Kathimerini: Türkiye, Avrupa ile Denizaltı ve SAMP/T Temaslarını Hızlandırdı
Türkiye, hava savunma ve denizaltı kabiliyetlerini güçlendirmek amacıyla Avrupa ile yoğun bir diploması yürütmeye başladı.
Atlas Newsdesk ·

Aktarılan bilgilere göre SAMP/T görüşmeleri, Türkiye’nin hava savunmasını güçlendirme planında teknoloji aktarımı ve Fransa takvimi başlıklarında sıkıştı.
Ankara, Fransa ve İtalya ortaklığındaki EUROSAM tarafından geliştirilen hava savunma ve anti-balistik füze sistemine erişim için Avrupa başkentleriyle temaslarını sürdürüyor. Sürecin merkezinde, standart sistemin ötesine geçen talepler ve Paris’in itirazlarının nasıl aşılacağı bulunuyor.
Türkiye’nin İtalya’dan beklentisi, konsorsiyum içindeki siyasi tıkanıklığın yumuşatılması. Roma’nın ilkesel olarak olumlu yaklaştığı aktarılırken, Ankara ile Paris arasında ilkbaharda başlayan görüşmelerin sonuç vermediği belirtiliyor.
SAMP/T NG düğümü
Ankara’nın talebi yalnızca mevcut SAMP/T bataryalarının satın alınmasıyla sınırlı değil. Türkiye, daha uzun menzilli SAMP/T NG sürümünü, savunma sanayisi katılımını ve teknolojik birikimin paylaşılmasını da masada tutuyor.
Bu başlık, dosyayı basit bir alım kararından çıkarıp üretim, lisans ve ihracat denetimi boyutları olan bir pazarlığa dönüştürüyor. Fransa’nın çekincelerinin hangi koşullarda gevşeyebileceği, mevcut bilgilerde açıklığa kavuşmuş değil.
SAMP/T sistemi Yunanistan’a sunulan hava savunma seçenekleri arasında da yer aldı. Atina’nın tercihini İsrail’in Achilles Shield teklifinden yana kullandığı aktarılıyor; bu karar, Doğu Akdeniz’de hava savunma mimarisinin tek bir tedarikçi ekseninde şekillenmediğini gösteriyor.
Sistemin maliyetinin Patriot bataryalarına kıyasla daha düşük olduğu belirtiliyor, ancak kaynak metinde batarya başına fiyat veya paket büyüklüğü yer almıyor. Bu nedenle fiyat avantajının ölçeği, teklif içeriği ve teslimat takvimi bilinmeden kesin biçimde ölçülemiyor.
Paris seçimi baskısı
Ankara açısından takvim de dosyanın bir parçası. Fransa’da cumhurbaşkanlığı seçiminin ilk turunun 18 Nisan 2027’de, ikinci turunun ise 2 Mayıs 2027’de yapılması planlanıyor.
Türkiye’nin kaygısı, seçim sonucunun Paris’in savunma ihracatı ve teknoloji paylaşımı konularındaki çizgisini daha da katılaştırması. Bu değerlendirme, kararın yalnızca teknik değil, iç siyaset ve ittifak dengeleriyle de bağlantılı olduğunu gösteriyor.
Eğer Paris mevcut itirazlarını sürdürürse, Ankara’nın hava savunma tedarikinde Avrupa seçeneği yavaşlayabilir. Bu durumda Türkiye için kısa vadeli etki, envanter çeşitlendirme planının gecikmesi; Avrupa savunma sanayisi için etki ise büyük bir ortak üretim fırsatının ertelenmesi olur.
Eğer İtalya’nın arabuluculuğu sonuç verir ve teknoloji başlığında sınırlı bir formül bulunursa, SAMP/T dosyası Türkiye’nin Avrupa ile savunma bağlarını güçlendiren bir çerçeveye dönüşebilir. Böyle bir senaryoda küresel düzeyde NATO içi tedarik uyumu öne çıkar; EUROSAM için de uzun vadeli bakım ve üretim geliri oluşur.
Gölcük için 212CD önerisi
Türkiye’nin Avrupa ile yürüttüğü savunma diplomasisi hava savunmasıyla sınırlı değil. Ankara, denizaltı iş birliği için Berlin’e resmi talep iletti ve ThyssenKrupp Marine Systems üretimi Tip 212CD denizaltılarını gündeme aldı.
Türkiye’nin önerisi, üretimin bir bölümünün Gölcük Tersanesi’nde yapılmasını içeriyor. Ankara halihazırda altı adet Tip 214 sınıfı denizaltı işletiyor; bu tecrübe, yeni sınıf için yerli katkı talebinin temel dayanaklarından biri olarak görülüyor.
Almanya’nın iş birliğine prensipte kapıyı kapatmadığı, ancak sanayi ve teknoloji paylaşımının ülke dışına sınırlı düzeyde çıkmasını istediği aktarılıyor. Bu tutum, görüşmelerin hızlı bir satın alma kararından çok, kontrollü üretim ve bilgi paylaşımı pazarlığına dönüşeceğine işaret ediyor.
Berlin ile ilerleme sağlanırsa Türkiye denizaltı filosunda teknoloji basamağını yükseltirken, Alman savunma sanayisi uzun vadeli üretim ve bakım bağlantısı kurabilir. Görüşmeler uzarsa, Türkiye’nin modernizasyon takvimi üzerindeki baskı artar ve Avrupa savunma tedarikinde teknoloji paylaşımı sınırları yeniden test edilir.
Dosyada açık kalan temel soru, Avrupa başkentlerinin Türkiye’ye satış ile teknoloji aktarımı arasında nasıl bir denge kuracağı. Yanıt, hem Ankara’nın hava ve deniz gücü planlarını hem de Avrupa savunma şirketlerinin NATO içindeki büyük alımlardan ne kadar pay alacağını belirleyecek.