Libya uçağı kazası: Uraloğlu kayıp kayıt iddiasını reddetti
Libya uçağı kazası sonrası Uraloğlu, 1 saat 41 dakikalık kayıp kamera kaydı iddiasını reddetti; kara kutu verilerinin savcılığa verildiğini söyledi.
Cuneyd Erdogan ·

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Ankara’da düşen Libya uçağına ilişkin “kayıp kamera kaydı” iddiasını reddetti ve soruşturma makamlarına kara kutu kayıtlarının verildiğini açıkladı.
Tartışma, CHP Genel Başkan Yardımcısı Deniz Yavuzyılmaz’ın, kazanın yaşandığı gün Devlet Hava Meydanları İşletmesi (DHMİ) kameralarının çalışmadığı ve olayla bağlantılı olabilecek görüntülerin eksik olduğu yönündeki açıklamalarıyla gündeme geldi. Yavuzyılmaz, aynı apronda bir İsrail jetinin belirli bir süre kaldığını ve bu zaman aralığına ait görüntülerin kamuoyuyla paylaşılması gerektiğini savundu.
Bakan Uraloğlu, 29 Nisan 2026’da yaptığı değerlendirmede, iddiaların gerçeği yansıtmadığını söyledi ve sürecin “hassasiyetle” yürütüldüğünü belirtti. Uraloğlu’na göre, kazaya ilişkin teknik veriler ve uçuş kayıtları savcılığa sunuldu ve soruşturma bu resmi kanallar üzerinden ilerliyor.
Bu açıklama, kazanın teknik boyutundan çok, olayın yönetimi ve kurumların şeffaflığı üzerinden siyasi bir tartışmaya dönüştüğünü gösteriyor. Havalimanı güvenliği ve kayıt sistemleri, kazalarda delil zincirinin korunması açısından kritik kabul ediliyor; bu nedenle kamera kayıtlarının varlığı, sürekliliği ve erişim prosedürleri kamu otoriteleri için kurumsal risk başlığı oluşturuyor.
Yavuzyılmaz’ın gündeme getirdiği ikinci başlık ise DHMİ yönetiminde görev süreleriyle ilgili atamalar oldu. Yavuzyılmaz, DHMİ Yönetim Kurulu üyelerinin görev sürelerinin uzatılmasını “ödül” olarak nitelendirdi.
Uraloğlu, bu iddiayı da reddetti ve atamaların önce vekaleten görevlendirme, ardından asaleten atama şeklinde yapıldığını söyledi. Bakan, bu iddianın uçak kazasıyla ilişkilendirilemeyeceğini ve iki konunun birbirinden bağımsız olduğunu vurguladı.
Mevcut tabloda, soruşturmanın adli makamlar üzerinden yürüdüğü ve bakanlığın kamuoyuna verdiği mesajın “gizli bir durum yok” çerçevesinde şekillendiği görülüyor. Buna karşılık muhalefet, kamera kayıtları ve apron hareketleri üzerinden olayın tüm yönleriyle aydınlatılması gerektiğini savunuyor.
Kaza özelinde teknik bulguların içeriği kamuya açıklanmadığı için tartışma, delil yönetimi ve kurumların hesap verebilirliği ekseninde ilerliyor. Bu tür olaylarda, resmi soruşturma süreciyle eş zamanlı yürüyen siyasi tartışmalar, havacılık otoritelerinin veri paylaşımı, güvenlik protokolleri ve kriz iletişimi kapasitesini doğrudan gündeme taşıyor.
Olası Etkiler
Ülke Etkisi: Kamera kayıtları ve kara kutu verilerinin yönetimi tartışması, Türkiye’de havalimanı güvenliği ve kamu kurumlarında şeffaflık başlıklarını yeniden gündeme taşıyabilir. Adli sürecin ilerleyişi, kurumların bilgi paylaşım standartları ve kriz iletişimi üzerinde düzenleyici ve siyasi baskı yaratabilir.
Sektör Etkisi: Havacılıkta olay inceleme süreçlerinde delil zinciri, kamera altyapısı ve veri saklama politikaları öne çıkabilir. Havalimanı işletmecileri ve ilgili kamu birimleri, kayıt sistemlerinin sürekliliği ve erişim yetkileri konusunda denetim ve uyum süreçlerini gözden geçirmek zorunda kalabilir.
Piyasa Etkisi: Kamu kurumlarına yönelik yönetişim tartışmaları, ilgili kurumların tedarik, teknoloji yatırımı ve hizmet alımı süreçlerine ilişkin risk algısını etkileyebilir. Haber akışı, savunma-havacılık ve güvenlik teknolojileri alanında faaliyet gösteren şirketlerde beklentileri, kamu harcaması ve ihale kanalları üzerinden şekillendirebilir.