Türkiye uzay teknolojilerinde bağımsızlık hedefi
Türkiye uzay teknolojilerinde bağımsızlık hedefini öne çıkarıyor; Uluğ Bey ve roket motoru çalışmaları savunma ve ekosistem finansmanını etkileyebilir.
Cuneyd Erdogan ·

Türkiye’de uzay teknolojilerinde “bağımsız altyapı” hedefi, savunma sanayisinin tedarik ve operasyon risklerini azaltan bir öncelik olarak öne çıkıyor. PUURA Havacılık ve Uzay Teknolojileri Kurucu Ortağı Mehmet Batuhan Kaya, 6 Nisan 2026’da İstanbul’da yaptığı değerlendirmede, uzay kabiliyetlerinin dışa bağımlı kalmasının savunma planlamasında kırılganlık yarattığını söyledi.
Kaya’nın işaret ettiği ana başlıklardan biri, Türkiye’nin kendi uydu konumlama altyapısı olarak anılan “Uluğ Bey” projesi oldu. Kaya, bu tür bir GPS benzeri sistemin, kriz dönemlerinde yabancı sistemlere erişim kısıtları, sinyal kesintisi, karıştırma ve hizmet şartlarına bağlılık gibi riskleri sınırlayabileceğini vurguladı.
Bu çerçevede, uzay tabanlı konumlama ve zamanlama hizmetleri, yalnızca sivil navigasyon değil; hassas güdüm, lojistik, haberleşme senkronizasyonu ve kritik altyapı işletimi gibi alanlarda da temel bir katman olarak görülüyor.
PUURA tarafında ise şirketin sıvı yakıtlı roket motorları geliştirdiği bilgisi paylaşıldı. Kaya, motorların 10 kilogram ağırlığında olduğunu ve 500 kilograma kadar yükü havalandırabildiğini, ayrıca süpersonik ve hipersonik kullanım potansiyeli taşıdığını belirtti. Şirketin motor performans testlerini sürdürdüğünü söylemesi, ürünün henüz doğrulama ve olgunlaştırma aşamasında olduğuna işaret ediyor.
Kaya, Türkiye’de “derin teknoloji” yatırımlarının arttığını, uzay ve savunma odaklı startup ekosisteminin daha görünür hale geleceğini ifade etti. Buna karşılık, bu alandaki girişimlerin uzun vadeli finansmana erişimde zorlandığını ve destek mekanizmalarının sürekliliğinin kritik olduğunu dile getirdi.
Üniversite destekli yapılara örnek olarak Boğaziçi Teknopark’ı göstererek, bu tür ekosistemlerin Ar-Ge, yetenek havuzu ve test altyapısı üzerinden teknoloji geliştirme döngüsünü hızlandırdığını söyledi.
Kaya ayrıca, sivil uzay sistemlerinin askeri kullanım alanlarına dikkat çekti ve Starlink benzeri uydu haberleşme ağlarının çift kullanımlı niteliğini örnek verdi. ABD’nin Uzay Kuvvetleri’ni kurmasını da uzayda kurumsal kapasite ve bağımsızlık arayışının bir göstergesi olarak değerlendirdi. Türkiye’nin de benzer şekilde bağımsız konumlama altyapısı gibi projelerle uzaydaki konumunu güçlendirmesi gerektiğini, aksi halde ileride bu alandaki karar masalarında yer bulmanın zorlaşabileceğini söyledi.
Bu tablo, Türkiye’de uzay teknolojilerinin yalnızca Ar-Ge başlığı değil; tedarik zinciri güvenliği, stratejik otonomi ve kritik hizmet sürekliliği açısından da ele alındığını gösteriyor. Girişimlerin test, sertifikasyon ve uzun vadeli sermaye ihtiyacı ise ekosistemin ölçeklenmesinde belirleyici bir unsur olarak öne çıkıyor.
Olası Etkiler
Ülke Etkisi: Bağımsız konumlama ve zamanlama altyapısı, savunma ve kritik altyapı işletiminde dış sistemlere bağlılık kaynaklı kesinti risklerini azaltabilir. Bu tür projeler, kamu alımları, düzenleyici çerçeve ve ulusal güvenlik öncelikleri üzerinden yatırım akışını etkileyebilir.
Sektör Etkisi: Roket motoru ve uydu altyapısı gibi alanlarda yerli tedarik hedefi, test altyapısı, sertifikasyon ve uzun vadeli finansman ihtiyacını öne çıkarır. Üniversite-teknopark bağlantıları, yetenek ve Ar-Ge kapasitesini artırarak girişimlerin ticarileşme hızını etkileyebilir.
Piyasa Etkisi: Uzay ve savunma odaklı projeler, kamu bütçesi, sözleşme görünürlüğü ve tedarik zinciri yatırımları üzerinden ilgili şirketlerin nakit akışı beklentilerini etkileyebilir. Çift kullanımlı teknolojilerde jeopolitik risk algısı, sermaye maliyeti ve yatırım iştahı kanalıyla fiyatlamalara yansıyabilir.