TÜİK verilerine göre milli gelir 2025'te 62 trilyon TL'yi aştı

Türkiye'nin 2025 yılı milli geliri 62,28 trilyon TL'ye ulaşırken, ekonominin net borçlanma oranı GSYH'nin yüzde 1,8'ine çıktı.

Atlas Newsdesk ·

TÜİK verilerine göre milli gelir 2025'te 62 trilyon TL'yi aştı

Türkiye İstatistik Kurumu, 2025 yılı Kurumsal Sektör Hesapları'nda Gayrisafi Milli Hasıla'nın yüzde 41,4 artışla 62 trilyon 288 milyar 195 milyon 804 bin TL'ye çıktığını açıkladı. Veri, şirketlerin, hanehalkının ve kamunun ekonomi içindeki gelir, tasarruf ve borçlanma konumlarını birlikte gösterdi. Toplam ekonomide yaratılan katma değerin en büyük bölümü mali olmayan şirketlerden geldi.

TÜİK verilerine göre mali olmayan şirketler, 2025 yılında toplam katma değerin yüzde 55,5'ini oluşturdu. Bu pay, üretim, ticaret ve hizmet faaliyetlerinde şirket kesiminin milli gelir dağılımındaki ağırlığını koruduğunu gösteren ana kalem oldu. Mali olmayan şirketleri hanehalkı ve hanehalkına hizmet veren kar amacı olmayan kuruluşlar ile genel devlet izledi.

Kurumsal sektör hesapları, milli gelirin yalnızca toplam büyüklüğünü değil, ekonomide gelirin hangi kesimlerde oluştuğunu ve hangi kesimlerin tasarruf ya da finansman açığı verdiğini izlemek için kullanılıyor. Bu nedenle veri seti, şirketlerin yatırım kapasitesi, hanehalkının tüketim-tasarruf dengesi ve kamunun finansman pozisyonu açısından iş dünyası için izlenen göstergeler arasında yer alıyor.

Şirketler katma değerin yarısından fazlasını üretti

Toplam gayrisafi tasarrufun Gayrisafi Yurt İçi Hasıla'ya oranı 2025 yılında yüzde 29,9 olarak kaydedildi. TÜİK verilerine göre bu oranın yüzde 15'i mali olmayan şirketlerden, yüzde 9,1'i hanehalkından, yüzde 1,7'si mali şirketlerden ve yüzde 4,1'i genel devletten geldi. Dağılım, tasarruf tarafında şirket kesiminin milli gelir içindeki üretim ağırlığına paralel bir rol üstlendiğini gösterdi.

Hanehalkı tasarruf oranı, harcanabilir gelire oranla 2024 yılındaki yüzde 13,9 seviyesinden 2025 yılında yüzde 14,3'e yükseldi. Artış 0,4 yüzde puanla sınırlı kaldı, ancak hanehalkının gelirinden ayırdığı payın bir önceki yıla göre yükseldiğini ortaya koydu. Bu kalem, bankacılık sistemi açısından mevduat tabanı, tüketici kredileri talebi ve iç talebin seyri bakımından izleniyor.

Mali şirketlerin gayrisafi tasarruf oranındaki payı yüzde 1,7 ile mali olmayan şirketlerin ve hanehalkının altında kaldı. Genel devletin yüzde 4,1'lik payı ise kamu kesiminin tasarruf dengesinin toplam ekonomi içindeki ağırlığını gösterdi. Bu kırılım, finansman koşullarının sıkılaştığı dönemlerde kaynakların hangi kurumsal kesimlerde biriktiğini anlamak açısından önem taşıyor.

Net borçlanma oranı yüzde 1,8'e çıktı Toplam ekonominin net borç verme veya net borç alma pozisyonunun GSYH'ye oranı 2025 yılında yüzde -1,8 oldu. TÜİK, ekonominin 2024 yılında GSYH'nin yüzde 0,9'u oranında net borç alan konumda olduğunu, 2025 yılında bu oranın yüzde 1,8'e çıktığını bildirdi. Değişim, net borçlanma oranında 0,9 yüzde puanlık artışa işaret etti.

Net borç alan pozisyon, ekonominin toplamda kendi tasarruflarıyla yatırımlarını ve harcamalarını karşılama kapasitesinin altında kaldığı dönemlerde dış finansman ihtiyacının büyüdüğünü gösteren bir gösterge olarak izleniyor. Bu veri tek başına finansman kalitesini ya da vadesini açıklamaz; ancak şirketler ve finans kuruluşları açısından dış kaynak maliyeti, kur riski ve kredi koşullarıyla birlikte değerlendirilir.

Şirket kesimi için en doğrudan izlenecek başlık, mali olmayan şirketlerin katma değer ve tasarruf içindeki yüksek payının yatırım iştahına, borçlanma ihtiyacına ve işletme sermayesi yönetimine nasıl yansıyacağı olacak. Hanehalkı tarafında tasarruf oranındaki sınırlı artış sürerse, mevduat ve iç talep dengesi bankalar, perakende ve dayanıklı tüketim sektörleri için farklı kanallardan etkili olabilir.

Önümüzdeki veri akışında izlenecek ana konu, net borçlanma oranındaki artışın 2026 finansman koşullarında şirket bilançolarına ve kredi talebine ne ölçüde yansıyacağı olacak. Oran yüksek kalırsa dış finansman maliyeti ve kur oynaklığı şirketlerin yatırım planlarında daha belirleyici hale gelebilir; gerilerse iç tasarrufların finansmana katkısı güçlenebilir.

More stories

Son haberler