Dev bankadan Türk savunma sanayi raporu
Dünyanın önde gelen finans kuruluşlarından BBVA Research, Türk savunma sanayiinin küresel pazardaki konumuna dikkat çeken bir rapor yayımladı.
Atlas Newsdesk ·

Türkiye savunma sanayii, BBVA Research'e göre Avrupa'nın İHA, mühimmat ve ortak üretim ihtiyaçlarıyla daha yakın eşleşiyor.
BBVA Research'ün 25 Eylül 2026 tarihli raporu, savunma talebindeki artışı geçici bir döngüden çok daha kalıcı bir yapısal değişim olarak tanımladı. Rapora göre jeopolitik gerilimler, yükselen askeri harcamalar ve savaş teknolojilerindeki dönüşüm, ülkeleri hem mevcut envanteri yenilemeye hem de yeni sistemlere yatırım yapmaya itiyor.
Avrupa stoklarında kapasite sıkışması
Rapor, Avrupa'nın geniş bir savunma sanayisi tabanına sahip olduğunu, ancak üretimi hızla büyütme ve stokları kısa sürede yenileme konusunda darboğazlarla karşılaştığını belirtti. Bu sıkışma, özellikle hava ve füze savunması ile mühimmat tedarikinde daha görünür hale geliyor.
BBVA Research'e göre Avrupa'nın ihtiyaç listesi birkaç kritik başlıkta yoğunlaşıyor: entegre hava ve füze savunması, İHA karşıtı sistemler, insansız hava araçları, dolanan mühimmat, uzun menzilli ateş gücü ve mühimmat stokları. Bu alanlar, klasik platform alımlarından çok süreklilik, ölçek ve hızlı teslimat gerektiren üretim hatlarına dayanıyor.
İHA ve mühimmat eşleşmesi
Raporda Türkiye ile Avrupa arasındaki kısa vadeli en güçlü örtüşmenin İHA, silahlı İHA, mühimmat ve stok yenileme başlıklarında görüldüğü ifade edildi. Bu değerlendirme, Türkiye'nin son yıllarda ihracat ve üretim kabiliyetiyle öne çıkan alt segmentlerinin Avrupa'daki kapasite açığıyla aynı noktaya denk geldiğini gösteriyor.
BBVA Research, ikinci halkada İHA karşıtı sistemler, dolanan mühimmat, belirli hava savunma katmanları, istihbarat, gözetleme ve keşif sistemleri, elektronik harp ve zırhlı araçları saydı. Bu alanlarda iş birliği ihtimali, tek bir ürün ihracatından çok sistem entegrasyonu ve tedarik zinciri bağlantılarına bağlı görünüyor.
Türkiye açısından raporda çizilen çerçeve, savunma sanayisinin yalnızca nihai ürün satışıyla değil, üretim mimarisi içindeki rolüyle de ölçüleceğine işaret ediyor. Avrupa açısından ise ihtiyaç, mevcut sanayi tabanını dışlayacak bir alternatiften çok belirli boşlukları tamamlayacak üretici ağlarına yöneliyor.
SAFE kuralları modeli belirleyecek
Rapora göre üretim kabiliyeti ile Avrupa talebinin örtüşmesi, pazara giriş için tek başına yeterli olmayabilir. Avrupa Birliği'nin tedarik kuralları ve SAFE kapsamındaki yerli içerik ile tasarım yetkisi şartları, Türkiye merkezli şirketlerin hangi modelle yer alabileceğini belirleyebilir.
BBVA Research, Türkiye ile Avrupa arasındaki savunma iş birliğinin yalnızca doğrudan ihracat üzerinden ilerlemesinin beklenmediğini aktardı. Ortak üretim, yerel montaj, ortak girişimler, tedarik zincirlerinin birbirine bağlanması ve kabul edilebilir teknoloji paylaşımı modelleri daha merkezi hale gelebilir.
Bu yapı, Türk üreticiler için pazara erişim fırsatı kadar uyum maliyeti de yaratır. Eğer Avrupa kuralları yerel katkı ve tasarım kontrolünü ağır basan koşullar haline getirirse, Türkiye merkezli şirketlerin ortaklık yapıları ve üretim yerleşimi daha belirleyici olur.
Afrika ve Körfez çeşitlenmesi
Rapor, Türkiye'nin Avrupa dışındaki pazarlarda da hareket alanını genişlettiğini belirtti. Afrika, Asya ve Körfez ülkelerinde hem ihracat pazarlarının hem de iş birliği modellerinin çeşitlendiği kaydedildi.
Yurt içinde ise savunmayla bağlantılı faaliyetlerin yüksek teknolojili imalat içindeki payının arttığı ifade edildi. Bu gelişme, sektörün yalnızca askeri talep üzerinden değil, elektronik, yazılım, otonomi ve ileri malzeme gibi daha geniş sanayi kabiliyetleri üzerinden de izlenmesini gerektiriyor.
BBVA Research'e göre savunma sanayisindeki ivmenin korunması teknoloji yatırımlarına bağlı. Yapay zeka, otonom sistemler, siber güvenlik, uzay teknolojileri ve diğer ileri teknoloji alanlarındaki ilerleme, sektörün rekabet gücü açısından belirleyici başlıklar olarak sıralandı.
Önümüzdeki dönemde Avrupa talebi güçlü kalırsa, Türkiye için en doğrudan etki İHA, mühimmat ve ortak üretim kanallarında görülebilir; sektör açısından ölçek büyütme ve standart uyumu öne çıkar. Eğer tedarik kuralları daha sınırlayıcı uygulanırsa, şirketlerin Avrupa'daki payı doğrudan satıştan çok yerel ortaklık ve teknoloji paylaşımı koşullarına bağlı kalır.