AB PFAS yasağı gıda ambalajlarında dönemi başlattı

AB PFAS yasağı gıda ambalajlarını ve ambalaj atığı kurallarını sıkılaştırdı; 2030-2040 hedefleri paket servis ve üretimi dönüştürebilir.

Ayla Demirhan ·

AB PFAS yasağı gıda ambalajlarında dönemi başlattı

Avrupa Birliği, gıda ambalajlarında su ve yağ tutmayan kaplamalarda kullanılan PFAS (perfloroalkil ve polifloroalkil maddeler) için yeni kısıtlamaları yürürlüğe aldı. Düzenleme, paket servis kapları, fırın kâğıtları ve pizza kutuları gibi ürünlerde yaygın kullanılan kimyasalları hedefliyor. AB, bu maddeleri kanser riski ve üreme sağlığı üzerindeki olası etkiler nedeniyle daha sıkı kontrol altına alıyor.

Yeni çerçeve yalnızca kimyasal kısıtlarla sınırlı kalmıyor, ambalaj atıklarına dair kapsamlı hedefler de getiriyor. AB, 2040’a kadar ambalaj atığını 2018 seviyesine göre en az %15 azaltmayı amaçlıyor. Bu hedef, üye ülkelerde atık yönetimi planlarının, belediye altyapısının ve perakende-tedarik zinciri uygulamalarının birlikte yeniden kurgulanmasını gerektiriyor.

12 Şubat 2027’den itibaren kafe ve restoranlar

Düzenleme, gıda hizmeti sektöründe tüketici davranışını da doğrudan etkileyen tarihlere bağlı yükümlülükler içeriyor. 12 Şubat 2027’den itibaren kafe ve restoranlar, müşterilerin kendi kaplarını getirme seçeneğini sunmak zorunda olacak. 12 Şubat 2028’de zincir restoranlar için yeniden kullanılabilir bardak kullanımı zorunlu hale gelecek.

Tek kullanımlık malzemelerde daha sert adımlar da takvimlendirildi. 12 Şubat 2029 itibarıyla polistiren köpükten üretilen paket servis kaplarının satışı tamamen yasaklanacak. Ayrıca havalimanlarında valizlerin streç filmle sarılması uygulaması da sona erecek; bu, ambalaj atığı kaynaklarının yalnızca gıdayla sınırlı görülmediğini gösteriyor.

Geri dönüşüm performansı üzerinden de bir “pazar erişimi” kriteri geliyor. 2030 itibarıyla %70’in altında geri dönüştürülebilen ambalajların satışı yasaklanacak. Bu madde, üreticilerin malzeme seçimi, etiketleme ve ambalaj tasarımında geri dönüştürülebilirliği en baştan ölçülebilir bir hedef haline getiriyor.

AB verilerine göre bölgede kişi başına yıllık ortalama 177,8 kilogram ambalaj atığı üretiliyor; düzenleme bu ölçeğe yanıt vermeyi hedefliyor. Gıda, hızlı servis ve paket teslimat ekosistemi açısından bu kurallar, tedarik sözleşmelerinin güncellenmesi, alternatif lif bazlı ve kolay ayrıştırılabilir malzemelere geçiş, yeniden kullanım lojistiği (toplama-yıkama-depolama) ve uyum denetimleri gibi başlıklarda maliyet ve operasyon tasarımı baskısı yaratabilir.

Şirketler için temel risk alanları; uyum takvimi, ürün portföyünün yeniden tasarımı ve geri dönüştürülebilirlik eşiğine takılan ambalajların ikamesi olarak öne çıkıyor. Kamu tarafında ise hedefler, atık toplama ayrıştırma kapasitesiyle aynı hızda ilerlemezse uygulama ve denetim yükü artabilir. AB’nin çizdiği takvim, ambalaj stratejilerinin kısa vadeli satın alma kararlarından çok, çok yıllı yatırım ve tedarik planlarıyla yönetileceğine işaret ediyor.

More stories