Reuters yazdı: Suudilerden İran’a “hazırız” mesajı
Suudi Arabistan, İran'a karşı askeri caydırıcılığını artırıyor. Türkiye ve Pakistan ile imzalanan savunma anlaşması, Riyad'ın yeni mesajı oldu.
Atlas Newsdesk ·

ABD ve İsrail’in 28 Şubat’ta İran’a karşı başlattığı savaşın ardından ilk etapta diplomatik yolları tercih eden Suudi Arabistan, son haftalarda kritik petrol tesisleri ve Kızıldeniz’deki gemilerine yönelik artan drone ve füze saldırılarıyla karşı karşıya kaldı.
Reuters’ın haberine göre Suudi yönetimi, bölgesel çatışmanın doğrudan tarafı gibi görünmekten kaçınırken askeri adımlarını da kademeli olarak artırdı.
Riyad yönetimi, saldırıları püskürtmek amacıyla ilk olarak ABD ile birlikte Irak’taki milislere yönelik ortak hava harekatı düzenledi. Ardından Kızıldeniz’de uluslararası bir deniz savunma koalisyonuna liderlik edeceğini duyuran Krallık, son olarak Mekke’de Türkiye ve Pakistan ile üçlü bir ortak savunma anlaşması imzaladı.
Kriz Grubu Körfez ve Arap Yarımadası Proje Direktörü Yasmine Farouk, Suudi Arabistan’ın attığı adımları şöyle değerlendirdi:
“Bu pakt ve koalisyonlar, Suudi Arabistan'ın diplomasi çizgisini aşmadan önce İran'a 'gerilimi bir üst seviyeye taşımaya hazırız' mesajı verme şekli. Suudi Arabistan caydırıcılık politikalarının son aşamalarına kademeli olarak ulaşıyor.”
Mekke Anlaşması: Türkiye ve Pakistan
Cuma namazının ardından İslam’ın en kutsal mekanında ilan edilen Suudi Arabistan-Türkiye-Pakistan savunma anlaşması, Müslüman ülkelerin birbirini koruma taahhüdünü sembolik olarak ortaya koyuyor.
Anlaşmanın pratikte nasıl uygulanacağına ilişkin görüşmeler ise sürüyor.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, imzalanan paktın teknik olarak NATO’nun 5. Maddesi ile aynı mantıkta çalıştığını ve saldırıya uğrayan ülkenin talebi doğrultusunda diğer tarafların ne tür destek vereceğinin belirlenmesi için istişare mekanizmasının devreye sokulacağını açıkladı.
Öte yandan Suudi Arabistan ile geçmişten bu yana savunma anlaşması bulunan İslamabad yönetimi, Krallık yüzlerce füze ve drone saldırısına maruz kalmasına rağmen İran veya müttefikleriyle doğrudan askeri çatışmaya girmekten kaçınmıştı.
İran ise söz konusu anlaşmayı dış güçlere bağımlılıktan uzaklaşma adımı olarak nitelendirerek, tehdit doğru teşhis edildiği sürece endişelenecek bir durum olmadığını bildirdi.
Yemen ve Husiler detayı
Riyad’ın güney sınırındaki en büyük güvenlik tehdidi olan Yemen’deki Husiler, geçen ay 4 yıllık ateşkesi tek taraflı olarak sonlandırdı. Krallığa karşı deniz ablukası ilan eden ve petrol tesislerini hedef alan Husiler, Riyad’ın asimetrik savaş karşısındaki kırılganlığını bir kez daha ortaya koydu.
Bu durum, 2019 yılında Husi saldırıları nedeniyle Suudi Arabistan’ın petrol üretiminin yarı yarıya düştüğü dönemi hatırlattı.
Yeniden savaşın eşiğine gelen Yemen’de Suudi Arabistan, bu kez olası bir operasyona Yemen hükümetinin liderlik etmesini ve Kızıldeniz’deki seyrüsefer güvenliğinin uluslararası bir koalisyon tarafından sağlanmasını hedefliyor.
“Düşmanlar savaşı istemediğimizi biliyor”
Suudi Arabistan yönetimi, iddialı ekonomik vizyonu Vizyon 2030’u korumak ile İran ve müttefiklerine karşı caydırıcılık sağlamak arasında hassas bir denge kurmak zorunda.
Ortadoğulu bir yetkili Riyad’ın içinde bulunduğu durumu şöyle özetledi:
“Suudi Arabistan'ın temel sorunu, düşmanlarının savaştan kaçınmak istediğini bilmesi. Bu durumu sonuna kadar istismar ediyorlar.”
Gulf International Forum Kıdemli Uzmanı Aziz al-Ghashian ise İran ve müttefiklerinin Suudi Arabistan’ın gösterdiği itidali “hedef alınmayı kabul etmek” şeklinde yorumladığını belirtti.
Al-Ghashian, Riyad açısından en kritik meselenin savaşa çekilmeden saldırıları caydıracak doğru dengeyi bulmak olduğunu ifade etti.