Özgür Özel: Ölümü göze almış muhalefeti yaralamalarına izin vermeyiz
Özgür Özel, fon soruşturması ve Mekke Anlaşması'nı değerlendirdi: "Ölümü göze almış bir muhalefet cephesini yaralamalarına izin vermeyeceğiz."

Özgür Özel, belediyelerdeki parti değişikliklerine karşı aday belirleme yöntemini savundu; tartışmanın merkezine baskı iddiasını yerleştirdi.
Gazetecilerin sorularını yanıtlayan Özel, belediye başkanları ve meclis üyelerinin başka partilere geçmesinin yalnızca aday tercihlerine bağlanmasına itiraz etti. Seçilmiş yöneticilerin yakınları üzerinden tehdit edildiğini ileri sürdü; bu değerlendirmesini, aday seçiminde kullanılan yöntemlere yönelik eleştirilere yanıt olarak sundu.
Özel aday belirleme sürecini savunuyor
Özel’in anlattığına göre aday tespiti, kentlere gönderilen heyetlerin başvuruları incelemesiyle başladı. Heyetlerin oluşturduğu daraltılmış listeler sonrasında anketlerle değerlendirildi ve seçim kazanma ihtimali gözetildi. Özel, kişilerin parti içindeki destek tercihlerinin bu değerlendirmede ölçüt alınmadığını söyledi.
Adayların sonradan karşılaşabilecekleri baskı karşısındaki davranışlarının önceden ölçülemeyeceğini savunan Özel, bazı belediye meclisi üyelerinin ön seçimle belirlendiğini de hatırlattı. Böylece, parti değiştiren isimlerin tamamının doğrudan yönetimin tercihi olduğu yönündeki eleştiriye karşı çıktı.
Özel, 31 Mart seçimlerinde elde edilen sonucu aday belirleme yönteminin savunusunda dayanak gösterdi. Belediye başkanları ile meclis üyelerinin seçilme sürecini, seçim sonrasındaki parti değişikliklerinden ayrı değerlendirmek gerektiğini ileri sürdü. Geçişlerin sorumluluğunun yalnızca mevcut parti yönetimine yüklenmesini kabul etmediğini belirtti.
İzmir’deki seçmenlerin kendilerinden açıklama isteme hakkını kabul eden Özel, gerektiğinde özür yükümlülükleri olabileceğini söyledi. Buna karşılık, bugün yönetimi eleştiren parti içi isimlerin de adayların belirlenmesinde görev aldığını savundu. Bursa’daki aday çalışmaları ve Parti Meclisi oylamalarını bu sorumluluğun ortak olduğuna örnek gösterdi.
Belediye meclisleri ve sandığa güven
Özel, belediye başkanlarının hangi partide bulunduğundan ayrı olarak meclislerdeki çoğunluğun korunmasına önem verdiğini anlattı. Daha önce başkanların yerlerinde kalmasını, ancak meclis çoğunluklarının tartışmaya açılmamasını tercih edeceğini dile getirdiğini aktardı. Bu yaklaşımında, belediye yönetimindeki görev ile karar organındaki sayısal dengeyi birbirinden ayırdı.
İktidarın muhalif seçmeni yıldırmayı ve seçim yoluyla değişim beklentisini zayıflatmayı amaçladığını iddia eden Özel, muhalefete birlikte hareket etme çağrısında bulundu. Sürecin muhalefet içindeki anlaşmazlıklara indirgenmesine karşı çıktı. Sandığa duyulan güvenin korunmasını siyasi mücadelenin öncelikleri arasında saydı.
Fon soruşturması hakkında da konuşan Özel, doğrulanmamış isimlerin dolaşıma girmesini eleştirdi. Bakan Mahinur Göktaş’ın babasıyla aynı adı taşıyan bir kişi konusunda karışıklık yaşandığını belirterek özür dileğini ifade etti. İsimlerin doğrulanması ile kişilerin itibarının korunmasını birlikte ele aldı.
Özel ayrıca, soruşturma bilgilerinin kamuoyuna aktarılmasında iktidar ve muhalefet mensuplarına farklı davranıldığını ileri sürdü. Şeffaflık talebini, kişilerin suçlamalar nedeniyle peşinen damgalanmaması gerektiği görüşüyle ilişkilendirdi. Bu açıklamalar, soruşturmanın hukuki sonucuna ilişkin bir bilgi değil, Özel’in soruşturma etrafındaki bilgi paylaşımına yönelik eleştirileriydi.
Mekke metninde Meclis yetkisi tartışması
Özel, Mekke Anlaşması olarak söz ettiği metne yönelik itirazını ise parlamentonun yetkileri üzerinden kurdu. Metni yürürlüğe girmiş bir uluslararası anlaşma olarak değil, niyet açıklaması olarak değerlendirdi. Düzenlemenin Meclis komisyonlarında ele alınması ve milletvekillerinin oylarının görülebildiği bir süreçten geçmesi gerektiğini savundu.
Anayasanın 90. maddesine uluslararası anlaşmalar, 92. maddesine ise asker gönderme yetkisi bakımından atıfta bulundu. Özel’in hukuki yorumuna göre, bir anlaşmanın kabul edilmesi asker gönderilmesi için gereken Meclis izninin yerine geçmiyor. Bu nedenle anlaşmanın statüsü ile olası asker görevlendirmesini ayrı karar süreçleri olarak değerlendirdi.
Özel, Erdoğan’a yönelik eleştirisinde cumhurbaşkanlığı yetkileriyle diğer anayasal kurumların yetkilerinin birlikte gözetilmesi gerektiğini söyledi. Meclis açılışında Erdoğan’ı dinlememe tutumlarını da bu itirazla ilişkilendirdi. Konuyu parlamento gündeminde tartışmayı sürdüreceklerini belirterek, sonraki siyasi girişimlerinin adresi olarak Meclis’i gösterdi.
More stories
- Adalet Bakanlığı'ndan suç örgütleriyle mücadele raporu: 32 bini aşkın tutuklama
- Meclis'te bu hafta: AK Parti'nin fon vurgununa karşı kanun teklifi masada
- AK Parti'ye katılan Cemil Tugay: Kırılma noktası Murat Kurum görüşmesiydi
- Yolcu otobüsü ile Tır çarpıştı: Can kaybı ve çok sayıda yaralı
- Başkanvekilliği oylaması yargıya taşınıyor
- ABB'den Yavaş'ın AKP'ye katılacağı iddialarına yanıt
- Kara para aklama soruşturmasında ele geçirilen nakit tutarı 2,5 milyar TL’ye ulaştı
- 9 Ekim'de açılıyor: 3 il daha hızlı tren ağına bağlanacak
- İzmir'de Bayraklı Belediyesi'ne operasyon: 45 kişi gözaltına alındı
Son haberler
- Bireysel borçlarda takip oranı altı ayda kredi kartlarıyla yükseliyor
- Riyad Havalimanı'na Husi saldırısı bölgesel gerilimi tırmandırdı
- Suna’nın Kızları beş yılda 22 binden fazla çocuğa ulaştı
- Yatırım fonlarında 678,1 milyar TL çıkış likidite baskısını artırıyor
- TCMB fonlama maliyeti inerken kredi-mevduat makası 19 puanı aşıyor
- Sermaye tamamlama fonunda ortaklık oranı vergi riskine dönüşüyor
- Türkiye’nin en büyük 500 şirketinde satışlar artarken kâr baskısı sürüyor
- Fortune 500 Türkiye’de halka açık şirketlerin payı yüzde 30,8’e çıktı

