İthal Plastik Atıklar Adana Tarım Havzasında Çevresel Risk Oluşturuyor
Avrupa'dan ithal edilen plastik atıklar, Adana'daki tarım ve su kaynaklarını kirleterek gıda güvenliği ile çevresel sürdürülebilirliği tehdit ediyor.
Ayla Demirhan ·

İngiltere ve Avrupa Birliği ülkelerinden ihraç edilen plastik atıklar, Adana'daki verimli tarım arazileri ve su kaynakları üzerinde ciddi çevresel riskler oluşturmaya devam ediyor. Özellikle geri dönüşüm tesislerinin yoğunlaştığı bölgelerde yapılan saha çalışmaları, ekosistemdeki kirlilik seviyelerinin alarm verici boyutlara ulaştığını ortaya koyuyor. Çevresel analizler, bölgedeki su kanallarında mikroplastik yoğunluğunun temiz bölgelere kıyasla 132 kata kadar arttığını gösteriyor.
İthal atıkların tarımsal ekosisteme etkisi
Sabancı Üniversitesi İstanbul Politikalar Merkezi'nden deniz biyoloğu Sedat Gündoğdu tarafından yürütülen araştırmalar, geri dönüşüm faaliyetlerinin çevresel maliyetini gözler önüne seriyor. İthal edilen atıkların işlendiği tesislerin yakınındaki su kanallarında tespit edilen yüksek mikroplastik konsantrasyonları, bu kirlenmiş suyun tarımsal sulamada kullanılması riskini gündeme getiriyor.
Uzmanlar, söz konusu kirlenmenin gıda güvenliği ve toprak verimliliği üzerinde uzun vadeli tahribat yaratabileceği konusunda uyarıyor.
Bölgedeki çiftçiler
Bölgedeki çiftçiler, tarlalarının yakınındaki su kanallarında plastik atıkların biriktiğini ve geri dönüşüm tesislerinden yükselen dumanların tarım alanlarına ulaştığını belirtiyor. Yerel tarımsal üretim, yalnızca plastik atık kaynaklı değil, aynı zamanda bölgedeki diğer sanayi tesislerinin çevresel etkileriyle de baskı altında kalıyor. Atık yığınlarının kontrolsüz şekilde depolanması ve tesislerde meydana gelen yangınlar, yerel halkın sağlığını doğrudan tehdit eden unsurlar olarak öne çıkıyor.
Denetim ve ihracat hacmi tartışmaları
Çevre Araştırmaları Ajansı (EIA) verilerine göre, Mayıs 2021 ile Temmuz 2024 arasında İngiliz şirketleri tarafından Adana'daki Kemal Deniz geri dönüşüm bölgesine 52 bin ton evsel ve market kaynaklı plastik atık gönderildi. Bu miktar, aynı dönemde İngiltere'nin Türkiye'ye gerçekleştirdiği toplam plastik atık ihracatının yaklaşık yüzde 13'üne tekabül ediyor. İhracat sürecinde ProtoGreen, Vanden ve Eurokey gibi şirketlerin öne çıktığı görülüyor.
Avrupa Birliği
İthalat işlemleri mevcut yasal düzenlemelere uygun gerçekleştirilse de, atıkların nihai işlenme süreçlerindeki denetim eksiklikleri ciddi bir sorun teşkil ediyor. Türkiye, 2018 yılında Çin'in ithalat yasağı getirmesinin ardından Avrupa'nın başlıca plastik atık merkezi haline geldi. Uzmanlar, yerel geri dönüşüm altyapısının gelen bu yüksek atık hacmini yönetmekte yetersiz kaldığını ve atık ihracatının çevresel izlenebilirliğinin oldukça düşük olduğunu vurguluyor.
Gelecek dönemde plastik atık yönetimine dair uluslararası standartların sıkılaştırılması ve ihracatçı ülkelerin atıklarını yerel kaynaklarla işleme kapasitesine yatırım yapması bekleniyor. Bu süreçte Türkiye'deki tarımsal alanların korunması ve geri dönüşüm tesislerinde denetim mekanizmalarının etkinleştirilmesi, çevresel sürdürülebilirlik açısından kritik öneme sahip olacak.