S-400'lerde yeni iddia: Körfez seçeneği gündemde
Türkiye’nin Rusya’dan aldığı S-400 hava savunma sistemlerini üçüncü bir ülkeye satabileceği iddia edildi.
Atlas Newsdesk ·

S-400 anlaşmazlığı, Trump'ın CAATSA yaptırımlarının kalkacağı ve F-35 teslimatının başlayacağı açıklamasıyla yeniden merkeze oturdu.
ABD Başkanı Donald Trump'ın Türkiye'ye yönelik yaptırımların kaldırılacağını ve F-35 savaş uçaklarının teslim edileceğini duyurmasının ardından, Ankara'nın Rusya'dan aldığı hava savunma sistemlerinin geleceği tartışmaya açıldı. Kaynak metinde aktarılan çerçeveye göre düğüm, yalnızca iki başkent arasındaki siyasi iradede değil; ABD Kongresi'nin 2020'de koyduğu satış kısıtında da yatıyor.
Kongre şartı dosyayı kilitliyor
2020'de kabul edilen düzenleme, Türkiye S-400 sistemlerini elinde tuttuğu sürece F-35 satışının yapılamayacağını hükme bağlıyor. Bu nedenle Trump'ın açıklaması, yaptırımların kaldırılması kadar S-400'lerin statüsünün nasıl değiştirileceği sorusunu da gündeme taşıdı.
F-35 meselesi Ankara açısından uzun süredir savunma tedariki, ittifak ilişkileri ve teknoloji erişimi başlıklarını aynı dosyada birleştiriyor. S-400 ise Türkiye'nin Rusya'dan satın aldığı sistem olarak, Washington'da program güvenliği ve NATO uyumu tartışmalarının merkezinde yer aldı.
Körfez seçeneği masaya geliyor
Üçüncü ülke ihtimalinde Körfez ülkelerinin adının geçtiği belirtiliyor. ABD'nin de böyle bir satış fikrine olumlu yaklaştığı iddia ediliyor.
Bu formülün işlemesi için yalnızca Türkiye ve potansiyel alıcı arasında anlaşma yeterli olmayabilir. T24'te yer alan habere göre üçüncü ülkeye satış için Rusya'nın onayının gerektiği ve Moskova'nın prensip olarak buna karşı çıkmayabileceğinin öne sürüldüğü aktarılıyor.
Bu nokta dosyanın en hassas tarafı. Türkiye'nin elindeki sistemi devretmesi, Kongre engelinin aşılması için siyasi ve hukuki bir zemin sağlayabilir; ancak Rusya'nın rızası, alıcı ülkenin isteği ve ABD tarafındaki yasal yorum aynı anda uyumlu hale gelmeden süreç tamamlanmış sayılmaz.
F-35 yolu üç şarta bağlı
Birinci senaryoda, S-400'lerin üçüncü ülkeye devri üzerinde anlaşma sağlanır ve Rusya buna onay verirse, F-35 teslimatı için Kongre kaynaklı en görünür engelin kalktığı savunulabilir. Bu durumda küresel düzeyde savunma tedarikinde siyasi pazarlık alanının genişlediği algısı doğar; Türkiye için F-35 programına dönüş ihtimali güçlenir; savunma sanayii için NATO standartlı platformlarla entegrasyon başlığı yeniden öne çıkar.
İkinci senaryoda, S-400'ler Türkiye'de kalırsa Kongre düzenlemesi F-35 satışının önünde durmaya devam eder. Böyle bir tabloda Washington ile Ankara arasındaki savunma ilişkilerinde normalleşme sınırlı kalır; Türkiye alternatif hava gücü planlarına daha fazla ağırlık vermek zorunda kalabilir; bölgesel savunma pazarında ise Rus sistemleri ile Batı platformları arasındaki ayrışma belirginleşir.
Üçüncü senaryoda, satış fikri siyasi olarak desteklenir ancak alıcı, izin veya teslim koşulları netleşmezse dosya teknik müzakere aşamasında uzayabilir. Bu yol, küresel ölçekte büyük savunma anlaşmalarının yalnızca ürün değil, hukuk ve ittifak güvenliği meselesi olduğunu gösterir; Türkiye açısından belirsizlik süresi uzar; F-35 tedarik zinciri ve ilgili savunma planlaması için net takvim oluşmaz.
Dosyada açık kalan başlıklar somut: S-400'leri hangi ülkenin alabileceği, Rusya'nın onayı hangi şartlara bağlayacağı, ABD Kongresi'nin olası devri yeterli sayıp saymayacağı ve Trump'ın açıklamasının resmi sürece nasıl yansıyacağı bilinmiyor. Bu sorular yanıtlanmadan, CAATSA yaptırımları ve F-35 teslimatı konusunda siyasi açıklamadan operasyonel sonuca geçildiğini söylemek için erken olur.