Oxfam raporuna göre pandemi sonrası yaratılan servetin üçte ikisi en zengin %1'lik kesimde toplandı
Pandemi döneminde üretilen yeni servetin büyük bölümü en zengin yüzde 1'e giderken, artan eşitsizlik küresel çapta servet vergisi tartışmalarını ve siyasi…
Ayla Demirhan ·

Oxfam'ın İsviçre'nin Davos kasabasında düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu öncesinde yayımladığı "En Zenginlerin Hayatta Kalması" raporuna göre, pandemi başlangıcından bu yana yaratılan yeni küresel servetin neredeyse üçte ikisi nüfusun en zengin %1'lik kesiminin eline geçti. Son 25 yılda ilk kez aşırı zenginlik ve aşırı yoksulluğun eş zamanlı olarak arttığına dikkat çeken kurum, hükümetlere servetin yeniden dağıtılması çağrısında bulundu.
Salgının ekonomik etkilerini hafifletmek amacıyla merkez bankalarının uyguladığı düşük faiz ve parasal genişleme politikaları, küresel ölçekte varlık ve hisse senedi değerlerini hızla yukarı taşıdı. Verilere göre, son iki yılda gelir dağılımının en altındaki %90'lık kesimin kazandığı her 1 dolarlık servete karşılık, milyarderler 1,7 milyon dolar kazanç elde etti. Yaşanan küçük çaplı piyasa düzeltmelerine rağmen, milyarderlerin toplam serveti günlük ortalama 2,7 milyar dolar büyüme kaydetti.
Söz konusu servet birikimi, milyarderlerin sayısının ve toplam varlıklarının halihazırda iki katına çıktığı son on yıllık dönemin hemen ardından ivme kazandı. Oxfam İngiltere İcra Kurulu Başkanı Danny Sriskandarajah, mevcut ekonomik gerçekliğin temel insani değerlere aykırı olduğunu belirterek, "Aşırı yoksulluk son 25 yıldır ilk kez artıyor ve bir milyara yakın insan açlık çekiyor ama milyarderler her gün kazanıyor" değerlendirmesini yaptı.
Türkiye'de 13 milyarderin 38,9 milyar dolarlık varlığı
Türkiye özelinde de benzer bir servet yoğunlaşması tablosu ortaya çıkıyor. Oxfam Konfederasyonu üyesi Kadın Emeğini Değerlendirme Vakfı verilerine göre, ülkedeki en zengin 13 milyarderin toplam serveti 38,9 milyar dolara ulaşarak, nüfusun yarısının sahip olduğu 38,5 milyar dolarlık toplam varlığı geride bıraktı. Ülkedeki en zengin %1'lik dilimin servetinin, en alttaki %90'lık kesimin toplam varlığının 1,4 katına ulaştığı belgelendi.
%5'lik servet vergisi ve 1,7 trilyon dolarlık kaynak
Rapor, gıda ve enerji şirketlerinin artan yoksulluğa rağmen rekor kârlar elde ettiğine dikkat çekiyor. İlgili şirketlerin 2022'de kârlarını iki katından fazla artırarak zengin hissedarlarına 257 milyar dolar ödeme yaptığı, aynı dönemde dünya genelinde 800 milyondan fazla insanın açlık çektiği belirtiliyor. Mevcut küresel sistemde vergi gelirlerinin yalnızca %4'ü servet vergilerinden sağlanırken, milyarderlerin yarısı veraset vergisi uygulanmayan ülkelerde ikamet ediyor.
Dünya genelindeki multimilyoner ve milyarderlerden alınacak %5'e varan bir ek verginin, yıllık 1,7 trilyon dolarlık taze kaynak yaratma potansiyeli bulunuyor. Bu fonun, iki milyar insanı yoksulluktan kurtaracak ve açlığı tamamen sonlandıracak kapsamlı bir küresel yardım planını finanse etmeye yeteceği öngörülüyor.
Kolombiya Maliye Bakanı José Antonio Ocampo da rapora yazdığı önsözde, "En zenginleri vergilendirmek artık bir seçenek değil, bir zorunluluk. Küresel eşitsizlik tırmandı ve eşitsizlikle mücadelede serveti yeniden dağıtmaktan daha iyi bir yol yok" ifadelerini kullandı.
Servet yoğunlaşmasının demokratik kurumlara etkisi
Aşırı servet yoğunlaşmasının sadece makroekonomik değil, yapısal küresel riskler de barındırdığı uyarısı yapılıyor. Kurum raporunda, kontrolsüz büyüyen gelir adaletsizliğinin ekonomik büyümeyi zayıflattığı, medya bağımsızlığını yozlaştırdığı ve demokratik kurumları aşındırarak siyasi kutuplaşmayı hızlandırdığı tespitine yer veriliyor.
Milyarderlerin milyon kat yüksek karbon salınımı
Ekonomik eşitsizlik, küresel iklim kriziyle de doğrudan bağlantılı şekilde ilerliyor. Analizlere göre, bir milyarderin karbon ayak izi, ortalama bir insanın karbon salınımından bir milyon kat daha fazla seviyede seyrediyor. Üstelik en üst gelir grubundaki varlık sahiplerinin kirletici endüstrilere sermaye sağlama olasılıklarının, standart bir yatırımcıya kıyasla iki kat daha yüksek olduğu saptanıyor.
Hükümetlerin yükselen enflasyon ve gıda tedarik sorunlarıyla mücadele ettiği mevcut konjonktürde, küresel servet vergisi tasarılarının büyük ekonomilerin yasama organlarında gündeme alınıp alınmayacağı yakından izleniyor.