İçeriğe geç
Atlas360

Dünyayı uzman gözüyle, daha net görün.

SON HABERLER
Dış Politika

Karteller Avrupa’da güçleniyor: En az 12 ülkeye yayıldılar

The Guardian’ın dört aylık araştırmasına göre Latin Amerika merkezli uyuşturucu kartelleri Avrupa’daki varlıklarını genişletiyor.

Atlas Newsdesk
Karteller Avrupa'da güçleniyor: En az 12 ülkeye yayıldılar

Europol, Avrupa’da yüksek tehditli olarak belirlediği 731 suç ağının 149’unun Latin Amerika merkezli örgütlerle bağlantılı olduğunu bildiriyor.

Kurumun raporunda, incelenen ağların 67’sinin Latin Amerikalı üyeler içerdiği, 22’sinde ise bu üyelerin çoğunluğu oluşturduğu belirtiliyor. Bu ayrım, örgütler arasındaki bağlantıların her durumda aynı üyelik yapısına dayanmadığını gösteriyor.

Polis baskınları, istihbarat kayıtları, yargı belgeleri ve sekiz ülkede yapılan görüşmeleri birleştiren dört aylık araştırma, kıtalar arası ilişkilerin coğrafi kapsamını ele alıyor. Araştırmada, Latin Amerika ile bağlantılı örgütlenmelerin Avrupa’da en az 12 ülkede bulunduğu aktarılıyor; ancak bu tespit bütün ülkelerde aynı ölçekte bir yapılanma olduğu anlamına gelmiyor.

Avrupa bağlantıları bölgesel kontrol anlamına gelmiyor

Meksika’daki Coahuila Özerk Üniversitesi’nde organize suç üzerine çalışan Víctor Manuel Sánchez Valdés, Sinaloa ile CJNG’nin Avrupa’da 20’yi aşkın ülkeye uzanan ilişkileri bulunduğunu değerlendiriyor. Uzman, bu ilişkilerin kimi yerlerde ticari temsilcilikle sınırlı kaldığını, büyük örgüt hücreleri veya bölge hâkimiyeti olarak yorumlanmaması gerektiğini vurguluyor.

Araştırmada Meksika ve Kolombiya’dan gelen yapılanmaların yanında Brezilya, Ekvador ve Venezuela kökenli örgütler de yer alıyor. ABD çıkışlı Barrio 18 ve MS-13 de Avrupa’da bağlantıları incelenen gruplar arasında sayılıyor.

Avrupa’da saptanan ilişkilerin yeni bölgelere yayıldığını söyleyen isimlerden biri, Global Initiative Against Transnational Organized Crime (GI-TOC) Avrupa Gözlemevi Direktörü Daniel Brombacher. Brombacher, geçmişte Latin Amerika bağlantılı yerleşik yapıların görülmediği bölgelerde artık faaliyet tespit edildiğini belirtiyor.

Araştırmada bu değişime örnek olarak güney Fransa, kuzeydoğu Polonya ve Almanya’nın Brandenburg eyaletinde bulunan, Meksika bağlantılı metamfetamin üretim tesisleri gösteriliyor. Bu örnekler, incelenen faaliyetlerin kokain sevkiyatından ibaret olmadığını ortaya koyuyor.

PCC için Türkiye bağlantısı iddiası

Brezilya’daki São Paulo eyalet savcılığının henüz kamuya açılmamış raporu, Primeiro Comando da Capital (PCC) hakkında daha geniş bir coğrafi faaliyet iddiası içeriyor. Araştırmada aktarılan savcılık değerlendirmesine göre örgüt, Türkiye’nin de dahil edildiği 16 Avrupa ülkesinde bulunuyor.

Savcılığın listesi Birleşik Krallık, İrlanda, İzlanda, Sırbistan, İsveç ve İsviçre’yi de kapsıyor. Bu değerlendirme, bağımsız doğrulamayla oluşturulmuş bir faaliyet haritası değil; Brezilyalı makamların tespiti olarak aktarılıyor.

Türkiye’ye ilişkin iddiada da bağlantının niteliği ile örgütün ülkedeki fiili kapasitesini birbirinden ayırmak gerekiyor. Aktarılan bilgi, Türkiye’deki yapılanmanın büyüklüğünü, üyelerini veya faaliyetlerin hangi dönemi kapsadığını açıklamıyor.

Avrupa ile Latin Amerika arasındaki uyuşturucu ilişkilerinin geçmişi ise bugünkü örgütlerden daha eskiye uzanıyor. Cali ve Medellín kartellerinin 1980’lerden başlayarak İspanya’nın Galiçya bölgesiyle kurduğu bağlantılar tarihsel örnekler arasında yer alırken, Europol 2013 tarihli değerlendirmesinde de bu örgütlerin yükselişini ele almıştı.

Kokain üretimi genişleyen ağlara eşlik ediyor

Birleşmiş Milletler Uyuşturucu ve Suç Ofisi (UNODC), 2026 Dünya Uyuşturucu Raporu’nda 2024 yılı küresel kokain üretimini 3.800–4.700 ton aralığında hesaplıyor. Rapora göre bu düzey, 2014’teki üretimin dört katını aşıyor.

UNODC’nin aktarılan verilerinde Güney Amerika’daki koka ekim alanı da on yılda üç katına çıkarak 385 bin hektara ulaşıyor. Üretimdeki büyüme ile Avrupa’daki bağlantıların genişlemesi aynı dönemde görülse de bu veriler, tek başına belirli bir örgütün pazar payını göstermiyor.

Yerel gruplarla ortaklıkların derinleşmesi halinde Avrupa’daki güvenlik birimleri açısından mesele, yalnızca kıtaya giren sevkiyatları yakalamakla sınırlı kalmayabilir. Metamfetamin tesisleri örneğindeki gibi üretim faaliyetleri de yayılırsa, sınır aşan soruşturmaların yerel üretim bağlantılarını da kapsaması gerekecektir.

Bağlantıların temsilcilik düzeyinde kaldığı yerlerde ise büyük hücre yapılanmalarıyla aynı değerlendirmeyi yapmak yanıltıcı olabilir. Sonraki resmi soruşturmaların açıklığa kavuşturması gereken ayrım, ticari temasın nerede sona erdiği ve kalıcı örgütlenmenin nerede başladığıdır.

More stories

Son haberler