İstanbul yatırım programı Körfez krizini fırsata çeviriyor
İstanbul yatırım programı, Körfez krizinin yarattığı şirket ve sermaye çıkışını vergi muafiyetleri ve teşviklerle Türkiye’ye çekmeyi hedefliyor.
Cuneyd Erdogan ·

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 25 Nisan 2026’da İstanbul’da “Türkiye Yüzyılı Yatırım İçin Güçlü Merkez” programını duyurdu. Program, Körfez’de ABD ve İsrail’in İran’a karşı başlattığı ve bölge ülkelerine yayılan çatışmaların yarattığı güvenlik ve iş sürekliliği riskleri artarken, İstanbul’u uluslararası sermaye ve şirketler için alternatif bir merkez olarak konumlandırmayı hedefliyor.
Hükümet, paketi doğrudan yatırım çekmeye dönük hukuki, idari, mali ve kurumsal adımlarla destekleyeceğini açıkladı.
Körfez’deki gerilim, enerji ve gübre fiyatlarındaki artışla birlikte şirketlerin tedarik, sigorta ve lojistik maliyetlerini yeniden hesaplamasına yol açtı. Kaynak metne göre 28 Şubat–31 Mart 2026 döneminde Dubai ve Doha başta olmak üzere Körfez’den 500 bin yabancı bölgeden ayrıldı. Aynı dönemde 15 bin şirket ya faaliyetini durdurdu ya da başka ülkelere taşındı. Bu tablo, bölgesel merkezlerin “operasyonel süreklilik” kapasitesini yatırım kararlarında daha belirleyici hale getirdi.
Metinde yer alan kayıp kalemleri, Körfez ekonomilerinde gelir ve varlık fiyatı kanallarından eş zamanlı baskı oluştuğunu gösteriyor. Körfez ülkeleri günlük 2 milyar dolar petrol-gaz gelirinden mahrum kaldı ve toplam kayıp 110 milyar dolara ulaştı. Petrokimya tesislerindeki hasar 20 milyar dolar, turizm gelirlerindeki düşüş 56 milyar doların üzerine çıktı.
Ayrıca BAE menkul kıymet piyasalarından 120 milyar dolarlık çıkış yaşandı; bu da finansal piyasalarda likidite ve risk primi dinamiklerini öne çıkardı.
Hükümet, İstanbul’un bu dönemde öne çıkabilecek avantajlarını vergi kolaylıkları, şirket kuruluş süreçleri, bankacılık altyapısı, sermaye ve kâr transferi güvencesi, küresel bağlantı altyapısı, çeşitlendirilmiş yatırım ortamı ve serbest bölge imkanları olarak sıralıyor. Yeni paket, özellikle uluslararası doğrudan yatırımı hızlandıracak düzenlemelere odaklanıyor. Transit ticaret ve yurt dışı mal alım-satım kazançlarından vergi alınmaması planlanıyor.
Yurt dışında yaşayan ve son 3 yıldır Türkiye’de vergi mükellefi olmayanlara 20 yıl süreyle vergi muafiyeti verilmesi öngörülüyor.
Program, yüksek teknoloji yatırımlarına özel teşvikler ve yurt dışındaki Türk varlıklarının ekonomiye kazandırılması başlıklarını da içeriyor. Bu çerçeve, İstanbul’u bölgesel risklerin arttığı bir dönemde şirket merkezleri, ticaret finansmanı ve varlık yönetimi gibi alanlarda daha görünür bir alternatif haline getirmeyi amaçlıyor. Uygulamanın etkisi, düzenlemelerin kapsamı, denetim kapasitesi ve yatırımcıların hukuki öngörülebilirlik algısıyla birlikte şekillenecek.
Olası Etkiler
Ülke Etkisi: Program, Türkiye’nin yatırım rejiminde vergi ve idari düzenlemeler üzerinden rekabeti artırabilir. Uygulama, sermaye girişleri ve şirket taşınmaları kanalıyla büyüme ve vergi tabanını etkileyebilir.
Sektör Etkisi: Finans, lojistik, serbest bölge hizmetleri ve teknoloji yatırımları, yeni teşviklerle daha fazla proje çekebilir. Bölgesel merkez arayan şirketler, operasyonel risk yönetimi nedeniyle İstanbul’u alternatif olarak değerlendirebilir.
Piyasa Etkisi: Vergi muafiyetleri ve sermaye transferi güvenceleri, portföy ve doğrudan yatırım akımlarını etkileyebilir. Körfez kaynaklı çıkışların yön değiştirmesi, TL varlıklar, banka bilançoları ve gayrimenkul piyasası üzerinden fiyatlamaya yansıyabilir.