ABD, Türkiye'den İstanbul sınıfı fırkateyn satın alabilir: 100 yıllık Pentagon geleneğini bozan hamle
ABD Donanması ve Beyaz Saray, filonun hızlı şekilde genişletilmesi planı kapsamında yeni bir fırkateyn sınıfı için Türkiye, Japonya ve Güney Kore tarafından…
Atlas Newsdesk ·
ABD fırkateyn planında Beyaz Saray, üç kişiye göre Türkiye, Japonya ve Güney Kore tasarımlarını inceliyor. Amaç filoyu büyütmek.
Planın en hassas kısmı, yeni sınıftaki en fazla iki geminin yabancı tersanelerde inşa edilmesi ve ardından üretimin ABD’ye aktarılması seçeneği. Böyle bir düzenleme, ABD Donanması için savaş gemisi üretiminde 100 yılı aşkın süredir uygulanan yerli inşa yaklaşımından ayrışacak.
İki gövde yurt dışında
Görüşmelere aşina üç kişiye göre Trump yönetimi, donanmanın gemi sayısını daha hızlı artırmak için müttefik ülkelerin mevcut fırkateyn tasarımlarını dosyaya aldı. Bu değerlendirme, ABD tersanelerindeki kapasite ve teslimat hızı tartışmalarının savunma tedarik gündeminde daha fazla yer tuttuğu bir döneme denk geliyor.
Ağustos ayında yayımlanan Beyaz Saray memorandumu, sürecin hukuki kapısını açan belge olarak görülüyor. Memorandum, yurt dışında inşa edilen savaş gemilerinin ABD Donanması’nda hizmete alınmasını sınırlayan yasanın ulusal güvenlik çıkarı muafiyetiyle aşılmasına ve Pentagon’un yabancı tasarımları incelemesine zemin hazırladı.
Donanma Bakanlığı Araştırma, Geliştirme ve Tedarikten Sorumlu Bakan Yardımcılığı sözcülüğü, Beyaz Saray’ın müttefiklerin gemi inşa kapasitesinden yararlanma hedefini doğruladı. Sözcülük, yeni bir fırkateyn için açık uluslararası yarışma düzenlenip düzenlenmeyeceği konusunda doğrudan bir değerlendirme yapmadı.
İstanbul sınıfı listede
Üç kişiye göre dosyadaki Asya seçenekleri arasında Mitsubishi Heavy Industries tarafından geliştirilen Mogami sınıfı güdümlü füze fırkateyninin ihracat versiyonu ve Güney Koreli üreticilerin inşa ettiği Chungnam sınıfı bulunuyor. İki kişi, Türkiye’nin İstanbul sınıfı güdümlü füze fırkateyninin de değerlendirilen tasarımlar arasında yer aldığını söyledi.
İstanbul sınıfının listeye girmesi, aynı kişilere göre temmuz ayında yapılan NATO Zirvesi’nin kenarında Türkiye ile Başkan Trump yönetimi arasında gerçekleşen görüşmelerin ardından gündeme geldi. Bu bağlantı, Türk tersanelerinin yalnızca platform tasarımıyla değil, üretim aktarımı ve ortak sanayi modeliyle de değerlendirilebileceğine işaret ediyor.
Donanma sözcüsü Kaptan Ron Flanders, Başkan Trump’ın yerli gemi inşa kapasitesinin artırılması ve müttefiklerin kanıtlanmış sanayi uzmanlığından yararlanılması yönünde talimat verdiğini söyledi. Flanders’a göre yönetim, daha hızlı teslimat hedefini ABD tersanelerinde uzun vadeli yatırım, teknoloji transferi ve iş gücü genişlemesiyle birleştirmeyi amaçlıyor.
Finlandiya modeli masada
Görüşülen yaklaşım, kamuoyunda Finlandiya modeli olarak bilinen yapıya benziyor. Bu modelde ilk gemilerin yabancı tersanede inşa edilmesi, daha sonra yabancı yatırım ve teknik aktarım yoluyla üretimin ABD’deki tesislere taşınması öngörülüyor.
Benzer yöntem ABD Sahil Güvenlik Komutanlığı’nın Arctic Security Cutter programında kullanılıyor. Programda Finlandiya’daki tersaneler, Kanada tasarımlarını temel alan ilk gemileri inşa ediyor ve sonraki üretimin ABD tersanesine devredilmesi planlanıyor.
Yönetim ve Bütçe Ofisi Direktörü Russ Vought, kamuya açık konuşmalarında bu modeli destekledi ve ABD’deki deniz tersaneleri arasında daha fazla rekabet çağrısı yaptı. 2027 bütçesinin uzlaştırma bölümünde yabancı bir savaş gemisi tasarımının incelenmesi için 1,85 milyar dolar ayrılması önerildi, ancak teklifin Kongre’deki sonucu belirsiz.
Donanma yetkililerine göre ilk çalışma Japonya ve Güney Kore’den savaş gemisi satın alma olasılığına odaklandı. Son yıllarda hem Joe Biden döneminde hem de Trump yönetimi altında görev yapan donanma yetkilileri Güney Kore tersanelerini ziyaret etti.
Avrupa seçeneği de tamamen dışarıda değil. Wisconsin’de Constellation sınıfı fırkateynleri üreten Fincantieri Marinette Marine, tasarımını İtalya ve Fransa donanmalarında kullanılan FREMM çok amaçlı fırkateyninden türetmişti.
Eğer muafiyet ve bütçe hattı Kongre’de korunursa, küresel savunma sanayisinde müttefik tersanelerin ABD tedarik zincirine daha doğrudan bağlandığı bir dönem açılabilir. Bu yol Mitsubishi Heavy Industries, Güney Koreli üreticiler ve İstanbul sınıfında rol alan Türk tersaneleri için görünürlüğü artırırken, ABD’deki sektör için teknoloji transferi ve iş gücü yatırımı şartlarını belirleyici hale getirir.
Eğer Kongre finansmanı sınırlarsa veya yabancı inşa muafiyetine direnç artarsa, donanmanın kısa vadeli seçenekleri mevcut ABD programları ve lisanslı tasarım uyarlamalarıyla daralır. Bu senaryoda küresel makro etki savunma tedarikinde daha yavaş kapasite artışı olurken, aday şirketler için fırsat penceresi tasarım danışmanlığı ve alt sistem tedarikiyle sınırlanabilir.