Küresel piyasalar faiz ve Orta Doğu riskiyle geriledi
Küresel piyasalar, yükselen uzun vadeli faizler ve Orta Doğu enerji riskiyle geriledi; tahvil getirileri ve kâr ayrışması öne çıktı.
Atlas Newsdesk ·

Küresel piyasalar, yüksek uzun vadeli faizler ve Orta Doğu kaynaklı enerji arzı risklerinin baskısıyla geri çekildi. Güçlü şirket kârlılığı, risk iştahını tamamen desteklemeye yetmedi ve fiyatlama endeks geneli yerine bilanço kalitesi ile nakit akışı görünümüne kaydı.
ABD’de S&P 500 şirketlerinin ikinci çeyrek kâr büyümesi %47 ile son beş yılın en yüksek seviyesine çıktı. Buna rağmen yatırımcılar, faizlerin uzun süre yüksek kalması olasılığını ve bunun şirket değerlemeleri ile finansman maliyetlerine etkisini öne çıkardı.
ABD Merkez Bankası
ABD Merkez Bankası, politika faizini %3,50-%3,75 aralığında sabit tuttu. Karar piyasa beklentileriyle uyumlu gelse de, odak noktası kısa vadeli faizden çok uzun vadeli enflasyon görünümü ve kamu borçlanma maliyetlerine döndü.
Tahvil piyasasında “ayı dikleşmesi” ve borçlanma maliyeti baskısı
ABD tahvil piyasasında uzun vadeli getiriler yükseldi ve getiri eğrisi “bear steepener” görünümü verdi. 10 yıllık tahvil getirisi %4,74’e, 30 yıllık tahvil getirisi %5,26’ya çıktı.
Bu hareket, büyüme ve enflasyon beklentilerinden bağımsız şekilde vade priminin yükseldiğine işaret eden bir sinyal olarak izleniyor. Uzun vadeli faizlerdeki artış, özellikle uzun vadeli borçlanan şirketler ile faiz hassasiyeti yüksek sektörlerde iskonto oranını yükselttiği için fiyatlama üzerinde doğrudan etkili oluyor.
Piyasa açısından kritik nokta
Piyasa açısından kritik nokta, kamu borçlanma gereğinin yüksek seyrettiği dönemlerde uzun vadeli tahvil arzının artabilmesi ve bunun getiriler üzerinde yukarı yönlü baskı oluşturması. Bu kanal, merkez bankası politika faizi sabit kalsa bile finansal koşulların sıkılaşmasına yol açabiliyor.
Enerji arzı riski: Hürmüz Boğazı ve OPEC kararı Orta Doğu’da Hürmüz Boğazı çevresindeki diplomatik girişimler kısa vadede gerilimi sınırlama amacı taşısa da, piyasa enerji altyapısına sıçrayabilecek riskleri fiyatlamaya devam ediyor. Deniz taşımacılığı ve kritik geçiş noktaları üzerindeki belirsizlik, petrol fiyatlarında oynaklık kanalıyla küresel varlık fiyatlarını etkileyebiliyor.
OPEC’in günlük 188 bin varillik üretim artışı kararı, petrol fiyatlarında kısa vadeli aşağı yönlü baskı yarattı. Ancak arz tarafındaki bu artışın, jeopolitik risk primini tamamen dengelemesi beklenmediği için enerji fiyatları kaynaklı belirsizlik sürüyor.
Enerji maliyetlerine duyarlı sektörler açısından ana risk, ham madde ve taşımacılık kalemlerindeki dalgalanmanın marjlara yansıması. Diğer yandan uzun vadeli faizlerdeki yükseliş, enerji ve altyapı gibi sermaye yoğun alanlarda yatırım kararlarını da finansman maliyeti üzerinden etkileyebiliyor.
Hisse senedi piyasasında endeks yerine şirket seçimi dönemi
Şirket kârları güçlü görünse de, piyasada getirilerin daha çok firma bazında ayrıştığı bir dönem öne çıktı. Yatırımcılar, borçluluk seviyesi düşük, nakit yaratma kapasitesi yüksek ve fiyatlama gücü bulunan şirketleri öne çıkaran bir yaklaşım izledi.
Bu çerçevede piyasaların temel gerilimi, kâr büyümesi ile uzun vadeli faizlerin yükselişi arasındaki denge oldu. Volatilite riski, hem tahvil getirilerindeki hızlı hareketler hem de enerji risk primindeki ani değişimler üzerinden canlı kalmaya devam ediyor.
Ülke Etkisi: ABD’de uzun vadeli tahvil getirilerinin yükselmesi, kamu borçlanma maliyetleri ve finansal koşullar üzerinden büyüme ve enflasyon tartışmalarını etkileyebilir. Politika faizi sabit kalsa bile vade primi artışı kredi koşullarını sıkılaştırabilir.
Sektör Etkisi: Enerji arzı risklerinin sürmesi, enerji yoğun sektörlerde girdi maliyetleri ve fiyatlama stratejileri üzerinden kârlılık görünümünü etkileyebilir. Uzun vadeli faizlerdeki yükseliş, sermaye yoğun sektörlerde yatırım ve refinansman kararlarını borçlanma maliyeti kanalından etkileyebilir.
Piyasa Etkisi: Getiri eğrisinin dikleşmesi, hisse değerlemelerinde iskonto oranını yükselterek endeks yerine şirket bazlı ayrışmayı artırabilir. Petrol fiyatlarındaki oynaklık, enflasyon beklentileri ve risk primi kanalıyla tahvil ve hisse piyasaları arasında geçişkenliği artırabilir.