Küresel Aşı Eşitsizliğinin Gelişmiş Ekonomilere Maliyeti 1,8 Trilyon Doları Bulabilir

Küresel aşı eşitsizliği, ticaret ve tedarik zinciri bağları nedeniyle gelişmiş ekonomilere 1,8 trilyon dolara varan bir maliyet yükleyerek küresel ekonomik…

Ayla Demirhan ·

Küresel Aşı Eşitsizliğinin Gelişmiş Ekonomilere Maliyeti 1,8 Trilyon Doları Bulabilir

Küresel aşı dağıtımındaki dengesizlik, gelişmiş ekonomiler için 1,8 trilyon dolara varan bir ekonomik kayıp riski oluşturuyor. Dünya Sağlık Örgütü'ne sunulan yeni bir stratejik araştırma, gelişmekte olan ülkelerin koronavirüs aşısına tam erişim sağlayamamasının, uluslararası ticaret ağları ve karmaşık tedarik zinciri bağımlılıkları üzerinden zengin ülkelerin sanayi üretim kapasitesini doğrudan kısıtladığını ortaya koydu.

Koronavirüse karşı ilk aşıların başarıyla geliştirilmesi küresel piyasalarda hızlı bir toparlanma beklentisi yaratmış olsa da, mevcut üretim ve dağıtım kapasitesinin dünya nüfusunun tamamına ulaşmaktan uzak olması yeni yapısal riskleri gün yüzüne çıkardı. Zengin ülkelerin kısıtlı aşı arzını büyük ölçüde kendi ulusal stoklarına tahsis etmesi, dünyanın geri kalanında pandeminin daha uzun süre devam edeceği ve bunun da küresel ticarete kalıcı hasarlar vereceği yönündeki endişeleri artırıyor.

Koç Üniversitesi'nden Cem Çakmaklı

Koç Üniversitesi'nden Cem Çakmaklı, Sevcan Yeşiltaş, Muhammed Ali Yıldırım ile Maryland Üniversitesi'nden Şebnem Kalemli-Özcan tarafından ortaklaşa hazırlanan çalışmaya göre, gelişmiş ülkelerin 2021 yılının ilk yarısında tamamen aşılandığı ve gelişmekte olan ülkelerin nüfusunun ise ancak yarısının sene sonuna kadar aşıya ulaştığı bir senaryoda, küresel ekonominin yaşayacağı toplam kayıp 3,8 trilyon doları buluyor. Analiz, bu devasa maliyetin yaklaşık yüzde 50'lik kısmının, salgını kendi ulusal sınırları içinde büyük oranda kontrol altına almış olsalar dahi gelişmiş ülkeler tarafından yüklenilmek zorunda kalındığını gösteriyor.

Tedarik zincirleri ve üretim hatlarındaki daralma

Ekonomik kayıpların gelişmiş pazar sanayilerine yansıması temel olarak iki ana endüstriyel ticari kanal üzerinden gerçekleşiyor. Pandeminin etkisini yoğun olarak sürdürdüğü gelişmekte olan bölgelerde ortaya çıkan keskin talep daralması, gelişmiş ülkelerin bu hedef pazarlara gerçekleştirdiği ihracat hacmini doğrudan aşağı çekerek ekonomik büyümeyi baskılıyor.

İkinci ve daha kritik olan kanal ise sanayi üretimi tarafında ortaya çıkıyor; aşılanmamış bölgelerdeki fabrika kapanmaları ve hammadde üretimindeki kesintiler, zengin ülkelerin ihtiyaç duyduğu temel ara malların küresel tedarikinde ciddi aksamalara yol açarak zincirleme bir üretim yavaşlaması yaratıyor. Araştırmacılar, küresel girdi-çıktı makroekonomik tablolarını kullanarak 65 farklı ülke ve 35 sektörü kapsayan çalışmada, uluslararası ticaretin karşılıklı bağımlılığını modelledi.

İzlenen veriler, pandemi küresel ölçekte kontrol altına alınmadığı sürece istikrarlı bir ekonomik toparlanmanın tam anlamıyla gerçekleşmeyeceğinin altını çiziyor. Özellikle uluslararası entegrasyonu son derece yüksek olan konaklama, tekstil, gayrimenkul ve madencilik gibi alanların, bu asimetrik ortamdan maliyet bağlamında en çok etkilenecek başlıca sektörler olacağı belirtiliyor.

COVAX programının stratejik finansman ihtiyacı

Dünya Sağlık Örgütü

Hesaplanan 1,8 trilyon dolarlık bu potansiyel fatura, uluslararası aşı finansmanını sınır ötesi bir insani yardım kaleminden çıkararak gelişmiş ekonomiler için mecburi bir jeoekonomik risk yönetimi aracı haline getiriyor. Dünya Sağlık Örgütü, Avrupa Komisyonu ve Fransa öncülüğünde kurulan ACT ortaklığının aşı tedarik ayağı olarak bilinen COVAX inisiyatifi, küresel nüfusun yüzde 20'sini aşılamak amacıyla toplamda 38 milyar dolarlık bir fon oluşturmayı hedeflemişti.

Söz konusu seferberlik kapsamında bugüne kadar toplanan fon miktarının yalnızca 11 milyar dolar seviyesinde kalması, sistemin 27 milyar dolarlık acil bir ek kaynağa ihtiyaç duyduğunu gösteriyor. Ekonomi modellerinden elde edilen veriler, zengin ülkelerin aşı ortaklığına yeterli finansal desteği sağlamakta çekimser kalmasının, ödemekten kaçınılan 27 milyar dolarlık yatırımın çok ötesinde trilyonlarca dolarlık ekonomik hasar olarak kendi milli gelir bilançolarına döndüğünü belgeliyor.

Uluslararası aşı planlaması ve dağıtımındaki bu yapısal asimetrinin devam etmesi durumunda, yüksek gelirli ülkelerin merkez bankaları, dış kaynaklı ticari arz şokları ve ithal edilen talep düşüşleri karşısında yerel sanayilerini koruyabilmek adına yeni mali destek paketleri açıklamak zorunda kalabilir.

More stories