Limonlarda Tehlike Çanı: Pestisit Çıktı
Greenpeace Türkiye'nin beş market zincirinden aldığı limon örneklerinde toplam 144 pestisit tespit edildi.
Atlas Newsdesk ·

Greenpeace Türkiye’nin pestisit analizi, 20 limon örneğinin tamamında çoklu kalıntı bulunduğunu ortaya koydu. Bulgular, beş market zincirinin yaş meyve-sebze tedarikinde şeffaflık baskısını artırıyor.
Kuruluşun “İçinde Ne Var?” kampanyası kapsamında İstanbul’un Sultanbeyli, Sancaktepe, Ataşehir ve Kadıköy ilçelerindeki A101, BİM, CarrefourSA, Migros ve ŞOK mağazalarından limon numuneleri alındı. Greenpeace Türkiye, örneklerin uluslararası akredite bir laboratuvarda incelendiğini bildirdi.
20 limonda çoklu kalıntı
Greenpeace Türkiye’ye göre analiz edilen 20 ürünün tamamında birden fazla pestisit etken maddesi bulundu. Toplam tespit sayısı 144 olarak açıklandı; bu sayı ürün başına ortalama 7,2 pestisit anlamına geliyor.
Kuruluş, bu tabloyu “kokteyl etki” başlığıyla tanımlıyor. Kavram, aynı üründe birden fazla kimyasal kalıntının birlikte bulunmasına işaret ediyor; kaynak metinde sağlık etkilerine ilişkin bağımsız bir risk değerlendirmesi yer almıyor.
Yasal limit aşımı 20 örneğin dördünde görüldü. Greenpeace Türkiye’nin açıkladığı dağılıma göre bu dört ürünün üçü BİM’den, biri Migros’tan alınan numunelerde tespit edildi.
BİM’de limit aşımı görülen üç ürünün ikisinde ikişer ayrı ihlal bulunduğu bildirildi. CarrefourSA, ŞOK ve A101’den alınan limon örneklerinde ise Greenpeace Türkiye’nin açıklamasına göre yasal limit aşımı saptanmadı.
A101 ve BİM ortalamaları
Market bazında en yüksek ortalama pestisit sayısı A101 ve BİM numunelerinde görüldü. Greenpeace Türkiye, her iki zincir için ortalamanın 8,25 farklı pestisit olduğunu açıkladı.
CarrefourSA numunelerinde ortalama 7,5, Migros’ta 6,5, ŞOK’ta ise 5,5 farklı pestisit tespit edildi. En yüksek tekil sayı A101’deki iki ayrı örnekte kayda geçti; bu iki numunenin her birinde 10’ar farklı pestisit bulundu.
Bu veriler, limit aşımı olmayan ürünlerde de çoklu kalıntı meselesinin perakende denetimi açısından ayrı bir başlık olarak gündeme geldiğini gösteriyor. Greenpeace Türkiye’nin çağrısı, yalnızca mevzuat ihlallerinin değil, yasal sınırların altında kalan çoklu kalıntıların da kamuya açıklanması üzerine kurulu.
Market karnesi ve talepler
Greenpeace Türkiye, analizlerin yanında market zincirleri için bir “Market Karnesi” hazırladığını bildirdi. Kuruluş, karnenin zaman içinde güncelleneceğini ve iki kaynaktan besleneceğini açıkladı: marketlerin kamuya duyurduğu politika taahhütleri ve bağımsız laboratuvar sonuçları.
Limon örneklerine göre limit aşımı bulunmayan zincirler CarrefourSA, ŞOK ve A101 oldu. Kurumsal taahhütler başlığında ise Migros ve ŞOK, kısmi şeffaflık taahhütleri nedeniyle puan aldı.
Greenpeace Türkiye’nin perakendecilere yönelttiği talepler dört başlıkta toplandı. Kuruluş, yaş meyve-sebze tedarik zincirinde bağımsız laboratuvar denetimlerinin standart hale gelmesini ve sonuçların düzenli biçimde yayımlanmasını istiyor.
Diğer talepler, bir üründe en fazla üç farklı pestisit etken maddesine izin verilmesi, marketlerin kendi kabul kriterlerini kamu limitlerinden yüzde yirmi daha sıkı belirlemesi ve ekolojik üretime geçişte çiftçiye mali destek sağlanması oldu. Kuruluş, üretim dönüşümünün maliyetinin yalnızca çiftçiye bırakılmaması gerektiğini savunuyor.
Migros açıklamaları başlattı
Greenpeace Türkiye Direktörü Berkan Özyer, analizlerin çoklu pestisit sorununa dikkat çektiğini söyledi. Özyer, “Kampanyamızın temel taleplerinden olan analizlerin açıklanması talebine ilişkin ilk karşılığı aldık. Migros da analiz sonuçlarını açıklamaya başladı. Diğer marketlerden de analiz sonuçlarında şeffaflık sağlanması için adım atmalarını bekliyoruz” dedi.
Özyer, yasal sınırlar içinde kalan ürünlerde de çoklu pestisit yükünün tartışılması gerektiğini belirtti. Greenpeace Türkiye’nin talebi kabul görürse marketler, tedarikçi seçiminden raf denetimine kadar daha sık laboratuvar kontrolü yapmak zorunda kalabilir.
Eğer zincirler analiz sonuçlarını düzenli yayımlarsa, rekabet yalnızca fiyat ve erişim üzerinden değil, kalıntı yönetimi ve tedarik şeffaflığı üzerinden de şekillenebilir. Aksi durumda tartışma, resmi limitlere uyum ile tüketicinin daha düşük kalıntı beklentisi arasındaki farkta yoğunlaşmayı sürdürebilir.