Yapay zekâ ile “dijital yas” dönemi: Ölen yakınların sanal kopyaları tartışma yaratıyor
Yapay zeka, ölen kişilerin sesini ve görüntüsünü dijital olarak yeniden oluşturuyor. Bu teknoloji teselli sunsa da etik ve psikolojik riskler barındırıyor.
Cuneyd Erdogan ·

Son yıllarda gelişen yapay zekâ araçları, ölen kişilere ait eski mesajlar, videolar ve ses kayıtlarını kullanarak dijital avatarlar oluşturabiliyor. Bu sistemler sayesinde kullanıcılar, hayatını kaybeden yakınlarının “dijital versiyonlarıyla” konuşabiliyor ya da onları sanal ortamlarda yeniden görebiliyor.
Teknoloji şirketleri ve bazı girişimler, bu uygulamaları “anı yaşatma” ve yas sürecine destek aracı olarak tanımlıyor.
“Teselli mi, duygusal bağımlılık mı?”
Uzmanlara göre bu tür sistemler bazı insanlar için psikolojik destek sağlayabilir. Özellikle ani kayıplarda, kişinin sesini yeniden duymak ya da görüntüsünü görmek, yas sürecini daha “yumuşak” hale getirebiliyor.
Ancak psikologlar, sürekli dijital etkileşimin kaybı kabullenmeyi zorlaştırabileceği ve bazı kişilerde duygusal bağımlılık yaratabileceği uyarısında bulunuyor.
Etik tartışmalar büyüyor
Teknolojinin yaygınlaşmasıyla birlikte etik sorular da gündeme geliyor.
Uzmanlar özellikle şu başlıklarda tartışma yürütüyor:
- Ölen kişinin dijital olarak yeniden oluşturulmasına kim karar verecek?
- Bu veriler nasıl korunacak?
- Yapay zekâ tarafından üretilen “kişilik”, gerçeği ne kadar yansıtacak?
Bazı hukukçular, dijital kimlik haklarının ölüm sonrasında da korunması gerektiğini savunuyor.
Cenazelerde “dijital varlık” dönemi
Bazı şirketler artık cenazelerde hologram veya yapay zekâ destekli dijital mesajlar kullanılmasına yönelik hizmetler de sunuyor. Böylece hayatını kaybeden kişinin önceden kaydedilmiş görüntüleri ya da AI tarafından oluşturulan konuşmaları törenlerde paylaşılabiliyor.
Bu uygulamalar bazı aileler tarafından anlamlı bulunurken, bazı kişiler ise bunun yas sürecini “yapaylaştırdığı” görüşünde.
Teknoloji ve insan duygusu arasındaki sınır
Uzmanlara göre yapay zekâ destekli “dijital yas” uygulamaları önümüzdeki yıllarda daha yaygın hale gelebilir. Ancak teknolojinin insan psikolojisi üzerindeki uzun vadeli etkilerinin hâlâ tam olarak bilinmediği belirtiliyor.
Tartışmanın merkezinde ise aynı soru yer alıyor: İnsanlar kaybettikleri kişileri dijital olarak “yaşatmalı” mı, yoksa yas süreci doğal akışında mı bırakılmalı?