Aşı oranları düşüyor: Türkiye’de salgın riski

Aşı oranları düşüyor; Türkiye’de kızamık ve boğmaca vakaları artarken toplum bağışıklığı eşiğinin altına iniş salgın riskini büyütüyor.

Hazal Anyalı ·

Aşı oranları düşüyor: Türkiye’de salgın riski

Türkiye’de çocukluk çağı aşılamasında görülen gerileme, kızamık ve boğmaca gibi yüksek bulaşıcılığa sahip hastalıklarda yeniden artış sinyali veriyor. Nisan ayının son haftasında Aşı Haftası kapsamında yapılan uyarılar, hem Türkiye’de hem dünyada rutin aşı kapsayıcılığındaki düşüşün toplum bağışıklığını zayıflattığını ve salgın riskini büyüttüğünü ortaya koyuyor.

Dünya Sağlık Örgütü verileri, aşıların her yıl 4 ila 5 milyon ölümü engellediğini gösteriyor. Buna rağmen dünya genelinde 20 milyondan fazla çocuk rutin aşılara erişemiyor. Bu tablo, bulaşıcı hastalıkların sınır aşan niteliği nedeniyle yalnızca düşük gelirli ülkeleri değil, aşı kapsayıcılığı düşen tüm ülkeleri risk altında bırakıyor.

Türkiye’de Sağlık Bakanlığı verilerine göre çocukluk çağı aşılanma oranları uzun yıllar yüzde 95’in üzerindeydi. Son dönemde aşı tereddüdündeki artışla birlikte bazı yaş gruplarında aşısızlık oranı yüzde 10’u geçti. Bu eşik, özellikle kızamık gibi çok hızlı yayılan hastalıklarda, toplum bağışıklığı için kritik kabul edilen düzeyin altına düşüldüğüne işaret ediyor.

İstanbul Tabip Odası Yönetim Kurulu üyesi Dr. Emrah Kırımlı, aşı tereddüdündeki artışı sağlık sistemine duyulan güven kaybıyla ilişkilendiriyor. Kırımlı’nın paylaştığı bilgilere göre grip ve zatürre aşılarında da oranlar yüzde 20-30 bandına geriledi. Bu düşüş, yalnızca çocukluk çağı aşılarını değil, risk gruplarında ağır seyir olasılığı yüksek solunum yolu enfeksiyonlarına karşı korumayı da zayıflatıyor.

Sahadaki sonuç, vaka artışı olarak görülüyor. Kırımlı, boğmaca nedeniyle çocuk ölümleri olduğunu ve kızamık vakalarının yüzlerle, binlerle görülmeye başladığını belirtiyor. Kızamık vakalarının özellikle aşısız ya da eksik aşılı çocuklarda yoğunlaşması, sorunun erişimden çok kapsayıcılık ve güven boyutuna işaret ediyor.

Kızamık için toplum bağışıklığı eşiği yüzde 95 düzeyinde kabul ediliyor. Bu seviyenin altına inildiğinde, tekil vakalar okul, kreş ve hane içi temaslarla kümelenmeye dönüşebiliyor; sağlık hizmetlerinde poliklinik yükü, temaslı takibi ve izolasyon ihtiyacı artıyor. Aşı tereddüdünün kalıcı hale gelmesi, rutin bağışıklama programlarının sürdürülebilirliğini ve salgın yönetim kapasitesini doğrudan etkileyen bir yönetişim ve güvenlik başlığına dönüşüyor.

Bu çerçevede risk, yalnızca mevcut vakaların artması değil; aşı kapsayıcılığı düşen bölgelerde yerel salgınların tekrar eden dalgalar halinde görülmesi. Rutin aşılamada kapsayıcılık yeniden yükselmediği sürece, kızamık ve boğmaca gibi hastalıklar sağlık sistemi üzerinde öngörülebilir bir baskı kanalı oluşturmaya devam ediyor.

Olası Etkiler

Ülke Etkisi: Aşı kapsayıcılığındaki düşüş, bulaşıcı hastalıkların bildirim, temaslı takibi ve hastane kapasitesi üzerindeki yükünü artırabilir. Güven kaybı vurgusu, sağlık politikalarında iletişim ve denetim başlıklarını daha görünür hale getirebilir.

Sektör Etkisi: Aşı tereddüdü, birinci basamak hizmetlerde izlem ve hatırlatma süreçlerinin önemini artırabilir ve koruyucu sağlık hizmetlerinin işleyişini etkileyebilir. Grip ve zatürre aşı oranlarındaki gerileme, risk gruplarına yönelik aşılama programlarının tasarımını ve uygulama kapasitesini gündeme taşıyabilir.

Piyasa Etkisi: Salgın riski algısı, sağlık harcamaları ve kamu bütçesi kalemleri üzerinden mali kanalları etkileyebilir. Artan vaka yükü, ilaç ve tıbbi malzeme talebinde dönemsel dalgalanmalara ve sağlık hizmeti sunucularında kapasite kullanımına yansıyabilir.

More stories