Ayçiçeği yağı ihracatı 2026 ilk çeyrekte arttı
Ayçiçeği yağı ihracatı 2026 ilk çeyrekte 316,847 milyon dolara çıktı; hacim 195.995 ton oldu, pazarlar Cibuti ve Sudan’da yoğunlaştı.
Cuneyd Erdogan ·

Türkiye, 2026’nın ilk çeyreğinde ayçiçeği yağı ihracat gelirini geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 17,2 artırdı ve 316,847 milyon dolara taşıdı. Aynı dönemde ihracat hacmi 195.995 tona çıktı. Değer artışının hacim artışından daha hızlı gelmesi, birim fiyatların ve ürün karmasının (rafine ürün payı, paketli satış, teslim şekilleri) ihracat gelirini yukarı çektiğine işaret ediyor.
İhracat 93 ülke ve serbest bölgeye yayıldı. Buna rağmen gelirde belirgin bir yoğunlaşma var: En büyük pazar 126,094 milyon dolarla Cibuti oldu. Cibuti’yi 33,798 milyon dolarla Sudan ve 20,416 milyon dolarla Suriye izledi. Bu tablo, Türkiye’nin rafine ayçiçeği yağı ihracatında Kızıldeniz hattı ve yakın coğrafyadaki tedarik ihtiyacına dayalı bir talep yapısıyla çalıştığını gösteriyor.
Bölgesel dağılımda Güneydoğu Anadolu Bölgesi öne çıktı. Bölge, toplam ihracatın yüzde 61,7’sini tek başına karşıladı ve 195,648 milyon dolarlık dış satım yaptı. Bu yoğunlaşma, üretim ve rafinaj kapasitesinin belirli bir coğrafyada kümelendiğini ve lojistik/liman erişimi ile tedarik zinciri yönetiminin ihracat performansında belirleyici olduğunu düşündürüyor.
Türkiye’nin dünya rafine ayçiçeği yağı ticaretindeki payı yüzde 18,3 olarak veriliyor. Sektör, hammadde arzındaki kısıtlar ve bölgesel savaşların yarattığı lojistik ve finansman risklerine rağmen ihracatı sürdürdüğünü bildiriyor. Bu süreçte stok yönetimi, Toprak Mahsulleri Ofisi’nin piyasa müdahaleleri ve yüksek teknolojili tesislerin esnek üretim kabiliyeti öne çıkan araçlar olarak aktarılıyor.
İhracat modelinde Dahilde İşleme Rejimi kritik bir rol oynuyor. Rejim, tohumun işlenip katma değerli ürün olarak yeniden ihraç edilmesine imkan vererek rafinaj kapasitesinin daha yüksek kullanımını destekliyor. Sektör temsilcileri, mevcut dinamizmin önümüzdeki 10 yılda küresel pazar payını yüzde 25’e çıkarmayı hedeflediğini belirtiyor.
Politika ve risk perspektifinden bakıldığında, ihracatın belirli pazarlarda yoğunlaşması ülke riskini ve ödeme/lojistik risklerini daha görünür hale getiriyor. Aynı zamanda TMO müdahaleleri ve stok yönetimi gibi araçlar, iç piyasa fiyat istikrarı ile ihracat sürekliliği arasında denge kurma ihtiyacını gündemde tutuyor. Bu çerçevede, hammadde erişimi, finansman koşulları, navlun ve bölgesel güvenlik gelişmeleri 2026 boyunca sektörün performansını belirleyen ana kanallar olmaya devam edecek.
Olası Etkiler
Ülke Etkisi: İhracat gelirindeki artış, gıda işleme ve dış ticaret dengesini gelir kanalıyla etkileyebilir. TMO müdahaleleri ve stok yönetimi, iç fiyatlar ile ihracat sürekliliği arasındaki politika dengesini daha görünür kılabilir.
Sektör Etkisi: Dahilde İşleme Rejimi, rafinaj kapasitesi yüksek firmaların hammaddeyi işleyip katma değerli ürünle rekabet etmesini destekleyebilir. Pazar yoğunlaşması, lojistik ve tahsilat risk yönetimini sektörün temel operasyonel konusu haline getirebilir.
Piyasa Etkisi: İhracat gelirleri, şirket nakit akışları ve kredi risk primleri üzerinden finansal koşulları etkileyebilir. Hammadde arzı ve bölgesel güvenlik kaynaklı şoklar, fiyatlar ve marjlar üzerinden oynaklık kanalı yaratabilir.