İsrail ve İran güvenlik doktrinlerinde tarihsel travmaların etkisi

İsrail ve İran'ın güvenlik doktrinleri, tarihsel travmaların ulusal kimlik üzerindeki etkisiyle şekillenerek iki ülke arasındaki gerilimin temelini oluşturuyor.

Atlas Newsdesk ·

İsrail ve İran güvenlik doktrinlerinde tarihsel travmaların etkisi

İsrail’in mevcut güvenlik doktrini, tarihsel sürgünler ve Holokost kaynaklı kolektif travmalar üzerine inşa ediliyor. Babil sürgünü ile başlayan yerinden edilme korkusu, Yahudi toplumsal kimliğinin siyasi ve ekonomik tutumlarını belirleyen temel bir unsur haline geliyor. Holokost sonrası benimsenen "bir daha asla" söylemi, devletin güvenlikçi kültürünün merkezinde yer alıyor.

Benzer bir süreç İran’ın ulusal kimliği için de geçerli. Kerbela olayı, İran’ın güvenlik algısını ve siyasi duruşunu şekillendiren temel bir referans noktası oluşturuyor. Her iki ülkenin de tarihsel travmaları siyasi kararlarında birer güvenlik doktrinine dönüştürmesi, bölgedeki gerilimin temel dinamiklerini açıklıyor.

Bu tarihsel anlatılar, devletlerin dış politika tercihlerini ve savunma stratejilerini doğrudan etkiliyor. İki ülkenin de güvenlik algısını geçmişteki yıkımlar üzerinden kurgulaması, diplomatik çözüm süreçlerini zorlaştırıyor.

More stories