SDG bünyesindeki Türk vatandaşları için dönüş süreci planlanıyor
Güvenlik kaynaklarına göre Türkiye, SDG bünyesinde bulunan yaklaşık 2 bin Türk vatandaşı için ayrı bir süreç hazırlıyor; silahlı eylemlere katıldığı tespit…
Atlas Newsdesk ·
SDG'nin Şam ordusuna katılım planı, yaklaşık 2 bin Türk vatandaşı örgüt mensubunun dönüş ve sevk dosyasını Ankara'nın önüne koydu. Plan, Suriye sahasındaki yabancı savaşçıların geleceğini Ankara, Şam ve örgüt yönetimi arasında ayrı bir müzakere başlığına çevirdi.
Dosya, SDG Genel Komutanı Mazlum Abdi'nin örgütün kendisini feshederek Şam yönetimine bağlı orduya entegre olacağını açıklamasının ardından öne çıktı. Aktarılan çerçeveye göre ocak ayında Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed El-Şara ile Abdi arasında varılan mutabakat, yabancı uyruklu örgüt mensuplarının Suriye dışına çıkarılmasını içeriyor.
2 bin kişilik dosya
Türk güvenlik kaynaklarına dayandırılan bilgilere göre SDG ve YPG saflarında Türk vatandaşı yaklaşık 2 bin kişi bulunuyor. Bu grubun önemli bölümü, Suriye'de iç savaşın başladığı 2011 sonrasında Türkiye ve Irak'taki terör örgütü PKK kamplarından Suriye sahasına geçen kişilerden oluşuyor.
Rakamlar iki ayrı kategoriye ayrılıyor: geçmişte Türk Silahlı Kuvvetleri'ne karşı silahlı eylemlere katıldığı değerlendirilenler ve suça karışmadığı belirtilenler. Bu ayrım, dönüş yolunun hukuki işlem mi, sınır dışı sevk mi, yoksa yargı denetimli kabul mü olacağını belirleyecek ana mekanizma olarak görülüyor.
800 kişi Irak seçeneği
Aktarılan plana göre orta ve üst düzey konumda bulunduğu belirtilen yaklaşık 800 Türk vatandaşı örgüt mensubunun Irak'taki terör örgütü PKK barınma alanlarına gönderilmesi değerlendiriliyor. Bu kişilere ilişkin iddia, geçmişte Türkiye, Irak veya Suriye'de Türk Silahlı Kuvvetleri'ni hedef alan eylemlere katılım tespitine dayandırılıyor.
Yaklaşık 1.200 kişi içinse farklı bir çerçeve öngörülüyor. Güvenlik kaynaklarına göre suça karışmadığı değerlendirilen bu grubun Türkiye'ye dönüşü, hazırlanacak çerçeve yasa kapsamında ele alınacak.
Çerçeve yasa ifadesi, sürecin yalnızca güvenlik kararıyla değil, Meclis takvimi ve uygulama yönetmelikleriyle de şekilleneceğini gösteriyor. Bu nedenle kimlik tespiti, adli sicil taraması, teslim prosedürü ve denetim süresi dosyanın en teknik başlıkları haline geliyor.
Mazlum Abdi düğümü
Sürecin siyasi sınavı Mazlum Abdi'nin statüsünde yoğunlaşıyor. Arapça yayımlanan bir dergideki iddiaya göre Türkiye, Abdi'nin adının terör listesinden çıkarılmasını değerlendirdi; bu iddia resmi makamlarca doğrulanmış değil.
Abdi'nin konumu, SDG'nin Şam ordusuna katılımında komuta zinciri ve güvenlik garantileri açısından belirleyici olabilir. Eğer Abdi için ayrı bir siyasi formül bulunursa, Şam yönetiminin kuzeydoğuda kurmak istediği askeri entegrasyon daha az parçalı ilerleyebilir.
Tersi durumda, SDG içindeki yerel unsurlar ile dış bağlantılı kadroların ayrıştırılması daha zor hale gelir. Bu da hem Şam'ın egemenlik iddiasını hem de Ankara'nın sınır güvenliği hesabını aynı dosyada kilitleyebilir.
Şam ordusunda entegrasyon sınavı
SDG açısından mutabakatın işlemesi, ayrı bir askeri yapıdan merkezi ordu içinde tanımlanmış bir konuma geçiş anlamına gelir. Böyle bir geçişte personel kaydı, silahların devri, bölgesel komuta yetkisi ve sınır hattındaki konuşlanma biçimi belirleyici olur.
Türkiye açısından dosyanın ilk etkisi sınır güvenliği ve terör örgütü PKK bağlantılı kadroların hareket alanı üzerinden okunacak. Savunma, sınır teknolojileri ve lojistik sektörleri içinse mekanizma, yeni bir çatışma temposundan çok izleme, tarama ve denetim kapasitesine dönük ihtiyacı öne çıkarabilir.
Küresel makro görünümde Suriye tek başına belirleyici bir ekonomi değildir; etki daha çok enerji fiyatlaması, bölgesel risk primi ve göç baskısı kanallarıyla sınırlı kalır. Sürecin sakin ilerlemesi bu kanallardaki baskıyı azaltabilir; aksama ise Irak ve Suriye hattında güvenlik maliyetlerini yeniden artırabilir.
Üç senaryo masada kalıyor
İlk senaryoda yabancı savaşçıların çıkışı takvime bağlanır ve Türkiye'ye dönüş için çerçeve yasa çıkar. Bu durumda küresel etki risk priminin sınırlanması olurken, SDG'nin bağımsız askeri rolü daralır ve bölgesel güvenlik sektörü denetim kapasitesine yönelir.
İkinci senaryoda 800 kişilik sevk listesi ve 1.200 kişilik dönüş grubu üzerindeki kriterler tartışmalı kalır. Böyle bir durumda Suriye-Irak hattında güvenlik gerilimi uzayabilir, SDG içinde ayrışma artabilir ve sınır hattındaki askeri hazırlık seviyesi yüksek tutulabilir.
Üçüncü senaryo Abdi'nin statüsüne bağlı. Eğer Ankara, Şam ve SDG arasında kabul edilebilir bir formül oluşursa entegrasyon hızlanabilir; resmi teyit gelmez veya taraflardan biri geri çekilirse süreç, personel tasnifi ve güvenlik garantileri üzerinde yavaşlar.
Ana belirsizlik, hangi kişilerin hangi kanıt standardıyla suça karışmış sayılacağıdır. İkinci açık nokta, Suriye'den çıkarılacak yabancı uyruklu mensupların Irak'a sevkinin hangi aktörlerce denetleneceği ve Türkiye'ye dönüşlerin hangi hukuki koşullara bağlanacağıdır.