Biber Fiyatı Rekor Kırdı: Üretici de Tüketici de Dertli

Biber fiyatı bazı marketlerde 550 TL/kg bandına çıktı. Üretici-perakende farkı, nakliye ve girdi maliyetleriyle büyüyor.

Cuneyd Erdogan ·

Biber Fiyatı Rekor Kırdı: Üretici de Tüketici de Dertli

Türkiye’de sebze fiyatları, gıda enflasyonunun seyrini yukarı çeken başlıklardan biri haline geldi. Son haftalarda sivri biberin kilogram fiyatı bazı marketlerde 450–550 TL bandına çıktı. Bu seviye, hanehalkının alım gücündeki erimeyi görünür kılarken, perakende fiyat ile üretici çıkış fiyatı arasındaki fark da tedarik zincirindeki maliyet ve marj tartışmasını büyüttü.

Sahadan gelen bilgilere göre sivri biber üreticiden 200–250 TL aralığında çıkıyor. Ürün tezgâha gelene kadar fiyatın yaklaşık iki katına yaklaşması, tüketiciyi daha küçük miktarlarda alışverişe itiyor ve bazı bölgelerde “tane ile satın alma” davranışını yaygınlaştırıyor. Bu tablo, fiyat şokunun tek bir ürüne özgü olmadığını da gösteriyor.

Benzer bir sıçrama kokteyl domateste görülüyor. Savaş öncesi dönemde 35–40 TL bandında olan kokteyl domatesin fiyatı kısa sürede 180–200 TL seviyelerine yükseldi. Bu artış, tarımsal üretimde maliyet yapısının bozulması ve arzın dönemsel daralmasıyla birlikte değerlendiriliyor.

Ziraat Mühendisleri Odası Antalya Şube Başkanı Ebru Kaçın’ın aktardığına göre fiyat artışlarının ana sürükleyicisi üretim maliyetleri. Akaryakıt fiyatlarındaki yükseliş, gübre ve zirai ilaç gibi girdilerin yanı sıra nakliye giderlerini de doğrudan büyütüyor. Antalya’dan İstanbul’a bir ton ürün sevkiyatının maliyeti 30 bin TL’den 45 bin TL’ye çıkmış durumda; bu artış, ürünün raf fiyatına hızlı yansıyor.

Gübre tedarikinde dışa bağımlılık da maliyet oynaklığını artırıyor. Uluslararası fiyat dalgalanmaları ve tedarik zinciri aksaklıkları, çiftçinin maliyetini öngörülemez hale getiriyor ve ekim kararlarını zorlaştırıyor. Üretici tarafında verimlilikte düşüş iddiaları da var; Antalyalı çiftçiler dönüm başına alınan ürün miktarının neredeyse yarı yarıya gerilediğini söylüyor.

Jeopolitik gelişmelerin dış talep kanalıyla iç piyasaya etkisi de öne çıkıyor. Savaş koşulları nedeniyle İran’ın Rusya pazarına ihracat yapamaması, Türkiye’nin bu pazardaki payını artırmış görünüyor. Dış talepteki artış, iç piyasada arzı daraltarak fiyatları yukarı iten ek bir mekanizma yaratıyor.

Tezgahtaki yüksek etiketlere rağmen üreticiler gelir artışını aynı ölçüde hissetmiyor. Çiftçiler, mazot, gübre ve sera kurulumu gibi kalemlerin “yüz binlerce lira” düzeyinde yük oluşturduğunu, mevcut desteklerin maliyet şokunu telafi etmediğini belirtiyor. Bu nedenle fiyat artışı, tüketici için erişim sorununa, üretici için ise sürdürülebilirlik sorununa aynı anda dönüşüyor.

Kısa vadede fiyatların seyrini; nakliye maliyetleri, girdi fiyatları, ihracat talebi ve verimlilik belirleyecek. Orta vadede ise üretim planlaması, girdi tedarikinde kırılganlığın azaltılması ve tedarik zincirinde maliyet şeffaflığı gibi başlıklar, hem fiyat istikrarı hem de tarımsal arz güvenliği açısından kritik önem taşıyor.

Olası Etkiler

Ülke Etkisi: Sebze fiyatlarındaki sıçrama, gıda enflasyonu üzerinden hanehalkı bütçelerini ve enflasyon beklentilerini etkileyebilir. Girdi maliyetleri ve ihracat kaynaklı arz daralması, tarım politikalarında destekleme ve planlama tartışmalarını hızlandırabilir.

Sektör Etkisi: Perakende ile üretici fiyatı arasındaki açılma, tedarik zincirinde lojistik, depolama ve aracılık maliyetlerinin daha görünür hale gelmesine yol açabilir. Gübre ve akaryakıt gibi girdilerde oynaklık sürerse, üretim kararları ve ekim alanları daha sık değişebilir.

Piyasa Etkisi: Gıda fiyatlarındaki artış, enflasyon verileri üzerinden faiz beklentileri ve tahvil getirileri kanalını etkileyebilir. Tarım girdileri, lojistik ve perakende şirketlerinde maliyet baskısı ve fiyatlama gücü farklılaşması, sektör bazlı kârlılık beklentilerini değiştirebilir.

More stories