İçeriğe geç
Sağlık

Menopoz sonrası kemik kaybına karşı alınabilecek önlemler

Menopoz sürecine değinen Prof. Dr. Şilfeler, menopozun kadınların üreme döneminin sona ermesiyle adet kanamalarının kalıcı olarak kesilmesi anlamına…

Atlas Newsdesk
Menopoz sonrası kemik kaybına karşı alınabilecek önlemler

Prof. Dr. Sena Tolu, menopoz sonrasında kemik kaybının ağrı olmadan ilerleyebildiğini belirterek kırık öncesinde tespitin önemini vurguladı.

Tolu’nun açıklamasına göre, osteoporozda kemiklerin içerdiği mineral azalıyor ve dayanıklılık düşüyor; bunun sonucunda kırık olasılığı artıyor. Menopozla birlikte östrojen düzeyinin düşmesi de kemik kaybını hızlandırabiliyor.

Prof. Dr. Şilfeler ise menopozu, üreme döneminin tamamlanması ve adetlerin kalıcı biçimde sonlanması olarak tanımladı. Sürecin doğal olduğunu belirten Şilfeler, belirtiler günlük yaşamın niteliğini bozduğunda tedavi olanaklarının değerlendirilebileceğini söyledi.

Kemik kaybında ağrı belirleyici değil

Tolu, osteoporozun yıllarca fark edilir bir şikâyet oluşturmadan gelişebildiğini anlattı. Ağrı hissetmeyen bir kişide de kemik yoğunluğunun ileri ölçüde azalmış olabileceğini belirterek, değerlendirmede yalnızca ağrıya odaklanılmaması gerektiğine dikkat çekti.

Tolu’nun vurguladığı öncelik, kemik erimesini bir kırık meydana gelmeden saptamak ve buna yönelik önlem almak. Açıklamasında, kişinin bir rahatsızlık hissetmemesi ile kemiklerin mineral yoğunluğunu korumasının aynı anlama gelmediğini ifade etti.

Şilfeler de menopozun uzun dönemli sağlık boyutları arasında kemik yoğunluğundaki düşüşü saydı. Kilo alma ve kalp-damar hastalıkları açısından da bu dönemin önem taşıdığını belirten Şilfeler, değerlendirmesini yalnızca menopoz sırasında hissedilen yakınmalarla sınırlamadı.

Menopoz yaşında genetik yatkınlık etkisi

Şilfeler’in verdiği bilgiye göre Türkiye’de menopoz için ortalama yaş aralığı 46–48. Menopozun zamanlamasında genetik özellikleri en belirleyici unsur olarak gösteren Şilfeler, annenin bu sürece girdiği yaşın da bir gösterge olabileceğini ifade etti.

Şilfeler, genetik yatkınlığın yanında kronik hastalıkların, devamlı stresin ve sigaranın da menopoz yaşına etki edebileceğini söyledi. Kanser için verilen kemoterapiyi ve yumurtalıkların ameliyatla çıkarılmasını da bu kapsamda sıraladı; her bir etkenin yaşı ne ölçüde değiştirdiğine ilişkin sayısal bilgi vermedi.

Şilfeler’in aktardığı belirtiler arasında geceleri hissedilen sıcak basmaları ve duygu durumundaki değişimler bulunuyor. Algılama ve dikkati sürdürmeyle ilgili güçlüklerin de görülebildiğini belirten Şilfeler, bunların gündelik dilde “beyin sisi” olarak adlandırıldığını anlattı.

Şilfeler, tedavi seçeneklerinin belirtilerin yaşam kalitesini etkilemesi halinde ele alınabileceğini belirtti. Azalan östrojenin hormon tedavisiyle tamamlanabileceğini söylerken, bu yaklaşımın uygun hastalar için söz konusu olduğunu vurguladı; açıklamasında her kadın için aynı tedaviyi önermedi.

Egzersiz ve beslenmede tamamlayıcı adımlar

Tolu, kemik erimesinden korunma yaklaşımında hareketli bir yaşam ile dengeli beslenmeyi birlikte ele aldı. Düzenli yürüyüşü aerobik etkinliklere örnek gösterirken, kasları güçlendirmeye ve dengeyi geliştirmeye yönelik çalışmaların da kemiklerle kasları desteklediğini söyledi.

Tolu’ya göre bu egzersizler yalnızca kemik ve kas sağlığı bakımından değil, düşme olasılığının azaltılması açısından da katkı sunuyor. Böylece açıklamasındaki fiziksel aktivite önerisi, hem kemiklerin desteklenmesini hem de kırığa yol açabilecek düşmelerin azaltılmasını kapsıyor.

Beslenme konusunda Tolu, alınan kalsiyumun ve proteinin yeterli olmasına dikkat çekti. D vitamini düzeyinin ayrıca değerlendirilmesi gerektiğini söyledi; beslenme önerileriyle takviye kullanımını aynı şekilde ele almadı.

Tolu, D vitamini ya da kalsiyum desteğini ihtiyaç bulunması koşuluna bağladı ve bunların doktor tavsiyesiyle kullanılabileceğini belirtti. Açıklamasında herkes için geçerli bir takviye dozu, kullanım süresi veya egzersiz programı paylaşmadı.

İki uzmanın değerlendirmelerinde tedavi ve korunma adımları kişisel gereksinimlere bağlı olarak ele alınıyor. Şilfeler hormon tedavisinde hastanın uygunluğunu, Tolu ise kemik kaybının kırık oluşmadan belirlenmesini ve gerektiğinde hekim önerisiyle destek kullanılmasını öne çıkarıyor.

More stories

Son haberler