Yıldırım Belediyesi'nde CHP, tartışmalı vekil başkan atamasını protesto ederek meclisi boykot etti ve bunu 'irade gaspı' olarak niteledi.
Kriz, mevcut başkanın Hac iznine ayrılması üzerine, teamüllere aykırı şekilde CHP'li vekil yerine AK Partili bir meclis üyesinin atanmasıyla başladı.
CHP, atama kararının iptali için hukuki süreç başlatacağını ve konuyu Bursa Valiliği ile İçişleri Bakanlığı'na taşıyacağını duyurdu.

Atlas AI
Bursa’nın Yıldırım ilçesinde belediye başkanlığına vekâlet görevlendirmesi, belediye meclisinin çalışmasını fiilen aksatan bir siyasi ve idari krize dönüştü. CHP grubu, haziran ayı meclis toplantısının ikinci oturumuna katılmadı ve atamanın geri çekilmesini istedi. Tartışma, belediye yönetiminde karar alma süreçlerinin hangi usulle yürütüleceği ve merkezi idarenin yerel yönetimlerdeki rolü başlıklarını yeniden gündeme taşıdı.
Süreç, Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz’ın Hac ibadeti için izne ayrılmasıyla başladı. Belediye içi teamüller ve meclis işleyişi açısından, başkanın yokluğunda Belediye Meclisi Birinci Başkan Vekili’nin görevi devralması bekleniyordu. Bu görevde CHP’li Zekeriya Işılak bulunuyor.
Ancak Yıldırım Kaymakamlığı, vekâlet görevi için AK Parti meclis üyesi Hüdayi Yazıcı’yı görevlendirdi. CHP, bu adımı hem hukuki dayanak hem de siyasi teamül açısından tartışmalı buldu ve meclis boykotunu bu gerekçeyle başlattı. CHP’li üyeler ayrıca belediye hizmet binası önünde basın açıklaması yaptı.
CHP Yıldırım İlçe Başkanı Nihat Yeşiltaş, atamanın 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 45. maddesindeki vekâlet sıralamasıyla çeliştiğini savundu. Yeşiltaş’a göre, başkan izinliyken birinci başkan vekili; o yoksa ikinci başkan vekili görevi üstlenmeli. CHP, görevlendirmenin “irade gaspı” anlamına geldiğini ileri sürerek Bursa Valisi Mahmut Demirtaş ve İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’ya kararın düzeltilmesi çağrısı yaptı.
CHP, karar geri alınmazsa yargı yoluna gideceğini ve tüm yasal haklarını kullanacağını açıkladı. Bu aşamada ihtilafın iki hattı öne çıkıyor: Birincisi, kaymakamlığın görevlendirme yetkisinin kapsamı ve belediye meclisi içindeki vekâlet düzeniyle ilişkisi. İkincisi, meclis çoğunluğu ve yönetim pratiği üzerinden yerel yönetimlerde siyasi meşruiyet tartışmasının büyümesi.
Başkan Oktay Yılmaz’ın yaklaşık bir ay görevde olmayacağı bilgisi, krizin zamanlamasını kritik hale getiriyor. Bu dönemde meclisin gündemine gelecek kararların ertelenmesi, komisyon çalışmaları ve belediye hizmetlerinin koordinasyonu gibi alanlarda yönetimsel sürtüşme riski artabilir. Valilik, İçişleri Bakanlığı ve olası yargı kararları, hem Yıldırım’daki işleyişi hem de benzer durumlarda diğer belediyelerde izlenecek yöntemi etkileyebilecek bir çerçeve oluşturabilir.
Gelişme, 31 Mart yerel seçimleri sonrası oluşan yeni siyasi dengeler bağlamında, merkezi idare ile yerel yönetimler arasındaki yetki sınırlarının nasıl yorumlandığına dair tartışmayı da büyüttü. Tarafların atacağı adımlar, belediye meclislerinin sürekliliği, idari gözetim mekanizmaları ve yerel yönetimlerde vekâlet uygulamalarının standartlaşması açısından yakından izleniyor.
Ülke Etkisi: Gelişme, merkezi idarenin yerel yönetimlerdeki idari gözetim yetkisi ile belediye meclisi içi vekâlet düzeni arasındaki sınırların yorumunu etkileyebilir. Yargı süreci başlarsa, benzer uyuşmazlıklarda uygulanacak idari pratikler için referans oluşturabilir.
Sektör Etkisi: Belediye karar alma süreçlerindeki belirsizlik, yerel hizmet alımları, ihale takvimleri ve yatırım önceliklendirmesi gibi alanlarda süreç riskini artırabilir. Belediyelerle çalışan yükleniciler, ödeme ve onay akışlarında gecikme ihtimalini fiyatlamaya başlayabilir.
Piyasa Etkisi: Yerel yönetimlerde yönetişim tartışmaları, belediye bağlantılı projelerde sözleşme icrası ve nakit akışı beklentilerini etkileyebilir. Haber akışı, kamu projelerine maruz sektörlerde risk primi kanalıyla fiyatlamalara yansıyabilir.


