Al Jazeera analizi: 'Türkiye ve Pakistan Husilerle savaşa yaklaşıyor'
Al Jazeera, Suudi Arabistan ile Husiler arasındaki savaşa dair bir analiz yayınladı. Analizde Pakistan ve Türkiye'nin de bu savaşa yaklaştığı öne sürüldü.
Atlas Newsdesk ·

Suudi Arabistan, Husi saldırıları sonrası Türkiye ve Pakistan'ın askeri şeflerini acil savunma görüşmesine çağırdı. Karar, Mekke paktının sahadaki ilk ciddi sınavını açtı.
Çağrı, Husilerin krallık içindeki hedeflere füze ve dron saldırıları düzenlediğini duyurmasının ardından geldi. Suudi makamları, Taif ve Yanbu'ya yönelen altı balistik füzenin hava savunma sistemleriyle durdurulduğunu açıkladı.
Altı füze ve üç başkent
Husiler perşembe günü Riyad'da hassas bir hedefi ve Yanbu'daki Saudi Aramco tesislerini vurduklarını öne sürdü. Suudi tarafı ise saldırıların önlendiğini bildirirken Mekke, Cidde ve Yanbu için acil durum uyarıları yayımladı.
7 Ağustos'ta imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması, Suudi Arabistan, Türkiye veya Pakistan'dan birine yapılan saldırıyı üç ülkeye yapılmış sayıyor. Bu hüküm, Yemen savaşının Suudi topraklarına taşındığı bir evrede diplomatik metin olmaktan çıkıp askeri koordinasyon başlığına dönüştü.
New York çizgisi ölçülü kaldı
Genelkurmay başkanları düzeyindeki hazırlık, 24 Eylül'de New York'ta yapılan dışişleri bakanları görüşmesini izledi. Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı, toplantıda krallığa anlaşma kapsamında verilebilecek desteğin ele alındığını ve BM Şartı'nın 51. maddesi uyarınca meşru savunma hakkının vurgulandığını bildirdi.
Pakistan'ın açıklaması daha dar bir çerçeve çizdi. İslamabad, anlaşma kapsamındaki kurumsal yapıların kurulmasına dönük ilerlemenin değerlendirildiğini ve bölgesel güvenlik konularının görüşüldüğünü duyurdu.
Ankara da kamuya açık mesajlarında dayanışma ile gerilimi sınırlama çağrısını birlikte kullandı. Dışişleri Bakanlığı 16 Eylül'de Mekke'yi hedef alan İHA saldırısını kınamış, Suudi Arabistan'ın egemenliği ve güvenliğine desteğini yinelemişti.
Mocha kaybı deniz yolunu büyüttü
Husiler, Yemen'de Suudi Arabistan tarafından desteklenen ve uluslararası alanda tanınan hükümet güçlerine karşı son dönemde toprak kazandıklarını açıkladı. Kaynaklara göre grup Mocha'yı ele geçirdi ve bazı adalar dahil Kızıldeniz kıyısının büyük bölümünde denetimini artırdı.
Bu ilerleme, Bab el-Mendeb Boğazı'nın enerji ve deniz taşımacılığı hesabındaki yerini büyütüyor. Hürmüz hattındaki baskı arttığında Yanbu ve Kızıldeniz limanları, Suudi petrolünün alternatif sevkiyat kanalı olarak daha fazla önem kazanıyor.
Husi hareketinin siyasi büro üyelerinden Muhammed el-Buhayti, Türkiye ve Pakistan'ın savaşa girmesi halinde sert karşılık verileceği uyarısında bulundu. Analistlere göre Ankara ve İslamabad'ın ölçülü dilinde bu doğrudan uyarıların payı bulunuyor.
Pakistan kapasite sınırını tartıyor
İslamabad Politika Araştırmaları Enstitüsü'nden emekli Tuğgeneral Tughral Yamin, Pakistan ordusunun hem dış hem iç tehditler nedeniyle baskı altında olduğunu söyledi. Yamin, Afganistan sınırındaki çatışmalar, Hindistan'la gerilim ve ülke içindeki silahlı saldırıları asker gönderme kararını zorlaştıran başlıklar arasında saydı.
Yamin, Türkiye için de NATO yükümlülükleri ve Suriye sınırındaki güvenlik dosyasını sınırlayıcı unsurlar olarak değerlendirdi. Bu nedenle masadaki ilk seçeneklerin muharip birlikten çok hava savunma, istihbarat, eğitim, lojistik ve komuta koordinasyonu olması bekleniyor.
Pakistan Dışişleri Bakanlığı, emekli Korgeneral Nauman Mahmood'un anlaşmanın ilk genel sekreteri olarak atandığını duyurdu. Mahmood'un Riyad'da kurulacak genel sekreterliğe başkanlık etmesi, paktın kağıt üzerindeki taahhüdünü kalıcı bir askeri bürokrasiye bağlayan ilk adım niteliğinde.
Pakistan'ın Suudi Arabistan'daki askeri varlığı yeni değil. Yamin'e göre ülkede daha önceki ikili protokoller kapsamında danışmanlar, eğitmenler, lojistik personeli ve teknisyenler bulunuyor; Riyad da nisan ayında Kral Abdülaziz Hava Üssü'ne Pakistan savaş ve destek uçaklarının ulaştığını doğrulamıştı.
Yanbu hattı üç senaryo açıyor
İngiltere'nin Suudi savaş uçaklarına havada yakıt ikmali desteği vermeyi kabul etmesi ve Fransa'nın Yanbu'daki petrol terminalini korumak için asker göndereceğini açıklaması, Riyad'ın güvenlik ağını genişletiyor. Bölgedeki bir diplomat, Husilerin saldırı temposunu düşüreceğine dair işaret görmediğini söyledi.
Eğer askeri toplantı hava savunma ve tesis korumasıyla sınırlı kalırsa, küresel enerji etkisi Yanbu ve Bab el-Mendeb güvenliğinde yoğunlaşır. Bu yol Saudi Aramco için terminal koruması ve operasyon sürekliliği anlamına gelirken, savunma sanayisi için radar, önleme sistemi ve yakıt ikmali talebini artırabilir.
Eğer Türkiye veya Pakistan daha görünür bir askeri rol üstlenirse, çatışmanın bölgesel maliyeti artar ve enerji taşımacılığı sigortalarında yeni fiyatlama baskısı oluşabilir. Eğer Husiler Kızıldeniz kıyısındaki kazanımlarını koruyup saldırıları sürdürürse, Suudi Aramco'nun ihracat esnekliği ve bölgedeki deniz taşımacılığı sektörü daha ağır bir güvenlik hesabıyla karşılaşır.