ABD'de kurumsal borçlanma maliyetleri şirketleri zorluyor

ABD'de düşük kredi notuna sahip şirketlerin borçlanma maliyetleri %17'ye ulaştı. Yüksek faiz ortamı, firmaları yatırım ve vade planlarını gözden geçirmeye…

Jurgen Goldmeier ·

ABD'de kurumsal borçlanma maliyetleri şirketleri zorluyor

Borçlanma maliyetlerinde keskin artış

ABD piyasalarında en düşük kredi notuna sahip işletmeler için finansman maliyetleri %17 seviyesine yükseldi. Bu oran, 2020 yılının bahar aylarından bu yana kaydedilen en yüksek seviye olarak öne çıkıyor. Triple-C veya daha düşük notlu borçlanma araçlarındaki risk primi ise 12 puanlık bir genişleme göstererek 2022'den bu yana en belirgin farka ulaştı.

Tahvil getirileri stratejileri değiştiriyor

Uzmanlar, 10 yıllık devlet tahvili getirilerinin 2002'den bu yana görülen en yüksek seviyeye çıkmasının, değişken faizli kredi kullanan şirketleri doğrudan etkilediğini belirtiyor. Hükümet tahvillerindeki yükseliş, kurumsal borçlanma için temel faiz oranlarını yukarı çekerken, kredi verenler de daha riskli görülen firmalardan daha yüksek getiri talep ediyor. Capital Economics bünyesindeki piyasa ekonomistleri, yatırımcıların kredi riskini üstlenmek için artık daha fazla prim beklediğine dikkat çekiyor.

Bu finansal tablo, şirketlerin borçlanma planlarını şimdiden revize etmelerine neden oldu. Büyük finans kuruluşları, bu ay için öngörülen yatırım yapılabilir seviyedeki dolar cinsi tahvil ihracı tahminlerini yaklaşık 50 milyar dolar aşağı yönlü güncelledi. Yatırımcıların uzun vadeli borçlanma araçlarına olan ilgisinin azalması, şirketleri daha kısa vadeli çözümlere yönlendiriyor.

Yatırımcı seçiciliği artıyor

Yakın dönemde gerçekleşen büyük ölçekli birleşme ve satın alma finansmanları, piyasadaki temkinli duruşu gözler önüne serdi. Yatırımcılar, gelecekteki faiz değişimlerine karşı daha duyarlı olan uzun vadeli tahviller yerine kısa vadeli seçeneklere daha fazla talep gösteriyor. Piyasa gözlemcileri, bazı şirketlerin artan seçicilik nedeniyle ihraçlarını ertelemek veya iptal etmek zorunda kaldığını ifade ediyor.

McCormick gibi büyük oyuncular, birleşme süreçlerinde finansman yapısını optimize etmek için para birimi çeşitliliği ve sabit-değişken faiz dengesi üzerinde yoğunlaşıyor. Şirket yöneticileri, borçlanma maliyetlerinin yatırımcı görüşmelerinde ana gündem maddesi haline geldiğini vurguluyor. Buna karşın, yapay zeka gibi stratejik alanlarda faaliyet gösteren bazı güçlü şirketler, yüksek maliyetlere rağmen yatırımlarını sürdürmeye devam ediyor.

Refinansman dönemi ve gelecek riskleri

Önümüzdeki yıllarda şirketleri bekleyen en büyük sınav, vadesi dolacak borçların yeniden yapılandırılması olacak. 2026 ile 2030 yılları arasında vadesi dolacak yaklaşık 1,45 trilyon dolarlık yatırım yapılabilir seviyedeki kurumsal borç, düşük faiz döneminde borçlanan firmalar için ciddi bir baskı oluşturuyor. Uzmanlar, faiz oranlarının 2027 ve 2028 yıllarında da yüksek kalması durumunda şirketlerin genişleme, satın alma ve hisse geri alım programlarını askıya alabileceği uyarısında bulunuyor.

Finansal koşulların sıkılaşması, özellikle zayıf borçluların harcamalarını kısmasına yol açabilir. Kredi derecelendirme kuruluşları, temel riskin şirket karlılığının borçlanma maliyetlerine uyum sağlayıp sağlayamayacağı olduğunu belirtiyor. Eğer karlılık artışı faiz yükünün gerisinde kalırsa, temerrüt oranlarında artış ve sermaye harcamalarında erteleme kaçınılmaz hale gelebilir.

More stories

Son haberler