Trump'ın İran kararı bekleniyor: Diplomasi mi, savaş mı?
Trump İran kararı, 10 maddelik karşı teklif sonrası diplomasi-askeri seçenek dengesini ve Hürmüz şartları üzerinden piyasa risk primini etkileyebilir.
Cuneyd Erdogan ·

ABD Başkanı Donald Trump’ın İran dosyasında vereceği karar, Washington’un diplomasi hattında kalıp kalmayacağını ve askeri seçeneği masaya koyup koymayacağını belirleyecek. Son günlerde İran’ın barış önerilerine sunduğu 10 maddelik karşı teklif, iki ülke arasındaki gerilimi yeni bir aşamaya taşıdı. ABD’li yetkililer teklifi “maksimalist” diye tanımlasa da Beyaz Saray bunu tam bir ret değil, pazarlık hamlesi olarak okuyor.
Bu okuma, arabulucuların iki başkent arasında mekik diplomasisini hızlandırmasına yol açtı. Ancak Tahran’daki karar alma sürecinin yavaş ilerlemesi, Washington’da “diplomasi için ayrılan zaman daralıyor” algısını güçlendiriyor. Bu tablo, Trump’ın nihai tercihini daha kritik hale getiriyor.
Axios’a konuşan kaynaklara göre Trump, danışmanlarına “Altyapı günü hakkında ne düşünüyorsunuz?” diyerek İran’ın kritik tesislerine yönelik saldırı ihtimalini tartıştı. Aynı kaynak anlatımında, İran’daki köprüler ve enerji santrallerini hedef alacak, dört saatlik bir operasyonla ülkeyi “100 yıl geriye götürme” iddiası da yer alıyor. Bu tür bir planın gündeme gelmesi, müzakere masasında baskı unsuru olarak da okunuyor.
Karar sürecini zorlaştıran ana unsur, Trump yönetimi içindeki görüş ayrılıkları. Kaynaklar, Trump’ın bazı danışmanlarından daha sert bir çizgiye yakın durduğunu öne sürüyor. Savunma Bakanı Pete Hegseth ve Dışişleri Bakanı Marco Rubio gibi kamuoyunda “şahin” diye bilinen isimlerin bile Trump’ın yanında daha ılımlı kaldığı iddia ediliyor.
Buna karşılık Başkan Yardımcısı JD Vance, Özel Temsilci Steve Witkoff ve Jared Kushner’in öne çıktığı bir grup, askeri çatışmadan kaçınan bir anlaşma için baskı yapıyor. Bu kanat, diplomatik çözümün hâlâ mümkün olduğunu savunuyor. Yönetim içindeki bu ayrışma, hem mesaj disiplinini hem de müzakere pozisyonunun netliğini etkileyebilir.
Bölgesel müttefiklerin yaklaşımı da Washington’un manevra alanını daraltıyor. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri liderleri, İran’dan somut tavizler alınmadan ateşkese karşı çıkıyor. Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham’ın destek verdiği bu çizgi, ateşkes için Hürmüz Boğazı’nın uluslararası seyrüsefere tamamen açılmasını ve İran’ın zenginleştirilmiş uranyum stoklarından tamamen vazgeçmesini ön şart olarak öne sürüyor.
Bu talepler, İran’ın “maksimalist” diye nitelenen karşı teklifiyle çakıştığı için orta yol bulunmasını zorlaştırıyor. Kaynaklara göre Trump onay verirse, ABD ve İsrail’in birlikte hazırladığı ve İran’ın enerji altyapısını hedefleyen geniş çaplı bir bombardıman planı hazır bekliyor. Trump’a yakın bir kaynak, başkanın bir anlaşmayı kabul edebileceğini ancak İran’ın buna hazır olup olmadığının belirsiz kaldığını söylüyor.
Gelişmeler, İran dosyasının yalnızca ikili bir kriz olmadığını, aynı zamanda ABD iç siyasetindeki güç dengeleri ve bölgesel ortakların güvenlik öncelikleriyle şekillendiğini gösteriyor. Diplomasi hattı sürse bile, askeri planların masada tutulması tarafların risk algısını ve pazarlık çıtasını yukarı çekebilir. Bu nedenle Trump’ın kararı, yalnızca kısa vadeli gerilimi değil, bölgesel güvenlik mimarisini ve enerji güvenliği tartışmalarını da etkileyebilecek bir eşik olarak izleniyor.
Olası Etkiler
Ülke Etkisi: ABD’de karar süreci, yönetim içi görüş ayrılıkları ve Kongre’deki İran çizgisi üzerinden dış politika kredibilitesini etkileyebilir. İran tarafında ise karar alma hızına dair algı, müzakere takvimini ve iç siyasi dengeyi etkileyebilir.
Sektör Etkisi: Enerji altyapısını hedefleyen senaryoların gündemde kalması, bölgesel enerji arz güvenliği ve sigorta maliyetleri üzerinden enerji ve taşımacılık sektörlerini etkileyebilir. Savunma ve güvenlik tedarik zincirlerinde de planlama ufku kısalabilir.
Piyasa Etkisi: Hürmüz Boğazı’na ilişkin şartların öne çıkması, petrol ve navlun fiyatlarını jeopolitik risk primi kanalıyla etkileyebilir. Risk algısındaki değişim, güvenli liman varlıklarına yönelim ve bölge varlıklarında oynaklık üzerinden fiyatlamalara yansıyabilir.