Umman Arabuluculuk Rolü: Hürmüz’de Denge Politikası
Umman arabuluculuk rolü, Hürmüz ve Yemen hattında denge siyasetiyle öne çıkıyor; enerji ihracatı ve lojistik altyapı stratejiyi destekliyor.
Cuneyd Erdogan ·

Umman, Orta Doğu’daki kriz başlıklarında taraflar arası temasın sürdüğü az sayıdaki kanaldan biri olarak öne çıkıyor. Maskat yönetimi, İran’la pragmatik ilişkiyi korurken ABD ve İngiltere ile güvenlik bağlarını da koparmıyor. Bu çizgi, bölgesel kutuplaşma arttıkça Umman’ın arabuluculuk kapasitesini kurumsal bir dış politika aracına dönüştürüyor.
Bu rolün temelinde coğrafya var. Umman, Hürmüz Boğazı’na yakın konumu ve Yemen’le kara sınırı nedeniyle hem Körfez güvenliği hem de Kızıldeniz’e uzanan çatışma hattı açısından kritik bir noktada duruyor. Askeri kapasitesi sınırlı olsa da, deniz trafiği ve boğaz güvenliği üzerindeki etkisi, ülkenin diplomatik ağırlığını artırıyor.
Umman’ın denge siyaseti, aynı anda birden fazla aktörle çalışabilmesine dayanıyor. İran’la ilişkiler, gerilim dönemlerinde iletişim kanalı işlevi görüyor ve mesaj trafiğini kesintisiz tutuyor. ABD ve İngiltere ile sürdürülen stratejik bağlar ise Umman’ın güvenlik mimarisinde “köprü ülke” konumunu güçlendiriyor.
Maskat yönetimi, Yemen iç savaşında taraf tutmama çizgisini koruyarak hükümet ile Husiler arasında arabuluculuk yaptı ve çeşitli mutabakatların oluşmasına katkı verdi. Bu yaklaşım, Umman’ın sınır güvenliği ve insani geçişler açısından da doğrudan çıkarına temas ediyor. Yemen dosyası, Umman’ın sahaya asker göndermeden etki üretme modelinin en görünür örneklerinden biri olarak değerlendiriliyor.
Umman, ABD ile İran arasındaki nükleer müzakerelerde de arabulucu rolü üstlendi. Bu dosyada Umman’ın katkısı, tarafların doğrudan temas kuramadığı dönemlerde görüşme zemini ve güven artırıcı temasların sürmesini sağlamak üzerinden şekilleniyor. Maskat ayrıca İran’ın bölgesel güvenlik çerçevesine entegre edilmesi gerektiğini savunuyor ve izolasyonun kalıcı çözüm üretmediği tezini öne çıkarıyor.
Ekonomik ölçekte Umman, büyük petrol üreticileriyle kıyaslandığında daha sınırlı bir hacme sahip olsa da enerji ihracatı ülkenin stratejik profilini destekliyor. Ülke günlük ortalama 1 milyon varil petrol ihraç ediyor ve yaklaşık 5 milyon nüfusa sahip. Siyasi istikrar vurgusu, yatırım ve lojistik planlamalarda Umman’ı “düşük sürprizli” bir ortak olarak konumlandırıyor.
Lojistik altyapı da bu stratejiyi tamamlıyor. Umman Denizi’ne açılan Dukm Limanı, olası krizlerde destek ve yeniden konuşlanma için kullanılabilecek bir tesis olarak anılıyor. Ülkede ABD’ye ait büyük ölçekli bir askeri güç bulunmuyor; buna karşın sembolik birlikler ve silah depoları var ve Mesire Adası’ndaki askeri havaalanını hem İngiltere hem ABD kullanıyor.
Sonuç olarak Umman, sınırlı askeri kapasiteyi coğrafya, lojistik ve dengeli diplomasiyle telafi ederek bölgesel kriz yönetiminde işlevsel bir aracı aktör rolü oynuyor. Bu rol, Hürmüz Boğazı güvenliği, Yemen hattındaki istikrar arayışı ve İran’la Batı arasındaki temas kanallarının açık kalması gibi başlıklarda doğrudan önem taşıyor.
Olası Etkiler
Ülke Etkisi: Umman’ın arabuluculuk rolü, dış politikada denge çizgisini iç siyasi istikrarla birlikte bir risk yönetimi aracına çevirebilir. Hürmüz ve Yemen kaynaklı şoklarda, ülkenin lojistik ve güvenlik öncelikleri bütçe ve düzenleyici gündemi etkileyebilir.
Sektör Etkisi: Enerji taşımacılığı, liman işletmeciliği ve savunma lojistiği gibi alanlarda Umman’ın konumu, bölgesel tedarik zinciri planlarını ve sigorta maliyetlerini etkileyebilir. Dukm gibi tesislerin kriz senaryolarında öne çıkması, alternatif rota ve depolama stratejilerini gündeme getirebilir.
Piyasa Etkisi: Hürmüz Boğazı’na ilişkin risk algısı, petrol fiyatları ve navlun/sigorta primleri üzerinden piyasalara yansıyabilir. Umman’ın arabuluculuk kapasitesi, gerilim dönemlerinde iletişim kanallarının açık kalması yoluyla risk priminin seyrini etkileyebilecek bir mekanizma oluşturabilir.