Bahçeli’nin ‘Yeraltı’ sevgisi: Lübnanlaşma
Bahçeli’nin övdüğü “Yeraltı” dizisinde Mardinli Bozkurt ile Haydar Ali’nin kurduğu ortaklık, MHP liderinin son dönemdeki “Alevi açılımı” ve kimlik temelli…
Selin Özalp ·

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin televizyon dizilerine yönelik ilgisi yeni değil. Zaman zaman izlediği yapımlar üzerinden siyasi mesajlar vermesi de artık alışıldık bir durum. Ancak NOW TV’de yayınlanan “Yeraltı” dizisine gösterdiği özel ilgi, bu kez sıradan bir izleyici beğenisinin ötesinde politik bir anlam taşıyor.
Bahçeli’nin dizinin başrol oyuncusu Uraz Kaygılaroğlu’nu bizzat arayıp tebrik etmesi, üstelik kabul edilirse “Bozkurt” tablosu hediye etmek istediğini söylemesi, diziyi yalnızca bir televizyon ürünü olarak değil, bir siyasi semboller dünyası olarak da okuduğunu düşündürüyor.
Çünkü “Yeraltı”, görünürde uyuşturucu baronlarının, istihbarat bağlantılarının ve yeraltı dünyasındaki güç mücadelelerinin hikâyesini anlatıyor. Fakat anlatının merkezinde dikkat çekici bir ortaklık var:
Bozkurt ve Haydar Ali
Dizinin baş karakterlerinden biri “Bozkurt” . Yeraltı dünyasındaki lakabıyla “Bozo” . Üstelik dizide karakterin Mardinli olduğu da özellikle vurgulanıyor. İsim tesadüf değil; Türklüğün ve ülkücü hareketin sembollerinden biri. Onun yanında ise “Haydar Ali” var. Türkiye’de özellikle Alevi dünyasında karşılığı olan bir isim.
Dizinin dramatik kurgusunda bu iki karakter rakip değil, aksine kader ortağı. Bir noktada “kardeş” oluyorlar, aileyi birlikte yönetiyorlar. Hatta öyle ki Bozkurt, kendi kan bağı olan kardeşleri yerine yönetimi Haydar Ali’ye bırakıyor.
Bir başka ifadeyle; dizide milliyetçi bir sembol ile Alevi kimliğini çağrıştıran bir karakter el ele verip düzen kuruyor.
Tam da burada Bahçeli’nin son dönemdeki siyasi çıkışlarıyla dizinin anlatısı arasında ilginç bir paralellik beliriyor.
Bahçeli’nin ‘Alevi açılımı’
Bahçeli geçen yılın Ekim ayında Alevilerle ilgili oldukça dikkat çekici sözler söyledi. Cemevlerinin ibadethane olarak kabul edilmesi gerektiğini ifade etti. “Alevi İslam inancına mensup kardeşlerimiz bizim canımızdır” diyerek bu konuda “irade cesareti” çağrısı yaptı.
Daha da ileri giderek “Cumhurbaşkanının iki yardımcısı olsun; biri Kürt, diğeri Alevi olsun” önerisini dile getirdi.
Bu öneri ilk bakışta “kardeşlik hukuku” ve “temsiliyet” söylemiyle sunuluyor. Ancak siyaset bilimi açısından başka bir tartışmayı da beraberinde getiriyor: Türkiye’nin etnik ve mezhepsel temsile dayalı bir siyasal modele sürüklenmesi.
Yani kısaca: Lübnanlaşma.
Lübnan’da siyasal sistem, mezhepsel temsil üzerine kurulu. Cumhurbaşkanı bir mezhepten, başbakan başka bir mezhepten, meclis başkanı başka bir mezhepten geliyor. Devlet, yurttaşlık temelinde değil, kimlikler üzerinden paylaşılıyor.
Bahçeli’nin “Kürt ve Alevi cumhurbaşkanı yardımcısı” önerisi de Türkiye’de benzer bir temsiliyet modelini çağrıştırıyor.
İşte “Yeraltı” dizisi tam bu noktada adeta bu modelin dramatik bir metaforu gibi işliyor.
Bozkurt ve Haydar Ali’nin kurduğu ortaklık, kimlikler üzerinden bir güç paylaşımı anlatısı gibi. Milliyetçi sembol ile Alevi temsili yan yana geliyor, birlikte “aileyi” yönetiyor. Üstelik dizide bu yapı yeraltı dünyasında, yani narko-mafya düzeni içinde kuruluyor.
Daha da çarpıcı olan ise şu: Dizide mafya liderleri ve yeraltı aktörleri, hikâyenin ilerleyen bölümlerinde “devlet faydasına çalışan” figürler olarak sunuluyor.
Yani yeraltı ile devlet arasındaki çizgi bulanıklaştırılıyor.
Bahçeli’nin diziyi “Türk gençliğini kötü alışkanlıklardan uzak tutan örnek yayıncılık” olarak tanımlaması da bu nedenle yalnızca bir televizyon yorumundan ibaret görünmüyor.
Tam tersine, bu anlatının arkasındaki sembolik dünyayı beğenmiş olması daha güçlü bir ihtimal gibi duruyor.
Çünkü dizinin merkezindeki formül şu: Milliyetçi sembol + Alevi temsili + “devlet için çalışan” yeraltı gücü
Bozkurt ve Haydar Ali’nin birlikte kurduğu düzen, adeta Bahçeli’nin siyasette önerdiği yeni modelin popüler kültürdeki bir prototipi gibi.
Dolayısıyla Bahçeli’nin “Yeraltı” dizisine duyduğu hayranlığı yalnızca bir dizi beğenisi olarak okumak eksik kalabilir.
Belki de MHP lideri ekranda sadece bir mafya hikâyesi izlemiyor.
Belki de kendi siyasal tahayyülünün dramatize edilmiş halini izliyor.