Sosyal medya dezenformasyonu: 104 hesaba engel
Sosyal medya dezenformasyonu soruşturmasında 104 hesaba erişim engeli geldi; 95 gözaltı var, 55 başsavcılık 130 hesap sahibini inceliyor.
Hazal Anyalı ·

Kahramanmaraş ve Şanlıurfa’daki okul saldırılarının ardından, sosyal medyada “dezenformasyon” ve “halkı kin ve düşmanlığa sevk” iddiasıyla geniş kapsamlı adli süreç başladı. Adalet Bakanlığı, soruşturmalar kapsamında 104 sosyal medya hesabına erişim engeli getirildiğini açıkladı. Süreçte 95 kişi gözaltına alındı; 35 kişi için yakalama çalışmaları sürüyor.
Bakanlığın verdiği bilgiye göre 55 Cumhuriyet Başsavcılığı, toplam 130 hesap sahibine yönelik soruşturma yürütüyor. Ayrı bir başlık olarak, okulları hedef gösterdiği belirtilen paylaşımlar nedeniyle 67 kullanıcının gözaltına alındığı duyuruldu. Bu tablo, soruşturmaların yalnızca saldırı sonrası bilgi kirliliğine değil, okulları hedef alan içeriklere de odaklandığını gösteriyor.
Operasyonel tarafta Siber Suçlarla Mücadele Merkezi, dezenformasyon içerikli paylaşımları tespit etmeye dönük çalışmaların sürdüğünü bildirdi. İçişleri Bakanlığı da “siber devriye” faaliyetlerinin kesintisiz devam ettiğini açıkladı. Bu yaklaşım, içerik tespiti ve adli süreçlerin eş zamanlı ilerlediğine işaret ediyor.
Soruşturmalar yalnızca Kahramanmaraş ve Şanlıurfa ile sınırlı kalmadı. İstanbul ve Tokat’ta da benzer iddialar üzerine yeni soruşturmalar başlatıldı. İstanbul Valiliği, kamu düzenini hedef alan girişimlere tolerans gösterilmeyeceğini duyurdu.
Adalet Bakanlığı ayrıca 81 ildeki 171 ağır ceza cumhuriyet başsavcılığı arasında koordinasyon sağlandığını ve şiddeti öven ya da panik yaymaya çalıştığı değerlendirilen kişiler hakkında adli işlemlerin başlatıldığını belirtti. Bu koordinasyon vurgusu, soruşturmaların ülke geneline yayılan bir çerçevede yönetildiğini ve farklı illerdeki dosyaların ortak bir hat üzerinden takip edildiğini gösteriyor.
Kurumsal risk açısından gelişme, iki başlıkta öne çıkıyor: Birincisi, erişim engeli kararlarının kapsamı ve hızının artması, platformlar ve içerik sağlayıcılar için uyum ve raporlama yükünü büyütebilir. İkincisi, gözaltı ve soruşturma sayılarının yüksekliği, kamu düzeni ve güvenlik gündeminin dijital alanda daha yoğun bir denetimle ele alındığını gösteriyor.
Bu çerçevede, kamu kurumlarının kriz dönemlerinde bilgi kirliliğini sınırlama refleksi ile ifade ve içerik yönetimi tartışmaları aynı anda gündemde kalmaya devam edebilir.
Olası Etkiler
Ülke Etkisi: Gelişme, kamu düzeni ve güvenlik gündeminin dijital alanda daha yoğun adli takip ve koordinasyonla yürütülmesine yol açabilir. Erişim engeli ve gözaltı süreçleri, içerik denetimi ve ifade özgürlüğü tartışmalarını düzenleyici ve yargısal gündemde tutabilir.
Sektör Etkisi: Sosyal medya platformları ve yerel temsilcilikler, içerik kaldırma/erişim engeli taleplerine yanıt süreleri ve uyum süreçleri üzerinden ek operasyonel yükle karşılaşabilir. Siber güvenlik ve içerik doğrulama hizmetlerine talep, kriz dönemlerinde artan izleme ihtiyacıyla şekillenebilir.
Piyasa Etkisi: Dijital platformlara yönelik düzenleyici ve adli risk algısı, teknoloji ve iletişim sektörlerinde uyum maliyetleri kanalıyla fiyatlamalara yansıyabilir. Haber akışı ve belirsizlik, kısa vadede risk primi ve volatiliteyi bilgi akışı kanalıyla etkileyebilir.