Türkiye plastik atık ithalatı rekoru ve riskler

Türkiye plastik atık ithalatı rekor seviyede: AB’den 503 bin ton, Britanya’dan 139 bin ton; Adana hattında mikroplastik ve denetim baskısı.

Ayla Demirhan ·

Türkiye plastik atık ithalatı rekoru ve riskler

Türkiye’nin Avrupa Birliği (AB) ve Britanya kaynaklı plastik atık ithalatı son verilerle rekor seviyelere çıktı. Bu artış, Türkiye’nin geri dönüşüm kapasitesi, çevresel denetim yeterliliği ve “sıfır atık” hedefleriyle uyum tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı. Düzenleyici tarafta ise AB’nin kasım ayında devreye alacağı yeni ihracat kısıtlamaları, atık akışlarının yönünü ve Türkiye’nin politika seçeneklerini doğrudan etkileyebilecek bir baskı unsuru olarak öne çıkıyor.

Verilere göre AB’den Türkiye’ye gönderilen atık miktarı geçen yıl yıllık bazda %19 arttı ve 503 bin tonu aştı. Britanya aynı dönemde Türkiye’ye 139 bin ton plastik atık sevkiyatı yaptı. Britanya’nın 2025 yılı verileri içinde yer alan 675 bin ton plastik atık ihracatının kayda değer bir kısmının Türkiye’ye yöneldiği bildirildi.

Avrupa Birliği

Bu tablo, uluslararası literatürde atığın düzenleme ve denetimi daha sınırlı ülkelere kaydırılması olarak tanımlanan “atık sömürgeciliği” tartışmasıyla birlikte okunuyor. Çevresel hak savunucuları, Avrupa’daki atık yönetimi yükünün Türkiye’ye kaydığını ve bunun Türkiye’nin kendi atık azaltımı ve geri kazanım hedefleriyle gerilim yarattığını savunuyor. Tartışmanın odağında, ithal atığın gerçekten geri dönüşüp dönüşmediği, nasıl sınıflandırıldığı ve sahada denetimin ne ölçüde yapılabildiği soruları var.

Adana hattında kirlilik ve gıda güvenliği riski

İthal atığın çevresel etkileri özellikle geri dönüşüm tesislerinin yoğunlaştığı bölgelerde daha görünür hale geliyor. Uluslararası Çevresel Araştırma Ajansı’nın aktardığı verilere göre Mayıs 2021–Temmuz 2024 döneminde Britanya’dan Türkiye’ye gelen atıkların %13’ü Adana’daki sekiz ayrı tesise gitti. Tesislerin yakınındaki su kaynaklarında yapılan incelemelerde mikroplastik kirliliğinin kritik seviyede olduğu bulgusu paylaşıldı.

Söz konusu su yolları, Türkiye’nin tarımsal üretim merkezlerinden Çukurova’daki sulama kanallarıyla doğrudan bağlantılı. Bu nedenle tartışma sadece çevre kirliliğiyle sınırlı kalmıyor; tarımsal sulamada kullanılan suyun niteliği üzerinden gıda güvenliği boyutuna taşınıyor. Sabancı Üniversitesi’nden deniz biyoloğu Sedat Gündoğdu, mikroplastik içeren suların sulamada kullanılmasının uzun vadede gıda güvenliği açısından risk yaratabileceğini vurgulayarak plastik atık ithalatının tamamen yasaklanması çağrısı yaptı.

AB kısıtlamaları, OECD statüsü ve kapasite sorunu

AB’nin kasım ayında uygulamaya başlayacağı yeni ihracat kısıtlamaları

AB’nin kasım ayında uygulamaya başlayacağı yeni ihracat kısıtlamaları, Avrupa’dan çıkan atığın nereye gideceği sorusunu öne çıkarıyor. Uzmanlar, Türkiye’nin OECD üyesi olmasının, diğer ülkelere yönelik bazı yasaklar nedeniyle oluşabilecek atık trafiğinin Türkiye’ye yönelmesine zemin hazırlayabileceğini değerlendiriyor. Bu çerçevede Türkiye’nin ithalat rejimi, gümrük kontrolleri, tesis lisanslama süreçleri ve çevresel denetim kapasitesi kritik hale geliyor.

Mevcut değerlendirmeler, yerel geri dönüşüm kapasitesinin bu ölçekte bir atık hacmini çevresel standartlara uygun biçimde işlemesinde zorlanabileceğine işaret ediyor. Atık akışındaki büyüklük, denetim açığı oluşması halinde düzensiz depolama, açıkta yakma ve su yollarına karışma gibi riskleri büyütebilir. Önümüzdeki dönemde AB düzenlemelerinin Türkiye’ye atık akışını nasıl şekillendireceği ve Türkiye’nin mevzuatta hangi güncellemeleri gündeme alacağı, çevresel risk yönetimi ve uluslararası yükümlülükler açısından izlenecek başlıklar arasında yer alıyor.

Ülke Etkisi: Türkiye’de artan plastik atık ithalatı, çevresel denetim kapasitesi ve atık yönetimi mevzuatı üzerinde baskı yaratabilir. Su yolları ve tarımsal sulama bağlantısı nedeniyle gıda güvenliği başlığı daha görünür hale gelebilir.

Sektör Etkisi: Geri dönüşüm ve atık yönetimi sektöründe kapasite, izlenebilirlik ve lisanslı işleme gereklilikleri rekabet koşullarını etkileyebilir. İthal girdiye dayalı işletmeler, olası kısıtlar ve uyum maliyetleri üzerinden iş modellerini yeniden düzenlemek zorunda kalabilir.

Piyasa Etkisi: Düzenleme değişikliği olasılığı, atık yönetimi ve geri dönüşüm yatırımlarında sermaye harcamalarını ve sigorta/uyum maliyetlerini etkileyebilir. Tarımsal üretim bölgelerine dönük kirlilik riskinin fiyatlanması, ilgili tedarik zincirlerinde denetim ve izleme maliyetleri üzerinden piyasa kanallarına yansıyabilir.

More stories