Dijital şiddet uyarısı: Ailelere bütüncül çağrı

Dijital şiddet uyarısı, çocukların oyun ve sosyal medyada yalnız bırakılmaması ve kurumlar arası koordinasyon ihtiyacını öne çıkarıyor.

Cuneyd Erdogan ·

Dijital şiddet uyarısı: Ailelere bütüncül çağrı

Kastamonu Üniversitesi Yapay Zeka Çalışmaları Koordinatörü Prof. Dr. Selman Tunay Kamer, çocuk ve gençlerin dijital platformlarda şiddet içeriklerine maruz kalmasının davranışları etkileyebileceğini söyledi. Kamer’e göre dijital alanlar, yalnızca eğlence ve sosyalleşme zemini olmaktan çıktı ve şiddet içeriklerinin dolaşıma girdiği bir yapıya dönüştü.

Bu dönüşüm, özellikle ergenlik dönemindeki çocuklarda gördüğü içerikleri normalleştirme ve benzer davranışları gerçek hayata taşıma riskini artırıyor.

Kamer, şiddet temalı oyunların bazı mekaniklerinin “ödül” mantığıyla çalıştığını vurguladı. Oyunda öldürme gibi eylemlerle seviye atlama, akranlar arasında takdir görme ve statü kazanma gibi unsurların, şiddeti meşrulaştıran bir çerçeve kurabildiğini belirtti. Bu çerçeve, çocuğun gerçek hayatta benzer bir durumla karşılaştığında “ben de yapabilirim” düşüncesini tetikleyebiliyor.

Kamer’in dikkat çektiği ikinci başlık algoritmaların etkisi oldu. Kullanıcının izleme ve beğeni davranışına göre içerik öneren sistemler, şiddet içeriklerine ilgi gösterildiğinde benzer videoları daha sık öne çıkarabiliyor. Kamer, bu durumun çocukların “şiddet sarmalı” içinde kalmasına ve içeriklerin gündelik hayatın parçası gibi sıradanlaşmasına yol açabileceğini söyledi.

Bu sıradanlaşma, akran zorbalığı gibi durumlarda “kendini gösterme” motivasyonuyla riskli davranışların taklit edilmesi kanalını güçlendirebiliyor.

Aile içi iletişimdeki zayıflama da Kamer’in değerlendirmesinde merkezi yer tuttu. Modern aile yapısında anne ve babanın çalışması ve eve yorgun gelmesi, çocuğun okulda ya da sosyal çevrede yaşadığı zorbalık ve şiddet deneyimlerini paylaşma isteğini karşılıksız bırakabiliyor. Kamer, çocuğun bu durumda farklı “kahraman” arayışlarına yöneldiğini, sosyal medyada üretilen figürlerin rol model haline gelebildiğini ve ceza almayan şiddet eğilimli kişilerin “kahraman” olarak görülebildiğini ifade etti.

Kamer, çözüm için kurumlar arası koordinasyon çağrısı yaptı. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı ile gerektiğinde İletişim Başkanlığı ve Diyanet İşleri Başkanlığı gibi kurumların bütüncül bir yaklaşımla çalışması gerektiğini söyledi. Kamer’e göre aileler, çocukları dijital platformlarda yalnız bırakmamalı; çocuğun verdiği sinyalleri gözlemlemeli, iletişim kanallarını açık tutmalı ve dijital ortamda neler yaşandığını düzenli konuşmalı.

Gerekli durumlarda okul yönetimi ve yetkili kurumlarla bilgi paylaşımı da riskin erken tespiti ve müdahalesi açısından kritik görülüyor.

Olası Etkiler

Ülke Etkisi: Bu yaklaşım, çocuk koruma politikalarında dijital risklerin daha görünür hale gelmesine ve kurumlar arası koordinasyon ihtiyacının gündeme gelmesine yol açabilir. Eğitim ve sosyal hizmetler alanında dijital içerik, zorbalık ve şiddet temalı risklere yönelik izleme ve müdahale süreçleri tartışılabilir.

Sektör Etkisi: Sosyal medya ve oyun platformları, içerik öneri sistemleri ve yaşa uygunluk kontrolleri üzerinden daha yoğun denetime konu olabilir. Okullar, rehberlik servisleri ve edtech sağlayıcıları, dijital güvenlik ve medya okuryazarlığı programlarına daha fazla kaynak ayırabilir.

Piyasa Etkisi: Dijital platformlara yönelik olası düzenleme ve uyum maliyetleri, teknoloji ve oyun şirketlerinin risk primini etkileyebilir. Reklam gelirleri, içerik moderasyonu ve algoritma şeffaflığına ilişkin değişiklikler üzerinden yeniden fiyatlanabilir.

More stories