ABD Yönetiminde Otoriter Dönüşüm ve Kurumsal Riskler

ABD yönetimi, kurumsal sınırları aşındıran otoriter bir merkezileşme sürecine girerken, yapısal toplumsal kutuplaşma ve ekonomik eşitsizlikler siyasi…

Atlas Newsdesk ·

ABD Yönetiminde Otoriter Dönüşüm ve Kurumsal Riskler

ABD yönetimi, yürütme erkinin radikal biçimde merkezileştirilmesi ve Adalet Bakanlığı gibi kurumların siyasi amaçlarla kullanılması yoluyla otoriter bir yapıya evriliyor. Demokratik normlar, iktidarı meşrulaştıran bir araç olarak yeniden tanımlanırken, kurumsal sınırlar işlevsiz hale getiriliyor. Bu süreç, dış politikada uluslararası iş birliği yerine sıfır toplamlı güç ve servet birikimine dayalı neo-emperyal bir yaklaşımı beraberinde getiriyor.

Söz konusu dönüşüm, Soğuk Savaş sonrası neoliberal konsensüsün çözülmesi, sanayisizleşme ve derinleşen ekonomik eşitsizlik gibi yapısal krizlerin bir sonucu olarak ortaya çıkıyor. 1990’lı yıllardan itibaren gelişen kültür savaşları, dini radikalleşme ve ırksal kaygılar, siyasi söylemin kutuplaşmasına ve rakiplerin düşman olarak çerçevelenmesine zemin hazırladı. Medya ve algoritmik filtre balonları, bu öfkeyi besleyerek toplumsal istikrarsızlığı stratejik bir yönetim aracı haline getiriyor.

Trump yönetimi, tutarlı bir ideolojiden ziyade duygusal tepkiler ve kaos üzerinden hareket ediyor. Kurumsal denetim mekanizmalarının aşınması ve federal otoritenin manipülasyonu, ABD iç siyasetinde öngörülemezliği artırırken, küresel düzenin işleyişine yönelik riskleri de derinleştiriyor.

More stories