Savaş kapıdayken ekonomide kırılganlık artıyor: Potansiyel büyümenin altında kalan Türkiye ne yapacak?

Türkiye ekonomisi bozulma sinyalleri savaş öncesi güçlendi; büyüme %3,4’e indi, enflasyon %31,53’e çıktı, cari açık 32,9 milyar $.

Cuneyd Erdogan ·

Savaş kapıdayken ekonomide kırılganlık artıyor: Potansiyel büyümenin altında kalan Türkiye ne yapacak?

Türkiye ekonomisi, İran'daki çatışmaların başlamasından önce dahi bazı bozulma emareleri gösteriyordu. İktisatçı Mahfi Eğilmez’in 31 Mart 2026 tarihli analizine göre, savaşın etkileri verilere tam olarak yansımadan önce bile büyüme, enflasyon, işgücü piyasası ve dış denge hedeflerinden sapmalar yaşanmaktaydı. Bu durum, mevcut kırılganlıkların üzerine eklenen bir risk çarpanı olarak savaşın etkilerini daha da belirginleştiriyor.

Büyüme cephesinde, Eğilmez 2025’in dördüncü çeyreğinde büyümenin yüzde 3,4 seviyesinde kaldığını ve potansiyel büyüme olarak kabul edilen yüzde 5’in altında seyrettiğini belirtiyor. Bu fark, iç talep ve üretim kapasitesinin aynı anda zorlandığı bir döneme işaret ediyor. Büyümenin potansiyelin altında kalması, kamu maliyesi gelirleri ve istihdam yaratma kapasitesi üzerinde de baskı oluşturma potansiyeli taşıyor.

Üretim tarafında ise imalat sanayinin zayıfladığı ve kapasite kullanım oranının son üç yılın en düşük seviyesine gerilediği vurgulanıyor. Kapasite kullanımındaki bu düşüş, firmaların yeni yatırım kararlarını ertelemesine ve birim maliyetlerin artmasına yol açabilecek bir gösterge olarak yakından takip ediliyor. Hizmet sektöründe de gözlemlenen yavaşlama sinyalleri, büyümenin tek bir sektöre dayanarak telafi edilmesini zorlaştırıyor.

Fiyat istikrarı konusunda ise enflasyonun 2025 sonunda yüzde 30,89 iken Şubat 2026’da yüzde 31,53’e yükseldiği belirtiliyor. Eğilmez, petrol fiyatlarındaki artışın yıl sonu enflasyonuna 4-5 puanlık ek yük getirebileceği öngörüsünde bulunuyor. Bu durum, enerji maliyetleri üzerinden üretici fiyatlarına, oradan da tüketici fiyatlarına geçişkenlik kanalıyla işleyerek para politikasının dezenflasyon sürecini uzatma potansiyeli taşıyor.

İşgücü piyasasında geniş tanımlı işsizliğin yüzde 30 civarında seyrettiği ifade ediliyor. Bu gösterge, sadece dar tanımlı işsizliği değil, eksik istihdamı ve iş aramaktan vazgeçenleri de kapsadığı için iç talep ve sosyal riskler açısından önem arz ediyor. Bütçe açığının kurumlar vergisi peşin tahsilatıyla geçici olarak düşük görünmesi de, mali görünümde dönemsel etkilerin ayrıştırılması gerektiğini ortaya koyuyor.

Dış dengede ise cari açığın Ocak ayında 12 aylık bazda 32,9 milyar dolar olduğu belirtiliyor. Eğilmez’e göre petrol fiyatlarındaki her 10 dolarlık artış, cari açığa yaklaşık 4 milyar dolar ek yük getiriyor; bu nedenle yıl sonunda 50 milyar dolarlık bir cari açık sürpriz olmayabilir. Bu tablo, enerji ithalatı bağımlılığı nedeniyle jeopolitik şokların döviz ihtiyacını artırdığı ve finansman koşullarını daha kritik hale getirdiği bir çerçeve çiziyor. Türkiye için enerji ithalatı bağımlılığı, küresel enerji fiyatlarındaki artışların doğrudan enflasyon ve cari açık üzerinde baskı yaratması anlamına geliyor.

Değerlendirme, enflasyonla mücadelenin yıllara yayılmasının riskleri artırdığı ve ekonominin bir “engele çarpma” olasılığını yükselttiği uyarısıyla sona eriyor. Bu ifade, büyüme-enflasyon-dış denge üçgeninde aynı anda yönetilmesi gereken baskıların arttığı bir döneme işaret ediyor. Savaş kaynaklı enerji fiyatı ve risk primi kanalları devreye girdikçe, mevcut sapmaların politika alanını daraltma ihtimali güçleniyor.

Olası Etkiler şu şekilde sıralanıyor:

Ülke Etkisi:

Enerji fiyatları üzerinden enflasyon ve cari açık kanalı çalıştıkça, para ve maliye politikası arasındaki denge daha belirleyici hale gelebilir. Büyümenin potansiyelin altında kalması, istihdam ve vergi gelirleri üzerinden kamu maliyesi tartışmalarını etkileyebilir. Türkiye özelinde bu durum, bütçe disiplini ve ekonomik büyüme hedefleri arasındaki dengeyi daha da hassaslaştırabilir.

Sektör Etkisi:

İmalatta kapasite kullanımının düşmesi, yatırım ertelemeleri ve maliyet baskılarıyla kârlılık dinamiklerini değiştirebilir. Hizmetlerde yavaşlama, iç talebe duyarlı sektörlerde ciro ve nakit akışı yönetimini öne çıkarabilir.

Piyasa Etkisi:

Cari açık ve petrol fiyatı duyarlılığı, döviz talebi ve risk primi kanalıyla kur ve faiz oynaklığını etkileyebilir. Enflasyon beklentilerindeki sapma, tahvil getirileri ve kredi fiyatlaması üzerinden finansal koşulları yeniden şekillendirebilir. Bu durum, Türkiye'nin finansal piyasalarında dalgalanmalara yol açabilir.

More stories