Avrupa'dan dizel stoklarını kullanıma açması talep ediliyor
ABD yönetimi, küresel dizel arzındaki daralmayı hafifletmek için Avrupa'dan 120 milyon varil stratejik yakıt rezervi talep etti.
Mateo Fernandez ·
Stratejik rezervlerde kritik talep
Washington yönetimi, küresel çapta yaşanan dizel kıtlığını gidermek amacıyla Avrupalı müttefiklerinden stratejik stoklarını devreye sokmalarını istedi. Yetkililer, bu kapsamda yaklaşık 120 milyon varillik bir hacmin piyasaya sürülmesinin hedeflendiğini belirtti.
Söz konusu talep, Orta Doğu ve Rusya'daki rafineri operasyonlarında meydana gelen aksaklıkların ardından gündeme geldi. Ayrıca, bazı ülkelerin uyguladığı ihracat kısıtlamaları ve iç piyasayı korumaya yönelik politikalar, mevcut yakıt arzını ciddi oranda kısıtlamış durumda.
Rusya'nın dizel ihracatına yönelik kısıtlamaları uzatması ve Çinli rafinerilerin iç talebi karşılamak için sevkiyatları durdurması, küresel enerji piyasalarındaki baskıyı artıran temel unsurlar olarak öne çıkıyor.
Almanya ve Fransa merkezli beklentiler
Diplomatik kaynaklara göre, bu talep özellikle Almanya ve Fransa üzerinde yoğunlaşıyor. Her iki ülke de geniş çaplı yakıt envanterlerine sahip olmaları ve kıta genelindeki lojistik dağıtım ağlarında kilit rol oynamaları nedeniyle stratejik bir öneme sahip.
Uzmanlar, stratejik rezervlerin piyasaya sürülmesinin geçici bir rahatlama sağlayabileceğini ancak rafineri kapasitesindeki yapısal eksiklikleri gidermeyeceğini vurguluyor. Bu hamle, üretim kaybını kalıcı olarak telafi etmekten ziyade, piyasaya zaman kazandırmayı amaçlıyor.
Merkez bankası yetkilileri, yüksek rafineri kâr marjlarının enerji enflasyonunu körüklediğine dikkat çekiyor. Politika yapıcılar, dizel fiyatlarındaki artışın ücretler ve genel enflasyon beklentileri üzerindeki etkilerini yakından takip ediyor.
Piyasalarda belirsizlik süreci
Avrupa başkentlerinin 5 Kasım 2026 tarihine kadar koordineli bir adım atıp atmayacağı piyasalar tarafından dikkatle izleniyor. Eğer bir uzlaşı sağlanırsa, dizel primlerinde kısa vadeli bir gevşeme yaşanması bekleniyor.
Aksi bir senaryoda ise yüksek fiyatların kış ayları boyunca devam etme riski bulunuyor. Bu durumun, özellikle gıda ve ulaşım maliyetleri üzerinde ek bir enflasyonist baskı oluşturabileceği değerlendiriliyor.