Hürmüz Boğazı krizi: İran eski düzene dönüş yok dedi
Hürmüz Boğazı krizi derinleşiyor: İran eski düzene dönüş yok derken CENTCOM 37 geminin geri döndüğünü açıkladı.
Cuneyd Erdogan ·

İran, Hürmüz Boğazı’ndaki mevcut düzenin “önceki haline” dönmeyeceğini açıkladı ve bunu ülkenin en üst düzey siyasi-askeri otoritesinin talimatına bağladı. İran Meclis Başkan Yardımcısı Ali Nikzad’ın 26 Nisan 2026’da yaptığı bu açıklama, ABD’nin İran limanlarına yönelik deniz ablukası uyguladığını duyurduğu bir dönemde geldi. Açıklama, ABD-İsrail-İran hattındaki çatışmanın 58. gününde, ateşkes ve müzakere başlıklarının netleşmediği bir ortamda yapıldı.
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), ablukaya dayalı uygulamalar nedeniyle 37 geminin geri döndürüldüğünü bildirdi. CENTCOM ayrıca Umman Denizi’nde bir ticari geminin durdurulduğunu ve bunun, ABD Hazine Bakanlığı’nın yaptırım uyguladığı 19 “gölge filo” gemisinden biri olarak tanımlandığını aktardı.
Bu çerçeve, Hürmüz Boğazı çevresindeki deniz trafiği, sigorta maliyetleri, navlun fiyatları ve enerji sevkiyat riskleri açısından belirsizliği artıran bir güvenlik-gözetim rejimine işaret ediyor.
İran tarafı müzakere zeminine dair koşullarını da sertleştirdi. İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif ile telefon görüşmesinde, ABD’nin deniz ve saha kısıtlamalarını artırmasının “güven inşası” önünde engel olduğunu söyledi ve kuşatma dahil “operasyonel engeller” kalkmadan baskı altında müzakereye girmeyeceklerini belirtti.
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi de ABD’nin diplomasiyi ilerletme konusunda “ciddi irade” gösterip göstermeyeceğinin görülmesi gerektiğini açıkladı.
Sahada ise ateşkesin kırılganlığı öne çıktı. Lübnan Sağlık Bakanlığı, İsrail’in ateşkese rağmen Lübnan’ın güneyine düzenlediği saldırılarda 7 kişinin öldüğünü, 24 kişinin yaralandığını duyurdu. Aynı gün İsrail ordusunun güneyde bazı bölgelere broşür bırakarak köylere dönülmemesi yönünde uyarı yaptığı ve gece saatlerinden itibaren kuzeye doğru yeni bir göç dalgasının başladığı bildirildi.
Nükleer dosya da risk algısını besleyen bir unsur olarak gündemde kaldı. New York Times’ın aktardığına göre İran’ın farklı zenginleştirme seviyelerinde yaklaşık 11 ton uranyum stoku bulunuyor; haberde bu stokun ileri zenginleştirme ile 50 ila 100 nükleer silah üretme potansiyeli taşıdığı iddia edildi. Aynı haberde, kamuoyunda daha çok yüzde 60 seviyesinde zenginleştirilmiş “yarım ton” stokun konuşulduğu, toplam stokun ise daha az gündeme geldiği belirtildi.
ABD Başkanı Donald Trump ise İran’la müzakere için planlanan “uzun ve maliyetli” bir seyahati iptal ettiklerini, bunun ardından İran’dan “çok daha iyi bir teklif” aldıklarını iddia etti. Washington’da Beyaz Saray Muhabirleri Derneği yemeği sırasında yaşanan silahlı saldırıda 1 polisin yaralandığı ve saldırganın etkisiz hale getirildiği de açıklandı. Bu iç güvenlik olayı doğrudan bölgesel dosyayı değiştirmese de ABD’de güvenlik gündeminin yoğunlaştığı bir döneme işaret ediyor.
Hürmüz Boğazı, Basra Körfezi’nden küresel pazarlara enerji sevkiyatının ana geçiş noktası olduğu için, “eski düzene dönüş yok” mesajı yalnızca askeri bir pozisyon değil, deniz ticareti ve yaptırım uygulamalarının kalıcılaşabileceği bir çerçeve olarak da okunuyor. Mevcut tabloda deniz ablukası, yaptırım listeleri, gölge filo takibi ve ateşkes ihlalleri aynı anda ilerliyor; bu da müzakere başlıklarının güvenlik ve ticaret boyutlarını birbirine daha sık bağlayan bir risk seti oluşturuyor.
Olası Etkiler
Ülke Etkisi: İran’ın Hürmüz mesajı ve “kuşatma kalkmadan müzakere yok” çizgisi, diplomasi alanını güvenlik ve yaptırım koşullarına daha fazla bağlayabilir. Bu yaklaşım, deniz denetimleri ve yaptırım uygulamalarının iç politika meşruiyetiyle birlikte yürütülmesine zemin hazırlayabilir.
Sektör Etkisi: Deniz taşımacılığı, enerji lojistiği ve sigorta sektörleri, Hürmüz çevresinde artan denetim ve durdurma riskini fiyatlamaya devam edebilir. “Gölge filo” takibi ve yaptırım listeleri, tanker sahipliği, bayraklama ve ödeme kanalları üzerinde uyum maliyetlerini artırabilir.
Piyasa Etkisi: Abluka kaynaklı gemi geri dönüşleri ve durdurmalar, enerji arzı ve teslimat süreleri üzerinden petrol ve navlun fiyatlarında oynaklığı artırabilir. Jeopolitik risk primi, enerji ithalatçısı ülkelerin enflasyon beklentileri ve döviz talebi kanalıyla tahvil ve kur piyasalarına yansıyabilir.