Kaldıraçlı kredilerde risk seviyesi 2020 zirvesine yaklaştı

Piyasa verilerine göre, 60 sentin altında işlem gören kaldıraçlı kredilerin hacmi 65 milyar dolara ulaşarak 2020'den bu yana en yüksek seviyeye çıktı.

Lauren Collins ·

Kaldıraçlı kredilerde risk seviyesi 2020 zirvesine yaklaştı

Kredi piyasasında artan baskı

Finansal piyasalardaki güncel veriler, kaldıraçlı kredi piyasasında ciddi bir daralmaya işaret ediyor. Uzmanlar, dolar başına 60 sentin altında fiyatlanan kredilerin toplam hacminin 65 milyar dolara yükseldiğini belirtiyor. Geçtiğimiz yıl aynı dönemde bu rakamın 40 milyar dolar seviyesinde olduğu göz önüne alındığında, piyasadaki stresin 2020 yılından bu yana en yüksek noktasına ulaştığı görülüyor.

Söz konusu finansal baskının merkezinde ise teknoloji sektörü yer alıyor. Sektördeki borçlanma araçlarının yeniden finansman süreçlerinde yaşanan zorluklar, piyasa genelindeki risk algısını doğrudan etkiliyor. Analistler, bu durumun sadece birkaç şirketle sınırlı kalmayıp, geniş bir borçlu yelpazesine yayıldığını vurguluyor.

Teknoloji sektöründe yoğunlaşan riskler

Teknoloji şirketleri, toplam sorunlu kredi bakiyesinin yaklaşık yüzde 39'unu oluşturuyor. Bu oran, yaklaşık 54,4 milyar dolarlık bir hacme tekabül ediyor. CDK Global, QLIK Technologies ve Quest Software gibi yazılım firmaları, piyasadaki bu olumsuz tablonun öne çıkan aktörleri arasında gösteriliyor.

Dolar başına 80 sentin altında işlem gören krediler baz alındığında ise toplam tutarın 139,8 milyar dolara ulaştığı kaydediliyor. Bu rakam, bir önceki yıla kıyasla yüzde 90'lık bir artış anlamına geliyor ve Mayıs 2020'deki zirve noktasının sadece 4 milyar dolar altında kalıyor. Ayrıca, 80 sent eşiğinin altında işlem gören borçlu sayısı da geçen yıla göre 35 artarak 141'e yükselmiş durumda.

Kredi notları ve gelecek projeksiyonları

Spekülatif dereceli krediler arasında belirgin bir ayrışma yaşanıyor. En düşük kredi notuna sahip olan CCC kategorisindeki krediler yıl başından bu yana negatif getiri sağlarken, diğer kategoriler pozitif seyrediyor. Bu durum, piyasadaki baskının tüm düşük notlu kredilere yayılmadığını, daha çok en zayıf halkalarda yoğunlaştığını gösteriyor.

Gelecek dönem için yapılan tahminler, temerrüt oranlarında bir artışa işaret ediyor. 2026 yılına kadar hem yüksek getirili tahviller hem de kaldıraçlı krediler için yüzde 2,25'lik bir temerrüt oranı öngörülüyor. 2027 yılı itibarıyla ise bu oranın kredilerde yüzde 4,50'ye kadar çıkabileceği değerlendiriliyor.

Finansman koşullarının iyileşmemesi durumunda, borçlu şirketlerin yatırım ve istihdam kapasitelerinin kısıtlanması muhtemel görünüyor. Ancak, şirketlerin vadesi gelen borçlarını yeniden yapılandırma süreçlerinde başarılı olmaları, bu karamsar senaryoların gerçekleşmesini engelleyebilir. Şu an için belirsizliğini koruyan temel konu, teknoloji sektöründeki bu finansal sıkışıklığın bir ödeme krizine dönüşüp dönüşmeyeceğidir.

More stories

Son haberler