Güney Kıbrıs’ın ‘Türkiye’ şikayetleri sürüyor: AB’ye ‘boru hattı’ şikayeti
GKRY, Türkiye ile KKTC arasında planlanan deniz altı doğal gaz boru hattını AB gündemine taşıyacak.

GKRY, Türkiye ile KKTC arasındaki doğal gaz hattı planına yönelik egemenlik itirazını Lüksemburg’daki AB toplantısına taşıyacağını açıkladı.
GKRY Dışişleri Bakanı Konstantinos Kombos, Türkiye ile KKTC tarafından imzalanan mutabakatı diğer üye ülkelerin dışişleri bakanlarına aktaracağını söyledi. Böylece Ankara ile adanın kuzeyi arasındaki enerji bağlantısı, Rum yönetiminin girişimiyle Türkiye’nin AB’ye katılım taahhütleriyle birlikte ele alınacak.
Kombos, AB Dışişleri Konseyi öncesindeki açıklamasında hattın “uluslararası hukukun ve Kıbrıs Cumhuriyeti’nin egemenlik haklarının açık bir ihlali” olduğunu savundu. Bu değerlendirme, Rum yönetiminin hukuki ve siyasi itirazını yansıtıyor; açıklamada dile getirilen suçlama, bağımsız bir yargı kararına dayandırılmıyor.
Alanya ile Girne arasında enerji bağlantısı
Plan, Alanya’dan Girne’ye deniz tabanından uzanması öngörülen yaklaşık 97 kilometrelik bir bağlantıyı kapsıyor. Proje için belirtilen yatırım tutarı 601 milyon euro; işletmeye alma hedefi ise 2028 olarak veriliyor ve bu tarih tamamlanmış bir yatırımı değil, planlanan takvimi ifade ediyor.
Girişim, mayısta Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar’ın açıklamalarının ardından tekrar gündeme geldi. Ankara’daki temaslarda Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ile görüşen KKTC Başbakanı Ünal Üstel de projeye verdiği önemi “yüzyılın projesi” ifadesiyle dile getirdi.
KKTC yönetimi, hattı yalnızca Türkiye ile kurulacak bir bağlantı olarak değerlendirmiyor. Yönetimin yaklaşımına göre proje, Doğu Akdeniz kaynaklarının Türkiye güzergâhıyla Avrupa’daki alıcılara ulaştırılmasına aracılık edebilir; bu değerlendirme, gerçekleşmiş bir gaz ticaretini değil, projenin üstlenmesi istenen daha geniş rolü anlatıyor.
Bu nedenle tartışmada birbirinden ayrı iki ölçek bulunuyor: Alanya ile Girne arasında planlanan fiziksel hat ve KKTC yönetiminin tarif ettiği Avrupa bağlantısı. Hattın yatırım hedefleri, bölgesel gazın Avrupa’ya taşınmasına ilişkin bu beklentinin gerçekleştiğini tek başına göstermiyor.
Kombos üyelik ölçütlerini öne çıkarıyor
Kombos’un itirazı enerji altyapısıyla sınırlı kalmadı; bakan, Ankara’nın dış politika tercihleriyle AB’ye katılım hedefi arasında tutarsızlık bulunduğunu ileri sürdü. Türkiye’nin AB’nin Ortak Dış ve Güvenlik Politikası ile uyumunu yüzde 4 olarak ifade ederek bu düzeyi adaylık konumuyla karşılaştırdı.
Bakanın verdiği oran, Rum yönetiminin üyelik tartışmasında kullandığı dayanaklardan biri oldu. Kombos, genişleme sürecine desteğini koruduğunu belirtirken adayların ayrı ayrı değerlendirilmesi ve katılımın belirlenen koşullara uyum üzerinden ilerlemesi gerektiğini söyledi; genişlemeye destek ile koşulsuz katılımı birbirinden ayırdı.
Kombos ayrıca, ölçütlerin geri planda bırakıldığı bir genişleme sürecinin AB’nin güvenliğine zarar verebileceği uyarısında bulundu. Türkiye’ye yönelik mesajında ise üyelik yolunun kazanılmış bir hak gibi değil, kullanılabilecek bir imkân olarak değerlendirilmesini istedi.
Bakan, temmuz ve ağustos dönemine ilişkin hava sahası ve münhasır ekonomik bölge iddialarını da aynı açıklamada gündeme getirdi. Rum yönetiminin bu iki ay için toplam 659 ihlal bildirimini Birleşmiş Milletler’e sunduğunu söyledi; sayı ve olayların ihlal olarak nitelenmesi Kombos’un beyanına dayanıyor.
2028 hedefi ile diplomatik itiraz
Tarafların projeye yüklediği anlamlar farklı: KKTC yönetimi enerji bağlantısı ve Avrupa pazarına erişim ihtimalini vurgularken GKRY egemenlik iddiasını öne çıkarıyor. Lüksemburg’daki girişimin somut kapsamı, Kombos’un mevkidaşlarını bilgilendirme planı; bunun ortak bir AB tutumuna dönüşeceği henüz söylenemez.
Eğer hat öngörülen takvimle işletmeye alınırsa, Türkiye ile adanın kuzeyi arasında planlanan gaz bağlantısı kurulmuş olacak. Avrupa’ya uzanan ticaret boyutu ise KKTC yönetiminin tarif ettiği bölgesel rolün ayrıca gerçekleşmesine bağlı; yerel bağlantıyla Avrupa pazarına erişimi aynı sonuç olarak değerlendirmemek gerekiyor.
Eğer GKRY’nin itirazı diğer üyelerin tutumuna da yansırsa, proje Türkiye’nin katılım sürecindeki dış politika değerlendirmeleriyle daha yakından ilişkilendirilebilir. Önümüzdeki diplomatik eşik, Kombos’un açıklamasından sonra AB üyelerinin nasıl karşılık vereceği; yatırım açısından temel ölçüt ise 2028 hedefinin uygulamada korunup korunamayacağı olacak.
More stories
- Konya'nın ihracatı yerli sermayeyle 4 milyar dolara yaklaştı.
- Sharjah Islamic Bank karını dokuz ayda 1,2 milyar dirheme çıkardı.
- BAE yeşil enerjide 200 milyar dirhemlik yatırımı hedefliyor.
- İngiltere'de İran ve Rusya kaynaklı güvenlik tehdidi artıyor
- Karadeniz'de gemi saldırıları Bulgaristan sınırına dayandı
- Trump'ın Rusya hamlesi Cumhuriyetçi tabandaki çatlağı sınayacak
- Körfez havayolları Suudi Arabistan uçuşlarını askıya aldı
- ABD'nin UCM kararı uluslararası adalet tartışmasını büyüttü
Son haberler
- Formula 1 Afrika'ya dönüyor: Ev sahibi Ruanda
- Wired açıkladı: Yayıncılıkta yapay zeka dönemi
- Emlak katılım KAP'a bildirdi: Katılımevim devrinde yeni gelişme
- Marotta ABD denizaltı programı için yeni sözleşme imzaladı
- Skydance grubunun medya birleşmesi ABD denetimini sınıyor
- Petrol Fiyatlarındaki Gerileme Küresel Piyasaları Rahatlattı

