Riyad Kızıldeniz koalisyonu için 50 ülkeye davet açtı
Kızıldeniz koalisyonu iddiası, Riyad’ın Babülmendep çevresindeki Husi baskısına karşı yaklaşık 50 ülkeye davet gönderdiğini gösteriyor.
Atlas Newsdesk ·

Kızıldeniz koalisyonu iddiası, Riyad’ın Babülmendep çevresindeki Husi baskısına karşı yaklaşık 50 ülkeye davet gönderdiğini gösteriyor. Haberde aktarılan diplomatik bilgilere göre Suudi Arabistan, deniz trafiği ve ticari hatları korumak için yeni bir çok uluslu askeri yapı hazırlıyor.
Planın merkezinde, Kızıldeniz’i Aden Körfezi üzerinden Hint Okyanusu’na bağlayan Babülmendep Boğazı var. Bu geçiş, enerji taşımacılığı, konteyner ticareti ve Körfez ülkelerinin ihracat güvenliği açısından dar ama kritik bir hat oluşturuyor.
Riyad merkezli askeri yapı
Aktarılan plana göre koalisyonun karargahının Riyad’da bulunması ve operasyonların Suudi komutası altında yürütülmesi öngörülüyor. Girişimin kısa süre içinde açıklanabileceği, bilgilerin iki üst düzey diplomatik kaynak ve bir ABD’li yetkiliye dayandırıldığı belirtildi.
Suudi Arabistan’ın davet listesinde Türkiye ve ABD dahil yaklaşık 50 ülkenin bulunduğu bildirildi. Mısır, Sudan, Cibuti ve Somali gibi Kızıldeniz’e kıyısı olan bazı ülkelerin teklife olumlu yaklaştığı aktarıldı.
Katar, Bahreyn, Kuveyt ve Bangladeş de davet gönderilen ülkeler arasında sayıldı. Birleşik Arap Emirlikleri’ne henüz çağrı yapılmadığı, Umman’ın ise İran ile yürüttüğü arabuluculuk kanalı nedeniyle mesafeli durduğu bilgisi paylaşıldı.
Ankara ve Washington hesabı
Koalisyonun fiili ağırlığı, ABD’nin nasıl bir rol üstleneceğine bağlı görünüyor. Haberde Fransa, Almanya ve İtalya gibi ülkelerin kendi kararlarını Washington’ın tutumuna göre şekillendirebileceği ifade edildi.
ABD açısından denklem daha karmaşık. Yemen sahasına yeni askeri kapasite kaydırma isteği sınırlı kalırsa, koalisyonun caydırıcılığı daha çok bölgesel aktörlerin deniz devriyeleri, istihbarat paylaşımı ve liman güvenliği kapasitesine dayanabilir.
Türkiye için karar, yalnızca deniz güvenliği başlığına indirgenemeyecek bir dosya niteliğinde. Ankara’nın Riyad komutasındaki bir askeri yapıya katılımı, Körfez ilişkileri, Yemen dosyası, İran dengesi ve deniz ticaretinin korunması arasında hassas bir tercih gerektirir.
Babülmendep baskısı artıyor
Gerilimin son halkasında Yemenli Husiler, Sana Uluslararası Havalimanı’na düzenlenen saldırının ardından Babülmendep üzerinden Suudi ihracatına ambargo ilan ettiklerini duyurdu. Saldırıyı Suudi destekli Yemen hükümeti üstlenmesine rağmen Husiler Riyad’ı sorumlu tuttu ve füze ile insansız hava aracı saldırıları yaptıklarını açıkladı.
Haberde yer alan bilgilere göre Husiler, güney Kızıldeniz’den geçen ticari gemilerden ücret talep etme tehdidinde de bulundu. Bu tür bir baskı, sigorta maliyetlerini artırabilir, rota planlarını değiştirebilir ve limanların güvenlik prosedürlerini daha pahalı hale getirebilir.
Suudi Arabistan açısından Kızıldeniz hattının önemi, İran ile yaşanan gerilim dönemlerinde daha da arttı. Suudi petrol ihracatının kayda değer bir bölümünün karayoluyla Kızıldeniz’deki Yanbu Limanı’na taşınması, Babülmendep çevresindeki güvenlik riskini doğrudan enerji akışına bağladı.
2020 konseyinden yeni göreve
Yeni oluşumun, 2020’de kurulan Kızıldeniz Konseyi’nin daha güvenlik odaklı bir devamı olarak tasarlanması hedefleniyor. Görev alanının seyrüsefer emniyetiyle sınırlı kalmayıp korsanlık, kaçakçılık ve terörle mücadeleyi de kapsaması bekleniyor.
Eğer ABD açık siyasi ve operasyonel destek verirse, koalisyon deniz devriyeleri ve istihbarat koordinasyonu üzerinden küresel ticaret akışını rahatlatabilir. Bu senaryoda Suudi Arabistan bölgesel güvenlik mimarisinde daha merkezi bir konuma gelirken, deniz taşımacılığı ve enerji sektörü daha öngörülebilir bir rota maliyetiyle çalışabilir.
Eğer Washington sınırlı kalır ve Ankara gibi ülkeler temkinli davranırsa, yapı daha dar bir Kızıldeniz girişimine dönüşebilir. Bu durumda küresel makro etki navlun ve sigorta maliyetleri üzerinden sınırlı ama kalıcı olabilir; Riyad ise Husi baskısını yönetmek için daha fazla bölgesel diplomasiye ihtiyaç duyar.
En kırılgan ihtimal, Husilerin ticari gemilere yönelik baskıyı artırması ve koalisyonun ilan öncesinde siyasi uyum sağlayamamasıdır. Böyle bir tabloda şirketler alternatif rotaları daha sık değerlendirebilir, enerji piyasaları güvenlik haberlerine daha duyarlı hale gelebilir ve Kızıldeniz ülkeleri liman, gözetleme ve sahil güvenlik yatırımlarını hızlandırmak zorunda kalabilir.