Bölgesel çatışmalar, geleneksel deniz rotalarını riskli hale getirerek Çin'i Avrupa'ya bağlayan ve Türkiye'den geçen Orta Koridor'un stratejik önemini artırdı.
Türkiye, Dünya Bankası'ndan aldığı 2 milyar dolarlık krediyle İstanbul'daki demiryolu bağlantısını güçlendirerek Orta Koridor'daki merkezi rolünü pekiştiriyor.
Koridorun başarısı, Azerbaycan, Ermenistan ve Gürcistan'ın yer aldığı Güney Kafkasya'daki siyasi istikrara ve altyapı yatırımlarının tamamlanmasına bağlı.

Atlas AI
Orta Koridor’un öne çıkması, Türkiye’nin Avrupa-Asya ticaretinde üstlendiği rolü büyütüyor. Orta Doğu’daki gerilim, Kızıldeniz’deki güvenlik krizi ve Rusya-Ukrayna savaşı, deniz taşımacılığında risk algısını artırdı. Şirketler ve kamu otoriteleri, tedarik zincirlerini daha fazla rota ve ülkeye yayma eğilimine girdi.
Bu ortamda Çin’i Avrupa’ya bağlayan Trans-Hazar Uluslararası Taşımacılık Koridoru (Orta Koridor), Rusya ve İran güzergâhlarını devre dışı bırakan bir kara-deniz kombinasyonu olarak stratejik önem kazandı. Babülmendep Boğazı çevresindeki saldırılar ve Hürmüz Boğazı’nda olası kapanma riski, enerji ve konteyner taşımacılığında kesinti ihtimalini gündemde tutuyor.
Hürmüz’deki risk, günlük küresel petrol sevkiyatının yüzde 20’sini etkileyebilecek bir dar boğaz üzerinden ilerlediği için, alternatif hatlara ilgiyi artırıyor.
Türkiye, coğrafi konumu ve mevcut altyapısı nedeniyle Orta Koridor’un Avrupa bağlantısında kilit ülke konumuna geliyor. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Londra’da yaptığı konuşmada savaşların tedarik zincirlerini çeşitlendireceğini ve yeni ticaret koridorları doğuracağını söyledi. Bu çerçeve, Türkiye’nin transit ülke olmanın ötesine geçip lojistik merkez olma hedefiyle örtüşüyor.
Somut finansman adımı Dünya Bankası’ndan geldi. Banka, İstanbul Kuzey Demiryolu Geçiş Projesi (INRAIL) için 2 milyar dolarlık krediyi onayladı. Proje, Yavuz Sultan Selim Köprüsü üzerinden demiryolu hattı kurmayı ve Asya-Avrupa arasında kesintisiz demiryolu bağlantısını güçlendirmeyi amaçlıyor.
Türkiye, koridorun kurumsal yönetiminde de yer alıyor. TCDD Taşımacılık AŞ, Kazakistan, Azerbaycan ve Gürcistan gibi ülkelerin demiryolu ve denizyolu kurumlarının oluşturduğu Trans-Hazar Uluslararası Taşımacılık Koridoru Derneği’nde Türkiye’yi temsil ediyor. Bu yapı, tarifeler, kapasite planlaması ve sınır geçiş süreçleri gibi operasyonel başlıklarda koordinasyon ihtiyacını öne çıkarıyor.
Koridorun performansı, Güney Kafkasya’daki siyasi istikrara doğrudan bağlı. Azerbaycan, Gürcistan ve Ermenistan, geçiş hatları ve bağlantı projeleri nedeniyle kritik konumda. ABD arabuluculuğunda Ermenistan ile Azerbaycan arasında planlanan ve Nahçıvan’ı ana Azerbaycan topraklarına bağlayacak altyapı projeleri, koridorun sürekliliği açısından önem taşıyor.
Bölgesel riskler, enerji ve güvenlik başlıkları üzerinden koridora yansıyor. Azerbaycan’ın İsrail ile ekonomik ve askeri ilişkileri, İran’la dönemsel gerilimlere zemin hazırlıyor. İsrail’in petrol tedarikinde Bakü-Tiflis-Ceyhan (BTC) hattının rolü ve Azerbaycan’ın İsrail’den askeri tedariki, jeopolitik hassasiyeti artıran unsurlar arasında.
Ticaret hacmi tarafında beklenti büyüyor. Dünya Bankası verilerine göre Orta Koridor üzerindeki ticaret hacmi 2030’a kadar 11 milyon tona ulaşabilir. Bu hedefin gerçekleşmesi, altyapı yatırımlarının devamına, sınır geçişlerinde zaman ve maliyetlerin düşmesine ve Güney Kafkasya’da öngörülebilirliğin korunmasına bağlı görünüyor.
Ülke Etkisi: Türkiye’de ulaştırma ve lojistik yatırımları, dış finansman ve kamu-özel koordinasyonu üzerinden hızlanabilir. Koridorun büyümesi, gümrük süreçleri, demiryolu kapasitesi ve sınır geçiş standartları gibi düzenleyici alanlarda uyum baskısı yaratabilir.
Sektör Etkisi: Demiryolu taşımacılığı, liman işletmeciliği, intermodal lojistik ve sigorta hizmetlerinde kapasite planlaması ve fiyatlama dinamikleri değişebilir. Koridor ülkeleri arasında tarifeler ve operasyonel standartlar uyumlu hale geldikçe, transit süreleri ve maliyet yapısı yeniden şekillenebilir.
Piyasa Etkisi: Altyapı projeleri, uzun vadeli proje finansmanı ve ülke risk primi kanalıyla tahvil ve kredi piyasalarına yansıyabilir. Jeopolitik risk algısı, enerji taşımacılığı ve navlun fiyatları üzerinden enflasyon beklentileri ve şirket kârlılıkları üzerinde etkili olabilir.


