İsrail’de Hristiyanlara saldırılar 2025’te arttı

İsrail’de Hristiyanlara saldırılar 2025’te 181 vakaya çıktı; olayların %83’ü Doğu Kudüs’te. Taciz %63 arttı, cezasızlık tartışması büyüyor.

Cuneyd Erdogan ·

İsrail’de Hristiyanlara saldırılar 2025’te arttı

İsrail’in kontrol ettiği bölgelerde Hristiyanlara yönelik nefret suçu ve taciz vakaları 2024’ten 2025’e belirgin biçimde yükseldi. Rossing Eğitim ve Diyalog Merkezi’nin derlediği olay kayıtları, 2024’te 111 olan toplam vakanın 2025’te 181’e çıktığını gösteriyor. Kurumlar ve yerel aktörler, artışın özellikle Doğu Kudüs’te yoğunlaştığını ve cezasızlık algısının saldırıları beslediğini söylüyor.

Verilere göre 2024’te kayda geçen 111 vakanın 46’sı fiziksel saldırı niteliği taşıdı. 2025’te taciz vakaları bir önceki yıla göre yüzde 63 arttı ve aynı yıl Hristiyan din görevlilerine yönelik 61 fiziksel saldırı rapor edildi. Taciz türlerinde en büyük payı yüzde 60 ile tükürme eylemleri aldı; yüzde 18 hakaret ve tehditlerden, yüzde 12 ise dini sembollere zarar verilmesinden oluştu.

Coğrafi dağılım, riskin belirli alanlarda kümelendiğine işaret ediyor. Vakaların yüzde 83’ü Doğu Kudüs’te gerçekleşti; olayların yüzde 43’ü Ermeni Mahallesi’ni hedef aldı. Bu tablo, dini mekânların, din görevlilerinin ve görünür dini sembollerin daha yüksek temas riski taşıdığı bir güvenlik ortamına işaret ediyor.

Hristiyan kurumları, İsrail makamlarının saldırılara karşı caydırıcılığı sağlayamadığını ve soruşturmaların sonuç üretmediğini savunuyor. Haaretz’in 2021 tarihli haberine göre İsrail polisi 2018-2020 döneminde cami ve kiliselere yönelik 10 nefret suçu soruşturmasından 9’unu, failler tespit edilemediği gerekçesiyle kapattı. Bu geçmiş performans, 2024-2025’teki artışın kurumsal kapasite, önceliklendirme ve uygulama tutarlılığı tartışmalarını yeniden gündeme taşımasına yol açıyor.

Siyasi bağlam da tartışmanın parçası. Metinde, aşırı sağcı Maliye Bakanı Bezalel Smotrich ve Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir gibi isimlerin söylem ve tutumlarının saldırıları cesaretlendirdiği yönünde değerlendirmeler yer alıyor. Bu iddialar, kamu düzeni, azınlıkların korunması ve güvenlik kurumlarının tarafsızlığı başlıklarında siyasi kredibilite riskini artıran bir unsur olarak öne çıkıyor.

Güvenlik boyutu yalnızca Kudüs’le sınırlı değil. Gazze Şeridi’nde Ekim 2023’ten bu yana süren İsrail askeri operasyonları sırasında tarihi kiliselerin de hedef olduğu bildirildi; Aziz Porphyrius Rum Ortodoks Kilisesi’ne yönelik saldırılarda 18 Hristiyan hayatını kaybetti. Bu gelişmeler, bölgedeki Hristiyan varlığının demografik sürdürülebilirliği, dini mirasın korunması ve uluslararası kamuoyu tepkisi açısından ek baskı kanalları yaratıyor.

Olası Etkiler

Ülke Etkisi: Artan vaka sayıları, İsrail’de kamu düzeni ve azınlıkların korunması tartışmalarını büyütebilir. Cezasızlık algısı sürerse, güvenlik kurumlarının uygulama tutarlılığı ve siyasi sorumluluk başlıkları daha görünür hale gelebilir.

Sektör Etkisi: Dini turizm, hac ziyaretleri ve Kudüs merkezli kültürel miras faaliyetleri, algılanan güvenlik riski üzerinden talep ve sigorta maliyetleri kanalıyla etkilenebilir. Dini kurumların güvenlik harcamaları ve operasyonel planlaması daha fazla kaynak gerektirebilir.

Piyasa Etkisi: Siyasi ve güvenlik gerilimleri, ülke risk primi ve yatırımcı algısı üzerinden varlık fiyatlamasını etkileyebilir. Uluslararası tepkiler ve olası diplomatik sürtüşmeler, sermaye akımları ve kredi koşulları kanalıyla finansal koşulları değiştirebilir.

More stories