra yeniden üyelik yönünde adım atarsa Madrid’in İngilizlere yeniden "kollarını açacağını" ifade etti.
Komisyon seçimi Londra’ya bırakıyor
Avrupa Komisyonu Sözcüsü Balazs Ujvari, kurumun daha ölçülü bir çizgide durduğunu gösteren bir açıklama yaptı. Ujvari, İngiltere’yi yakın ve değerli bir ortak olarak tanımlarken ilişkilerin gelecekteki yönünün Londra hükümetinin tercihiyle belirleneceğini söyledi.
Komisyon’un mesajı, Paris ve Madrid’den gelen siyasi davetten daha sınırlı bir çerçeve çiziyor. Brüksel, İngiltere hükümetinin sunacağı seçenekleri değerlendirmeye açık olduğunu belirtse de yeniden üyelik için resmi sürecin Londra’dan başlaması gerektiğini vurguluyor.
Bu ayrım, tartışmanın Avrupa tarafındaki iki katmanını gösteriyor. Üye ülkeler siyasi niyet beyanında bulunabilir, ancak tek pazar, gümrük birliği, bütçe katkısı ve üyelik koşulları gibi başlıklarda karar zemini AB kurumları ve üye devletlerin ortak onayına bağlı kalır.
Burnham Kasım dosyasını büyütüyor
Tartışmayı İngiltere içinde öne çıkaran açıklamalar, İngiltere Başbakanı Andy Burnham’dan geldi. Burnham, AB ile ilişkilerde mevcut çizginin korunmasından gümrük birliğine dönüşe, tek pazara yeniden katılımdan tam üyeliğe kadar farklı modellerin ele alınması gerektiğini söyledi.
Burnham, Liverpool’daki İşçi Partisi konferansında Brexit’in ülkeye "faydadan çok zarar verdiğini" dile getirmişti. Başbakan, Kasım ayında yapılması planlanan İngiltere-AB zirvesi öncesinde uzun vadeli ilişki için seçenekleri ortaya koyacağını bildirdi.
Bu açıklamalar hükümet politikasının değiştiği anlamına gelmiyor. İşçi Partisi’nin 2024 seçim bildirgesi, İngiltere’nin AB’ye ve Avrupa tek pazarına geri dönmesini dışlamıştı; Burnham da şimdilik bu metne bağlı olduğunu söylüyor.
Yine de söylemdeki değişim, Londra’nın Brexit sonrası düzeni yalnızca mevcut anlaşmalar üzerinden yönetmek istemeyebileceğini gösteriyor. İngiltere için temel sınav, daha yakın ekonomik entegrasyon arayışını egemenlik, göç, bütçe ödemeleri ve düzenleyici uyum başlıklarıyla nasıl bağdaştıracağı olacak.
Üç Avrupa rotası masada
İlk rota mevcut düzenin korunması. Eğer bu çizgi sürerse küresel makro etki sınırlı kalır; İngiltere hükümeti iç siyasi riski düşük tutar, ancak ihracatçılar ve lojistik şirketleri AB sınırındaki idari maliyetlerle çalışmaya devam eder.
İkinci rota gümrük birliği veya tek pazara yakın bir modeldir. Eğer Burnham bu seçeneği Kasım zirvesine taşırsa mal ticaretinde sürtünme azalabilir; buna karşılık Londra’nın AB kurallarına uyum düzeyi ve bağımsız ticaret politikası alanı yeni müzakere başlıklarına dönüşür.
Üçüncü rota tam üyelik tartışmasının resmileşmesidir. Eğer Londra bu yönde başvuru hazırlarsa Avrupa ekonomisi için daha büyük bir bütünleşme mesajı doğar, ancak İngiltere içinde euro, AB bütçesi ve önceki üyelik dönemindeki özel istisnaların geri alınıp alınamayacağı ana siyasi engeller haline gelir.
Kasım zirvesi bu nedenle yalnızca teknik bir diplomasi takvimi değil, Brexit sonrası ilişkinin hangi zeminde konuşulacağını belirleyecek ilk eşik olarak öne çıkıyor. Londra’nın somut bir tercih sunup sunmayacağı, Paris ve Madrid’in siyasi desteğinin müzakere gündemine dönüşüp dönüşmeyeceğini belirleyecek.