İsviçre sandık başında: Yüzyıllık 'tarafsızlık' politikasının geleceği oylanıyor
İsviçre’de seçmenler, tarafsızlık ilkesinin anayasada daha katı biçimde tanımlanması için sandık başında
Atlas Newsdesk ·

İsviçre referandumu, tarafsızlığı anayasada sertleştirme teklifini bugün sandığa taşıyor. Sonuç, NATO işbirliği ve yaptırım çizgisini etkileyecek.
Teklif kabul edilirse İsviçre, kendisine saldırı olmadıkça askeri veya savunma ittifaklarına katılamayacak. Ülkenin bu ittifaklarla yürüttüğü eğitim dahil işbirliği de anayasal sınıra bağlanacak.
1,8 bin ilkesi sandıkta
İsviçre tarafsızlığı, Napolyon Savaşları sonrasında 1,8 bin'ten bu yana uluslararası düzeyde tanınan bir dış politika ilkesi. Ancak hükümetin bu ilkeyi günlük dış politika ve güvenlik kararlarında nasıl uygulayacağı anayasada ayrıntılı biçimde yazmıyor.
Referanduma sunulan girişim bu boşluğu kapatmayı hedefliyor. Metin, tarafsızlığı yalnızca siyasi bir gelenek olmaktan çıkarıp, askeri ilişkiler ve ekonomik yaptırımlar için bağlayıcı anayasal kurallara dönüştürmeyi amaçlıyor.
Bu değişiklik, NATO üyesi olmayan ancak ittifakla bazı güvenlik alanlarında çalışan İsviçre için mevcut çizgiden ayrılma anlamına gelir. Kabul halinde Bern'in ittifaklarla temas alanı, ülkeye doğrudan saldırı şartı dışındaki dönemlerde daralacak.
Rusya yaptırımları merkezde
Kampanyanın arkasında sağcı İsviçre Halk Partisi bulunuyor. Parti, Rusya'nın Ukrayna'yı işgalinden sonra Moskova'ya uygulanan ekonomik yaptırımların İsviçre'nin geleneksel tarafsızlık anlayışını zayıflattığını savunuyor.
Destekçiler, ülke genelinde beyaz güvercin görselleri ve “Savaşa hayır, tarafsızlığa evet” mesajıyla kampanya yürüttü. Bu çerçeve, tarafsızlığı güvenlik politikası kadar İsviçre'nin krizlerde arabuluculuk rolüyle de ilişkilendiriyor.
Girişimin önde gelen savunucularından milyarder iş insanı Christoph Blocher, “İsviçre 200 yıldır savaş yaşamadı çünkü sürekli silahlı ve tarafsız kaldı” dedi. Blocher'a göre Rusya yaptırımları, Moskova'nın İsviçre'yi çatışmada taraflardan biri gibi görmesine yol açtı.
Teklifte ekonomik yaptırımlar için de daha dar bir çerçeve öngörülüyor. İsviçre'nin yaptırımlara katılması, büyük ölçüde Birleşmiş Milletler tarafından alınan kararlara bağlanacak.
Anketlerde ret cephesi önde
Hükümet ve İsviçre Halk Partisi dışındaki partilerin büyük bölümü girişime karşı çıkıyor. Dışişleri Bakanı Ignazio Cassis, tarafsızlığın bu kadar katı yazılmasının ulusal güvenliğe zarar verebileceğini ve NATO ile eğitim faaliyetlerini engelleyebileceğini savunuyor.
Referandum öncesi kamuoyu araştırmaları, seçmenin mevcut uygulamayı değiştirmeye sıcak bakmadığını gösteriyor. Son anketlerden birinde katılımcıların yüzde 68'i teklife karşı çıkarken, destek oranı %31'de kaldı.
Bern Üniversitesi Avrupa Siyaseti Profesörü Fabio Wasserfallen'e göre seçmenlerin çoğu tarafsızlık ilkesini destekliyor, ancak hükümetin bugünkü uygulamasından da genel olarak memnun. Wasserfallen, Ukrayna savaşı nedeniyle Rusya'ya uygulanan yaptırımlara verilen desteğin bu eğilimi güçlendirdiğini belirtiyor.
Teklif reddedilirse Bern, tarafsızlık ilkesini mevcut esnek yorumla uygulamayı sürdürecek; bu da yaptırım kararlarında ve NATO ile teknik temaslarda hükümete alan bırakacak. Kabul edilirse İsviçre'nin küresel diplomasi rolü, hükümetin güvenlik manevra alanı ve Avrupa'daki savunma işbirliği kanalları daha dar bir anayasal zemine oturacak.